10 Aralık 2010 Cuma

Taylan Özgür olmasaydı, Ersin Özince de olmazdı



CNBC-e Business dergisinin aralık sayısının kapak konusu, “CEO fabrikası ODTÜ”. Arkadaşlarımızı bu konuyu incelemeye daha önce yaptıkları bir başka araştırma yöneltmiş. Krizde en başarılı 100 şirket araştırmasında görmüşler ki, bu şirketlerin büyük çoğunluğunun başında ODTÜ mezunu bir yönetici var.
Özel bankaların toplam aktif büyüklüğünün yüzde 74’ünün ODTÜ’lü genel müdürlere emanet olması bile tek başına çarpıcı bir olgu. İş Bankası’nda Ersin Özince, Akbank’ta Ziya Akkurt, Yapı Kredi’de Faik Açıkalın ve Denizbank’ta Hakan Ateş, ODTÜ’nün kendilerine neler kattığını dergide anlatıyorlar. İşi büyük kuruluşlara üst düzey yönetici bulmak olan ‘head hunter’ (kafa avcısı) şirket yöneticilerinin, ODTÜ’lülerin ayırdedici üstünlükleri olarak sıraladığı özellikler de, mezunların “ODTÜ bize bunları kazandırdı” dedikleri noktalarla çakışıyor.

6 Aralık 2010 Pazartesi

Sanayi, iç pazarı da kaybediyor

Türkiye’de cari açık tartışmalarında en sık karşımıza çıkan savlardan birisi, “Ekonomik büyümenin canlı olduğu dönemlerde yatırımlar artar. Artan yatırımlar için yatırım malları ithalatı da artmak zorunda. Bu nedenle dış ticaret açığındaki artış, büyümedeki hızlanmanın kaçınılmaz bir parçasıdır. Cari açıktaki artış, büyümedeki olumlu gidişin de bir göstergesidir” şeklindedir. Bu argüman genel olarak cari açığa karşı bir duyarsızlığı da besler.
İçinde bulunduğumuz yıla ait dış ticaret verileri, böyle bir duyarsızlığa düşmenin çok yanıltıcı olabileceğini gösteriyor. Çünkü 10 aylık veriler, dış ticarette yapısal bir bozulmanın öncü işaretlerini veriyor. Yapısal bozulma kendisini tüketim malları alanında ve en fazla istihdam yaratan tekstil, konfeksiyon sektöründe kendini gösteriyor.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Enflasyonda zengin-yoksul farkı, 3.07 puandan 2.23 puana indi

Kasımda gıda fiyatlarında yaşanan gerileme, en fazla alt gelir grubuna yaradı ve bu  kesimin enflasyonu düştü. Kasımda en yüksek yüzde 5’lik gelir diliminde yer alan Patron Mehmet’in enflasyonu yüzde 0.30, orta gelirli Memur Mehmet’in enflasyonu yüzde 0.05 oldu. Buna karşın asgari ücretli İşçi Memet’in enflasyonu yüzde 0.22 düştü. İşçi Memet’in yıllık enflasyonu 1.66 puan gerileyerek yüzde 8.44’ye, Memur Mehmet’inki 1.22 puan gerileyerek yüzde 7.52’ye, Patron Mehmet’inki de 0.83 puan gerileyerek yüzde 6.21’e indi. Böylece İşçi Memet ile Patron Mehmet arasındaki enflasyon farkı 3.07 puandan 2.23 puana geriledi.

Enflasyonda gıda durdu, kamu vurdu

·                     Gıdada fiyat artışının yerini düşüş alınca enflasyon kazık fren yaptı. İki ay üst üste yüksek artışlar kaydeden TÜFE, kasımda yerinde saydı ve sadece onbinde 3 arttı. Yıllık enflasyon da 1.33 puanlık bir düşüşle yüzde 7.29’a indi. Üretici fiyatları ise yüzde 0.31 geriledi ve yıllık ÜFE 1.74 puanlık düşüşle yüzde 8.17’ye indi.

Et ve sebze fiyatlarındaki hızlı artış yüzünden son aylarda yüksek oranlı artışlar gösteren enflasyon, kasımda sürpriz yaparak yerinde saydı. TÜFE, geçen ay sadece onbinde 3 oranında arttı. Böylece yıllık enflasyon da ekime göre 1.33 puan gerileyerek yüzde 7.29’a indi. 11 aylık enflasyon ise yüzde 6.72 ile Merkez Bankası’nın yüzde 6.5 olan yılsonu hedefinin çok az üzerinde bulunuyor. Bu koşullarda yılsonu enflasyonunun, Merkez Bankası’nın en son tahmini olan yüzde 7.5’in de altında kalma ihtimali arttı.
Üretici fiyatlarında da tarım sayesinde  yüzde 0.31’lik bir gerileme yaşandı. Yıllık ÜFE artış hızı 1.74 puan düşerek yüzde 8.17’ye gerilerken, 11 aylık ÜFE artışı yüzde 7.47 oldu.

3 Aralık 2010 Cuma

IMF bile ‘Sıcak para, üretimin altını oyar’ diyor

IMF’nin önceki gün yayınlanan “Reel kur artışından neden ve ne zaman kaygılanmalıyız? /  Hollanda Hastalığı ile büyüme arasındaki kayıp halka” başlıklı araştırma, hızlı döviz girişinin ülke ekonomilerine etkisi konusunda çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırma bu alanda yapılmış 60 teorik ve deneysel (ampirik) çalışmanın sonuçlarını topluca değerlendiriyor.
Hollanda Hastalığı terimi, bu ülkede 1960’larda doğalgaz bulunmasının ardından yaşanan ters etkileri ifade ediyor. Doğalgaz bulunması, üretim faktörlerinin diğer alanlardan çekilip yeni kaynağa yönelmesi yüzünden toplam üretimin azalmasına yol açmıştı. Zengin bir doğal kaynağın bulunması, ülkedeki doğal kaynakların fiyatının hızla artması, işçi dövizleri, dış yardımlar da dahil herhangi bir nedenle ülkeye kaynak girişinin artmasının, büyüme ve üretim üzerinde yarattığı olumsuz etkilerin tamamı, Hollanda Hastalığı diye tarif ediliyor.
IMF’nin son çalışması, ülkeye aşırı ve hızlı döviz girişlerinin, Hollanda Hastalığı’na yani bir dizi olumsuz sonuçlara yol açtığını kesin olarak saptıyor.