Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Kasım 2018 Salı

Sağlıkta dönüşümün külfeti SGK’ya, nimeti hastanelere


Tartışmalı şehir hastaneleri projesi ile bir üst faza geçen sağlıkta dönüşüm planı, 2005 yılında Düzce’de pilot uygulama olarak başlamıştı. 2006’da 10 ile genişleyen plan, daha sonra tüm illere yayıldı.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2017 yılı sağlık harcamaları istatistikleri, sağlıkta dönüşüm planının 12 yıllık bilançosunu ve sistemdeki dengeleri ne yönde değiştirdiğini de ortaya koyuyor:
* Yatırımlar hariç cari sağlık harcamaları 12 yılda yüzde 293 arttı. Bu sürede sağlıktaki enflasyonun yüzde 70 olduğunu dikkate alırsak yüzde 131’lik bir reel artış var. Kişi başına cari sağlık harcamasındaki 12 yıllık nominal artış yüzde 235, reel artış ise yüzde 97.
* 12 yılda hanehalkının cari sağlık harcamaları yüzde 183 artarken, merkezi devlerin harcamaları yüzde 216, yerel yönetimlerin harcamaları ise yüzde 272 artmış. Buna karşın SGK’nın sağlık harcamasındaki artış yüzde 442’yi bulmuş.

30 Haziran 2012 Cumartesi

Sezaryende başımıza gelenler, neden Latin Amerika’nın aynısı?


Kürtaj yasağıyla birlikte tartışma gündemimize giren konulardan birisi de sezaryene de yasak veya kısıtlama getirilmesi oldu. Kürtajda yasak tezine herhangi bir şekilde destek verebilecek nitelikte hiçbir istatistiki veri yok, ama sezaryan için durum çok farklı. Son yıllarda sezaryende gerçekten bir patlama yaşandı.
OECD verilerine göre Türkiye’de sezaryen oranı 2006’da yüzde 29.7 düzeyindeydi. Sezaryen oranı 2007’de birden sıçrama yaparak yüzde 36’ya çıktı. Sezaryen’in 2007’de başlayan önlenemez yükselişi, daha sonra da sürdü. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre sezaryenle doğum oranı 2009’da yüzde 45.4’e, 2011’de yüzde 46.6’ya ulaştı. Bu yılın ilk üç ayındaki oran ise yüzde 51.1.
Bu anormal duruma yol açan nedenleri bulmak, sorunun çözümünde birinci adım. 2006’dan sonra kadınlar birden bire sezaryen istemeye mi başladı? Yoksa hükümet sözcülerinin dillendirdiği gibi sebep, hastane ve doktorların 2006'dan sonra birden bire gözünü para hırsı bürümesi mi?

23 Haziran 2012 Cumartesi

Kürtajı bırak, ana çocuk sağlığına bak


Kadınların ve kamuoyunun hükümetin kürtaj yasağı girişimine gösterdikleri tepki, önce konunun soğutulmasına daha sonra da sessizce geri adım atılmasına yol açmış gözküyor. Bundan sonraki uygulamanın nasıl olacağının garantisi olmasa da kadınların tepkisi bir sonuç vermiş gözüküyor.
Kürtaj yasağının dayandırıldığı gerekçeler de son derece çürük gerekçelerdi. Temel iddia, kürtaj ve sezaryenin Türkiye’nin nüfus artışını düşürmek isteyenlerin uluslararası komplosu olduğuydu. Türkiye’nin doğurganlık, kürtaj, ana ve çocuk sağlığı verilerini uluslararası verilerle karşılaştırdığımızda bu durum net olarak ortaya çıkıyor.
  •  Türkiye’de doğurganlık hızı yavaşlasa da gelişmiş dünyanın oldukça üzerinde. Türkiye’de doğurganlık hızı, 2001’de 2.37 iken 2010’da 2.03’e geriledi. Yani her kadının ömür boyu yaptığı ortlama doğum sayısı geriliyor. Buna bağlı olarak genç nüfusun toplam içindeki payı da geriliyor. Ancak buna rağmen Türkiye hala doğurganlık hızı yüksek ve nüfusu en genç ülkeler arasında.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Derdimiz kürtajın çok olması değil, eğitim ve işin az olması


Kürtaj yasağına gerekçe bulmaya çalışanların dayandığı temel tezlerden birisi, bunun Türkiye’nin nüfus artış hızını düşürerek büyümesini ve dünyada daha etkili olmasını engelleyeceği iddiası. Eğer gerçekten sorun bu ise önümüzdeki engelleri önem sırasına koymaya kalksak kürtaja pek sıra gelmez. Sosyal alanda barış, eşitlik, adalet, sağlık, eğitim ve istihdamın; ekonomi alanında ise katmadeğeri yüksek ve kendine yeterli üretimin ilk sıralarda yer alacağı da kesindir.
Sadece istihdam alanındaki durumumuzu dünya ile karşılaştırmak bile bu sorun karşısında kürtajın devede kulak bile olmayacağını görmemize yeter.

27 Aralık 2010 Pazartesi

TÜİK, sosyal verileri neden geciktiriyor?

Ekonomik ve sosyal gelişmeleri izlememiz, yeni eğilimleri fark etmemiz, geleceğe yönelik projeksiyonlar yapabilmemiz için en kapsamlı veri üreten kurumumuz kuşkusuz Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). TÜİK son yıllarda hem yaptığı araştırmaların kapsamını genişletiyor, hem de araştırmaları başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslar arası standartlara uygun hale getiriyor. Örneğin bir süre önce aylık olarak düzenli açıklanan veriler arasına kırmızı et, süt ve süt ürünleri ile tavuk eti ve yumurta üretim verileri de eklendi. 2011 veri takvimine göre mayıs ayından itibaren sektörel güven endeksleri de aylık olarak yayınlanmaya başlayacak. İlgili ayın son haftasında sıcağı sıcağına açıklanacak olan bu verinin, ekonominin gidişatı konusunda yeni ve yararlı bir gösterge olacağı açık.
Buna karşın veriler konusunda TÜİK cephesinde dikkat çeken aksaklıklar da var. Örneğin  TÜİK 2 Aralık’ta açıklayacağı 2009 yılı yoksulluk araştırmasını zamanında yayayınlamadı.

15 Mart 2010 Pazartesi

Sağlık reformunda fatura vatandaşa çıktı

• 2005 yılında uygulamaya giren sağlık reformu, ailelerin sağlık harcamalarının katlanmasına yol açtı. Toplam sağlık harcamaları içinde ailelerin üstüne düşen pay arttı.
• TÜİK’in verilerine göre reformun uygulandığı ilk üç yıl içinde halkın sağlık harcaması yüze 92.3 arttı. Halkın faturasındaki artış devletin 1.5, özel sektörün ise 2 katı.

• SSK’NIN YÜKÜ ARTTI – Cari sağlık harcamaları içinde SSK’nın payı 7 puan birden artarak yüzde 30.2’ye çıktı. Vatandaşın payı ise yüzde 20.2’den yüzde 23.9’a yükseldi.
• DÖRTTE BİRİ AİLE BÜTÇESİNDEN – Üç yılda yatırımlar dahil kişi başına sağlık harcaması 281.3 TL artarak 724.6 liraya yükseldi. Bu artışın 72.8 TL ile yüzde 25.9’u ailelerin cebinden çıktı.

Şubat 2005’te çıkartılan yasayla uygulamaya giren “sağlık reformu”, vatandaşın sağlık harcamalarının devletten de, özel sektörden de daha fazla artmasına yol açtı. SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesiyle başlayan ve genel sağlık sigortası sistemi ile sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracağı öne sürülen yeni sistem, vatandaşın sağlık faturasını üç yıl içinde yüzde 92.3 artırdı. Oysa aynı dönemde TÜİK’in 2007 yılını kapsayan en son verilerine göre cari sağlık harcamaları 2004-2007 arasında kamuda yüzde 55.9, özel sektörde yüzde 46.8 arttı. Böylece vatandaşın sağlık harcamalarındaki artış oranı, özel sektörün iki katını, devletin ise 1.5 katını buldu.
Vatandaşın sağlık harcamalarındaki artışta nüfus ve enflasyonun etkisi, toplam artış oranı ile kıyaslanamayacak kadar düşük bir düzeyde. 2004-2007 arasında nüfus yüzde 3.72, sağlık ürün ve hizmetlerindeki enflasyon ise yıllık ortalamalara göre yüzde 4.02 ile sınırlı kaldı.
Sağlıktaki üç yıllık enflasyon hesaba katıldığında vatandaşın harcamasındaki reel artış, yüzde 84.9’ü buluyor. Nüfus artışı hesaba katıldığında vatandaşın kişi başına sağlık harcaması, yüzde 85.4 arttı. Hem enflasyon, hem de nüfus artışı birlikte dikkate alındığında vatandaşın kişi başına sağlık harcamalarındaki reel artış yüzde 78.2’yi buluyor.

ASGARİ ÜCRETTEKİ ARTIŞIN 2.5 KATI

Ailelerin kişi başına sağlık harcamasındaki artış oranı, asgari ücretteki artış oranının 2.5 katını buldu. Maaşını ay sonunda alan bir asgari ücretlinin 2004 yılı içinde eline ayda ortalama 302.97 TL geçerken, bu miktar 2007’de 407.86 TL’ye çıktı. Asgari ücretteki yüzde 34.62’lik artışa karşın ailelerin kişi başına sağlık harcaması yüzde 85.38’e ulaştı.
3 yıllık sürede 4 kişilik bir ailenin toplam sağlık harcaması 291 TL artarak 341 liradan 632 liraya ulaştı. Reform öncesinde 4 kişilik bir ailenin aylık ortalama sağlık harcaması 28.4 lira iken, 2007’de 52.7 liraya yükseldi. Üç yılda ortalama asgari ücrette gerçekleşen 104.89 liralık artışın 24.27 lirasını tek başına sağlıktaki artış götürdü. 4 kişilik bir aile 2004’te asgari ücretin yüzde 9.38’ini sağlığa harcıyordu, 2007’de bu oran üçte bir artarak yüzde 12.92’ye çıktı.

SAĞLIK REFORMU, SSK’YI FENA ÇARPTI
TÜİK verileri, sağlık reformunun Emekli Sandığı ile Bağ-Kur’un faturasını düşürürken, SSK’nın faturasını olağanüstü artırdığını ortaya koydu. 2004-2007 arasında cari sağlık harcamaları Emekli Sandığı’nda yüzde 23.3, Bağ-Kur’da yüzde 26.7 düşerken, SSK’nın faturası yüzde 111.4 arttı. Hastaneleri elinden alınarak Sağlık Bakanlığı’na devredilen SSK’nın hastane harcamaları yüzde 81.6 yükseldi. İlaç üretimi ve toplu ilaç alım imkanı ortadan kaldırılan SSK’nın ilaç faturası ise adeta patlama yaparak yüzde 155.2 arttı.
Sosyal güvenlik sisteminin toplam cari sağlık harcaması artışı, yüzde 44.4 ile yüzde 62.5 olan genel artışın altında kaldı. Ancak bu Emekli Sandığı ile Bağ-Kur’un harcamalarındaki düşüş sayesinde gerçekleşti ve sistemin yükü SSK’nın üzerine kaydı.

AİLENİN HASTANE VE DOKTOR HARCAMASI KATLANDI

2004-2007 arasında vatandaşın sağlık harcamaları içinde en yüksek oranlı artış yüzde 152.5 ile hastane harcamalarında meydana geldi. Doktor ve ayakta bakım harcamaları yüzde 101.2, ilaç ve tıbbi bakım harcamaları ise yüzde 72.8 arttı. 4 kişilik bir ailenin doktor harcaması 3 yılda 114 TL artarak 235 liraya, ilaç harcaması 88 TL artarak 220 liraya, hastane harcaması da 52 TL artarak 89 liraya çıktı.


Vatandaşın hastane harcaması üç yılda 2.5 katına çıktı

Toplam cari sağlık harcaması
Hastane harcamaları
Ayakta bakım harcamaları
İlaç ve tıbbi malzeme harcamaları
(milyon TL)
2004
2007
Değişim
2004
2007
Değişim
2004
2007
Değişim
2004
2007
Değişim
Toplam
28,616.2
46,495.3
62.5%
11,424.6
19,030.0
66.6%
4,412.2
7,776.8
76.3%
10,244.5
16,040.0
56.6%
Vatandaş
5,775.5
11,105.3
92.3%
621.2
1,568.2
152.5%
2,055.8
4,135.3
101.2%
2,231.3
3,856.8
72.8%
Genel devlet
20,518.7
31,981.1
55.9%
10,380.3
16,840.7
62.2%
1,497.2
2,380.3
59.0%
7,845.3
11,936.7
52.2%
Sosyal güvenlik sistemi
13,014.7
18,798.7
44.4%
6,215.1
9,082.7
46.1%
0.0
0.0

6,662.9
9,716.0
45.8%
SSK
6,635.7
14,029.5
111.4%
3,947.9
7,170.5
81.6%
0.0
0.0

2,687.8
6,859.0
155.2%
Emekli Sandığı
2,739.8
2,102.7
-23.3%
1,078.8
912.7
-15.4%
0.0
0.0

1,524.3
1,190.0
-21.9%
Bağ-Kur
3,639.2
2,666.5
-26.7%
1,188.4
999.5
-15.9%
0.0
0.0

2,450.8
1,667.0
-32.0%
Kamu kurumları
7,091.9
12,807.4
80.6%
4,072.0
7,677.2
88.5%
1,350.6
2,244.9
66.2%
1,118.8
2,191.0
95.8%
Yerel yönetimler
412.1
374.9
-9.0%
93.2
80.8
-13.3%
146.6
135.4
-7.6%
63.7
29.7
-53.4%
Özel sektör
2,322.1
3,408.9
46.8%
423.1
621.1
46.8%
859.2
1,261.2
46.8%
167.9
246.4
46.8%