Yolsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yolsuzluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2018 Salı

5 soruda McKinsey planının önü arkası


1- McKinsey ne tür işler yapıyor?
McKinsey, dünyanın en büyük ve en etkin yönetim danışmanlığı firmalarından birisi. Şirketlerden devletlere, kamu kurumlarına kadar farklı kesimlere yönetim danışmanlığı hizmetleri veriyor. Sadece ekonomi alanında şirketlerin stratejileri veya hükümetlerin ekonomi politikaları konusunda değil devlet yapısı, siyasi yönetim alanlarında da hizmet verdiği oluyor.
Bu çalışma sırasında hizmet verdiği şirketin veya kurumun tüm verilerini alıp kullanabiliyor.
Bu hizmetini milyon dolarlarla ifade edilen yüksek ücretlerle yapıyor.

2- McKinsey’in karnesi nasıl?
McKinsey, dünyanın en büyüklerinden, en deneyimlilerinden birisi olmasına karşın milyonlarca dolara sattığı reçetelerin başarısı garanti değil. Tam tersine tarihe geçmiş başarısız şirket operasyonlarında McKinsey’in imzası var.

2 Mayıs 2017 Salı

Yolsuzluk ve yoksulluk, asıl hukuk işlemezse artar

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, geçen hafta yapılan Türkiye Müteahhitler Birliği'nin (TMB) 32. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hukukun iyi işlediği ülkelerde iş yapmanın daha kolay olduğunu, ancak bu ülkelerde de kâr marjlarının diğer ülkeler kadar yüksek olmadığını söyledi.
Konuşmanın alt metninden hukukun iyi işlememesinin daha karlı bir şey olduğu çıkıyor. Bu doğru mudur? Evet doğrudur. Ama bu iktidarın çevresindeki “oligarklar” açısından doğrudur.
Hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerden uzaklaştıkça, keyfi uygulamalar artar ve bunun doğrudan bir parçası olarak ekonomik kaynaklar iktidar çevresindeki oligarklara, imtiyazlı yandaşlara akmaya başlar. Oligarkların servetinin ve karlarının olağanüstü artması, hem emekçi kesimin hem de oligarklar dışındaki sermaye kesiminin ekonomiden aldığı payın azalması anlamına gelir.

6 Eylül 2016 Salı

Dünya örnekleri ışığında Türkiye Varlık Fonu

Dünyada çok sayıda ülkede çok farklı özelliklere ve yönetim biçimlerine sahip ulusal varlık fonu var. Oturmuş ve genel kabul görmüş hakim bir modelden bahsetmek mümkün değil. Ulusal varlık fonlarının kaynakları, hedefleri, stratejileri, sahiplik biçimi, yönetim biçimi, şeffafl ık ölçüsü, denetim şekli her ülkede farklı. Ancak her ülke fonunun o ülkedeki politik yönetim biçiminin bir yansıması olduğunu söylemek mümkün.
Ulusal varlık fonları sahip oldukları dev kamu kaynakları sayesinde ülke içinde de ekonomik ve sosyal yararlar üretmek kadar riskler üretmek imkanına sahipler. Bu risklerin başında ulusal varlık fonunun iktidarlar tarafından paralel bir bütçe gibi kullanılarak, kamu açıklarının gizlenmesi geliyor. Buna paralel olarak ulusal varlık fonlarının iktidarın politik çıkarları için kullanılması risklerden bir diğeri. Buna ilaveten ulusal varlık fonunun kaynaklarının ve yatırımlarının yolsuzluklar ve yandaş zenginler yaratmak veya politik rakipleri destekleyen iş çevrelerini yıpratmak veya yok etmek için kullanılması durumu var. Bazı akademik çalışmalar, bazı varlık fonlarının salt yolsuzluk için kurulmuş olduğunu bile yazıyorlar.

2 Eylül 2016 Cuma

Türkiye Varlık Fonu Norveç gibi mi, Angola gibi mi olacak?

Angola da Norveç de petrol zengini ülkeler. Her ikisinin de ulusal varlık fonları var. Norveç’in ulusal varlık fonu bu alandaki en eski örneklerden birisi. Angola ise 2008 global krizi sonrasında kurulan yeni örneklerden.
Afrika’nın ikinci büyük petrol üreticisi olan Angola, 2008 krizi sonrasında petrol fiyatlarında yaşanan düşüş sonrasında ekonomisinin girdiği sıkıntılara karşı bir çözüm olarak petrol gelirlerine dayalı bir varlık fonu kurmaya karar verdi. Hazırlıklar, IMF gözetimi ve yönlendirmesi altında yapıldı.
5 milyar dolar sermaye ile kurulan fonun birinci işlevi bir istikrar fonu olmaktı. Ekonomi kötüye gittiğinde varlık fonunun kaynakları devreye girecek ve böylece yatırımlar aksamayacak, ekonomik krizin etkileri yumuşatılacaktı. İkinci amaç ise kalkınmaya yönelik altyapı yatırımları olacaktı.
IMF gözetiminde kurulan fon, kağıt üzerinde başta IMF ve OECD önderliğinde oluşturulan Santiago İlkeleri dahil ulusal varlık fonları konusundaki uluslararası standartlara da uygundu. 

30 Ağustos 2016 Salı

Türkiye Varlık Fonu, neden kanundan kaçırılıyor?

Türkiye Varlık Fonu’na ilişkin yasa Meclis’ten geçti. Türkiye Varlık Fonu, genel olarak ekonomiye olduğu kadar, kamu-özel dengesi, şirketler dünyası ve iş dünyası içindeki dengeler üzerinde de ciddi etkiler yaratabilecek bir yapıya ve imkanlara sahip. Ülke varlık fonları (ÜVF), dünyada çoğunlukla petrol gibi doğal kaynak ihracatçısı ülkeler, büyük miktarda ödemeler dengesi fazlası ve yüksek döviz rezervi olan ülkeler veya yüksek miktarda bütçe fazlası olan ülkeler tarafından kuruluyor. 
ÜVF doğal kaynak ihracatı veya ödemeler dengesi fazlası ile elde ettikleri döviz rezervlerini piyasalar ve ekonomideki oynaklıklara karşı istikrar sağlamak için kullanıyorlar. Bunun yanı sıra doğal kaynaklardan elde edilen döviz ve bütçe fazlasının ekonominin diğer alanlarında rehavet ve hastalıklar yaratmaması da amaçlanıyor. Bütçe fazlasına dayalı olarak ÜVF kuran ülkeler, daha çok başta eğitim olmak üzere ülkenin geleceği için yatırım yapmak ve ekonomik kriz dönemlerinde eldeki bütçe fazlasını ekonomiyi canlandırmak için kullanmak için kullanıyorlar. 
Türkiye bu grupların hiçbirine dahil değil. Ödemeler dengesi ve bütçesi fazla değil, açık veriyor; döviz rezervleri yüksek olmak bir yana orta halli bir krize bile dayanabilecek yapıda değil.