Teşvikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Teşvikler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2019 Salı

2017’nin hızlı büyümesi bölgesel eşitsizliği azaltmadı, artırdı


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesaplarına göre 2017’de yüzde 7.44’ü bulan yüksek büyüme hızının, illere yansımasının dengesiz olduğunu ve böyle bir yüksek büyüme yılında bile ekonomisi küçülen iller olduğunu önceki yazılarımızda ortaya koymuştuk.
Bugün de 2017’deki yüksek hızlı büyümenin bölgesel eşitsizliklere yansımasını ele alacağız. TÜİK’in il düzeyinde gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerinden yaptığımız hesaplamaların, bölgesel eşitsizlik penceresinden ortaya koyduğu manzara şöyle:
* 2017’de gelişmiş bölgeler daha hızlı, geri kalmış bölgeler daha yavaş büyüdü. Dolayısıyla yüksek büyüme yılında bölgesel eşitsizlikler azalmak yerine daha da arttı.
* Temel hedefi bölgesel eşitsizlikleri azaltmak olan sektörel-bölgesel teşvik sistemi, 2017’de hedefinin tam tersi bir sonuçla karşılaştı.

15 Eylül 2017 Cuma

Bu makas, ekonomide yeni bir fay hattı demek

Sayfada iki grafik görüyorsunuz. Bu iki grafik bana göre ekonomide yeni bir risk odağının, yeni bir fay hattının oluşmakta olduğunu haber veriyor.
Birinci grafik yıllık toplam makine teçhizat yatırımlarının cari değeri ile yurtiçi krediler toplamının seyrini karşılaştırıyor. Karşılaştırmanın net görülebilmesi için 2009 yılı sonu değerleri her iki veri için de 100 kabul ederek bir endeks oluşturduk. Grafik bu endeks değerlerinin seyrini gösteriyor.
İkinci grafik yıllık toplam makine teçhizat yatırımlarının cari değerinin yurtiçi kredi hacmine oranının seyrini gösteriyor.

12 Eylül 2017 Salı

Bu büyümeye ne kadar sevinebiliriz?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yeni serisi ile yaptığı hesaplamayla yılın 2. çeyreğinde büyümenin yüzde 5.05 olduğunu açıkladı. Yılın ilk çeyreğine ilişkin daha önce yüzde 4.96 olarak açıklanan büyüme hızı da yüzde 5.24’e yükseltildi. Böylece ilk yarı büyüme hızı yüzde 5.14 oldu.
Yeni milli gelir hesabının bir güven sorunu olduğu açık. Ekonominin en kapsayıcı verisi olan gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) hesaplarına tam olarak güvenememek tüm ekonomi aktörleri ve analizcileri için büyük bir dert.
Buna karşın, her ne kadar soru işaretlerimiz devam ediyor olsa da, büyüme verilerinin ekonominin gidişatı hakkında neler söylediğini, rakamların ne anlama geldiğini analiz etmeye çalışmaktan başka çaremiz de yok.
TÜİK’in 2. çeyrek GSYİH verilerini incelediğimizde şu noktaların altını çizmek gerekiyor:

18 Ağustos 2017 Cuma

İstihdam seferberliğinin ilk yarı karnesi

İstihdam seferberliği, referandum takvimiyle ekonomi gündeminin ilk sıralarına yerleşti. Görünürde istihdamın artması için dört koldan çaba harcanıyor. 
Doğrudan istihdam artışını hedefleyen SGK primi desteği, prim erteleme gibi planların yarı sıra çeşitli adlar altında piyasaya sürülen teşvik paketleri birbirini izliyor. Bu önlemleri vergi ve prim borcu afları tamamlıyor.
Bankacılık alanında Kredi Garanti Fonu planı ve banka bilançolarında tanım değişiklikleri yoluyla kredilerin hızla artırılması dolaylı yoldan ciddi bir istihdam desteği uygulaması.
Bunları bütçe açığında hızlı artış pahasına kamu harcamalarını artıran politikalar tamamlıyor. Bunun faturası geçen yılın ilk 7 ayında 1.28 milyar TL fazla veren bütçenin, bu yıl 24.3 milyar dolar açık vermesi oldu. Sosyal güvenlik açığının finansmanı için bütçeden aktarılan kaynak miktarı da yüzde 118 artarak 22.8 milyar lirayı aştı.
Bu faturalara karşın istihdam cephesindeki performansın geçmiş yıllara göre pek farklı olduğunu söylemek mümkün değil. Hatta bazı noktalarda geçmiş yıllardan daha kötü bir performans var. İyimser yaklaşımla söylenebilecek tek şey, “Bunlar da olmasaydı işsizlik çok daha korkutucu şekilde artardı” olabilir.

11 Temmuz 2017 Salı

Teşvik bölgesi göç profilinde keskin değişim

TÜİK’in yayınladığı iller arası iç göç verilerinden yaptığımız hesaplamaya göre 2016’da teşvik bölgelerinin içgöç profilinde daha önce görülmemiş ölçüde keskin bir değişiklik meydana geldiği ortaya çıktı.
En çarpıcı değişiklik sosyo-ekonomik açıdan en gelişmiş illerden oluşan 1. Bölge ile ikinci derecede en geri illerden oluşan 5. Bölge’de ortaya çıktı.

23 Haziran 2017 Cuma

'Seferberlik' sonrası genç istihdamı artmadı, düştü

Son yazımızda 'istihdam Seferberliği'nin 4 aylık uygulamasının ne ölçüde fark yarattığı konusunu TÜİK verileriyle ele almıştık. Bugün 'istihdam Seferberliği'nin genç istihdamına nasıl yansıdığını inceleyeceğiz.
'İstihdam Seferberliği'nin ilk adımlarının atıldığı ocak ayından önceki ekim, kasım ve aralık aylarını kapsayan kasım dönemi ile TÜİK'in en son açıkladığı mart dönemi verilerini karşılaştırıyoruz. TÜİK'in mart dönemi iş gücü verileri şubat, mart ve nisan aylarının ortalaması.
İstihdam kıştan çıkarken mevsimsel hızla artmaya başlar. Bu yüzden 'istihdam Seferberliği'nin ne ölçüde ilave bir artış sağladığını görebilmek için bu yılki artış ile geçen yıl aynı dönemde meydana gelen artış arasındaki farka bakmak gerekiyor.
Sayfadaki tabloda kasım- mart döneminde bu yıl ve geçen yıl ortaya çıkan artış ve azalışlar yer alıyor. Tablonun son sütunu ise karşılaştırma döneminde bu yılın performansının geçen yılın ne kadar üzerine çıktığını, ya da çıkamadığını görüyorsunuz.
Bu tabloya göre 'istihdam Seferberliği'nin gençler açısından karnesi şöyle:

20 Haziran 2017 Salı

İstihdam seferberliğinin ilk 4 ay karnesi çok zayıf

Referanduma giderken Ocak ayı ortasında ilan edilen 'istihdam seferberliği' ilk 5 ayını tamamladı. İstihdam artışına doğrudan getirilen teşvikler aslında tek başına değil. Vergi ve SGK borcu afları ve ertelemeleri, çeşit çeşit yatırım teşvikleri, kredi borcu yapılandırmaları, Kredi Garanti Fonu yoluyla devlet garantili krediler gibi uygulamalar da aslında istihdam artışını destekleyecek faktörler.
Tüm bu faktörlerin tamgaz devrede olduğu ilk ayların ardından 'istihdam seferberliği'nin karnesine bakmakta yarar var.
Bu konuda yararlanabileceğimiz SGK ve İŞKUR istatistikleri, her nedense (!) 'istihdam seferberliği' ilan edildiğinden beri açıklanmadığı için hesabımızı TÜİK'in işgücü istatistikleri ile yapacağız.
TÜİK'in hesaplama metoduna göre ocak ayı öncesine ait son dönem olan ekim-kasım-aralık aylarını kapsayan kasım verileri ile son açıklanan ve şubat-mart-nisan aylarını kapsayan mart dönemi rakamlarını karşılaştıracağız.

26 Mayıs 2017 Cuma

Aile kurumu en hızlı hangi teşvik bölgesinde zayıfladı?

Salı günü bu köşede aile kurumunda global krizle öne çıkan, ancak daha sonra ekonomideki toparlanmaya rağmen süren zayıflama sürecinin hala etkili olduğunu son verilerle irdelemiştik.
Aile kurumunu zayıflatan sürecin gerisinde kültürel faktörlerin yanısıra temelde başta refah, yoksulluk, gelir dağılımı ve göç gibi sosyo-ekonomik faktörler yatıyor.
Bu çerçevede aile kurumundaki gelişmelere teşvik bölgeleri penceresinden de bakmak, bize teşvik sisteminin etkinliği konusunda bazı ipuçları verebilir. Çünkü teşvik sisteminin temel amacı bölgesel kalkınmayı geliştirme ve bölgeler arasındaki sosyo-ekonomik gelişmişlik farkını azaltmak. Teşvik sisteminin bu alandaki başarısının, aileye de yansıması olması gerekir.

21 Mart 2017 Salı

Moody’s’i adam yerine koyalım mı, koymayalım mı?

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Türkiye’nin kredi notu görünüm değerlendirmesini “durağan”dan “olumsuz”a çevirdi. Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu 24 Eylül’de “yatırım yapılamaz” seviyeye düşürmüştü. O zaman yaptığı görünüm değerlendirmesi “durağan” şeklindeydi. Moody’s Türkiye’nin görünüm değerlendirmesini 6 ay içinde negatife çevirdi.
Görünümün olumsuz-negatif olması ise temel kredi notunun önümüzdeki dönemde düşme ihtimalinin daha yüksek olduğuna işaret ediyor. Moody’s ya da diğer kredi notu derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmelerinin gerçekçi olmadığını düşünebilirsiniz. Verilen kredi derecelerinin, yaklaşan krizleri göremediğinin yığınla örneği vardır. Derecelendirme kuruluşlarının notlarında çıkar ilişkilerinin ya da siyasi oyunların etkili olduğunu düşünebilirsiniz. Enron skandalı başta olmak üzere bunun da bir dizi örneğini sıralamak mümkün.
Buna rağmen, kredi derecelendirme kuruluşlarının verdikleri notu ve değerlendirmelerini önemle dikkate almak zorundasınız. Birincisi uluslararası finans alemi bu kuruluşları temel alarak hareket ediyor. İkincisi kredi derecelendirme kuruluşlarının analizleri, öyle yabana atılacak sıradan analizler değildir. Arkasında ciddi bir profesyonel birikim vardır. Sizi uluslararası muadillerinizle karşılaştırarak yerinizi gösteren ölçümleri, kendi değerlendirmeniz için de önemlidir.

13 Ocak 2017 Cuma

Bölgesel teşvik kişi başına geliri ne kadar etkiledi?

Son yazımızda teşvik sisteminin, bölgeler arası ekonomik eşitsizliği ne ölçüde etkilediğini ele almıştık. Teşvik bölgelerinin gayrisafi yurtiçi hasıladan (GSYİH) aldıkları payın yıllar içindeki karşılıklı değişimine baktığımızda ortaya çarpıcı bir sonuç çıkıyor. 2009 öncesi teşvik sistemi de, 2009’da başlayan bölgesel- sektörel teşvik sistemi de gelişmiş illerin yer aldığı 1. ve 2. teşvik bölgelerinin GSYİH içindeki paylarını azaltma yönünde bir etki yaratmamış. Sadece en yoksul 6. Bölge’nin payında sınırlı bir artış gözleniyor. Ancak bu da yine geri kalmış bölgeler olan 4. ve 5. bölgelerin payındaki azalma pahasına gerçekleşmiş. 4, 5 ve 6. bölgelerin toplam payında bir değişiklik yok. Yani sadece geri kalmış bölgelerden 4. ve 5. bölgelerin kaybettiği pay 6. Bölge’ye kaymış.
Bugün bölgeler arası eşitsizliğin bir diğer boyutu olan kişi başına milli gelirin teşvik bölgelerine göre farklılıkları ve buradaki değişimi inceleyeceğiz.

10 Ocak 2017 Salı

Bölgesel eşitsizlik azalmadı sadece geri iller arası denge değişti

Gelir dağılımındaki bozukluk ile bunun bir boyutu olan bölgesel eşitsizlik Türkiye’nin en önemli ekonomik ve sosyal sorunu. Bölgesel eşitsizlik etkin bir şekilde azaltılmadığı takdirde kendi kendini besleyerek daha da büyütüyor. Çünkü bölgelerin ekonomik ve sosyal geriliği, bu bölgelerde yeni yatırımlar yapılmasını caydırıyor ve ekonomik ve sosyal eşitsizlik daha da artıyor. Bunun doğal sonucu olarak bölgeden diğer bölgelere göç durmuyor, hatta artıyor. Göç mevcut eşitsizliğin daha da derinleşmesine yol açıyor.
Bu kısır döngünün kırılabilmesi için ekonomik, sosyal ve siyasi alanda bütünlüklü ve kapsamlı programların uygulanması zorunlu.
Türkiye’de de bu alanda onyıllardır değişik isimler altında planlar, programlar, paketler uygulanıyor. Son olarak global kriz döneminde bölgesel sektörel teşvik sistemi uygulamaya girdi. 2009’da başlayan bu sistem önce 4 bölgeli, 2012’den itibaren de 6 bölgeli olarak uygulanıyor.
TÜİK’in il bazındaki cari gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYİH) verilerine göre 6 teşvik bölgesinin toplam GSYİH içindeki paylarının 2004-2014 arasındaki değişimini sayfadaki tabloda görüyorsunuz. Tablonun ortaya koyduğu başlıca sonuçlar şöyle özetlenebilir:

25 Haziran 2012 Pazartesi

Yeni teşvik sistemi, söylenenin tersine katma değeri düşük yatırımları özendirecek


Yeni teşvik sisteminin uzun süredir bekleyen sektörel ayrıntılar da nihayet açıklandı ve yürürlüğe girdi. Yeni sistemin maddi ayağı, yani vergi indirimleri, devlet katkısı oranı, faiz desteği, gelir vergisi ve sigorta primi desteği gibi noktaları daha önce açıklanmıştı. Şimdi hangi sektörlerin hangi ilde nasıl destekleneceğine ilişkin düzenleme de açıklandı. Böylece resmin tamamı ortaya çıkmış oldu.
Maddi destekler bölümü açıklandığında yaptığımız hesaplama ile değişiklikten karlı çıkan illerin sayısının zararlı çıkanlardan daha az olabileceğini örnek bir hesaplamayla göstermiştik. Yapılan sunumlarda en fazla desteğin sağlandığı 6. bölgeye sağlanan imkanlara vurgu yapılıyor ve bu imkanlarla Doğu ve Güneydoğu’daki illerin Avrupa’nın Çin’i olacağı anlatılıyor. Ancak resmin bütününe bakınca teşvik sınıflamasında 2, 3 ve 4. bölgede yer alan illerden kayba uğrayanların sayısı da oldukça fazla.
Bu yeniliklerin yatırımcılarda il tercihlerini ne ölçüde değiştireceğini görmek için zamana ihtiyaç var. Çünkü yatırımlarda il tercihini sadece devlet katkısının düzeyi belirlemiyor.
Ancak sektörlere ilişkin düzenlemelere bütünlüklü olarak baktığımızda, söylenenin tersine asıl etkinin katma değeri düşük yatırımlarda olma ihtimali oldukça yüksek gözüküyor. Sektörlere ve illere yönelik düzenlemelerde katma değeri düşük alanlardaki kısıtlamaların daha da gevşetildiğini görüyoruz.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Yeni teşvikte üzülen il sayısı, sevinenden fazla olacak

Teşvik sistemindeki değişiklikten zararlı çıkan illerin sayısı, karlı çıkan illerin sayısından daha fazla olacak. Yeni sistemde 41 ilin normal yatırımlarda aldığı devlet desteği oranı, eskisine göre azalacak. Buna karşın yatırıma devlet desteği artacak illerin sayısı 34’te kalacak. 6 ilin durumunda ise bir değişiklik olmayacak.
Eskiden 1. bölgede yer aldığı için en az destek alan iller arasında bulunan Düzce, yeni sistemde 4. bölgeye alındığı için en karlı çıkan il olacak. Eskiden en fazla destek alan 4. bölgede yer alırken şimdi 3. bölgeye alınan Trabzon ise en fazla kaybeden il olacak. Yeni sistemde kayba uğrayan iller arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun memleketi Tunceli orta sıralarda, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize ise ilk sıralarda yer alıyor.

Yeni teşvikte iller için ne değişecek? / İşgücü maliyeti

İşgücü maliyetini düşürmeye yönelik desteklerde devlet gerçekleşen yatırımda istihdam edilen işçilerin SSK işçi ve işveren primleri ile gelir vergisi stopajının asgari ücrete tekabül eden kısmını üstleniyor. Bu destek belirli bir süre için uygulanıyır. Bu uygulamanın süresi, teşvik bölgelerine ve yatırımın OSB’de olup olmadığına göre değişiyor.

Yeni teşvikte iller için ne değişecek? / Faiz desteği

 Faiz desteğinde devlet yatırım için alınan krediye ödenen faizin belirli bir bölümünü, belirli bir sınıra kadar üstleniyor. Ödenecek faizin kaç puanını devletin üstleneceği, Türk Lirası krediler ve döviz kredileri için farklı uygulanıyor. Ancak  devletin üsteneceği faiz desteğinin toplamda tek bir sınırı var. İster TL olsun, ister döviz kredisi olsun, devletin üsteneceği toplam miktar belirlenen sınırı aşamıyor.

Yeni teşvik sistemi, iller açısından neyi değiştirecek? / Kurumlar vergisi

Bölgesel sektörel teşvik sisteminin uygulamasında üç değişik alanda devlet desteği sağlanıyor. Birincisi yatırıma devlet katkısı oranı ve indirimli vergi oranı, ikincisi faiz desteği, üçüncüsü ise çalışanların sigorta primi ve gelir vergisinin belirli bölümünü devletin üstlenmesi. Her üç desteğin oranı, miktarı ve uygulama süresi, teşvik bölgelerine göre değişiyor. Yeni uygulamada bunlar, yatırımın organize sanayi bölgesinde olup olmadığına göre de farklılaşabiliyor.
Vergi desteğinde devlet, teşvikli yatırım tutarının bölgelere göre değişen belirli bir oranını üstleniyor. Ancak devlet üstlendiği bu bölümü yatırımcıya nakit olarak vermiyor. Yatırım faaliyete geçtikten sonra kurumlar vergisini daha düşük bir oran üzerinden alıyor.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Yeni sistemde teşvikler, sanıldığı gibi artmadı


Uzun zamandır beklenen yeni teşvik sistemi, iki günlük kampanya halinde açıklandı. Teşvik sisteminde yapılan değişiklikleri ilk olarak önceki gün Başbakan Erdoğan açıkladı. Dün de Ekonomi Bakanı Çağlayan açıkladı. Yeni sistemin teşviklere yaklaşımı, 2009 temmuzunda uygulamaya giren bölgesel-sektörel teşvik sistemi ile temelde aynı.  O zaman teşvikler Hazine’ye, dolayısıyla Başbakan Yardımcısı Babacan’a bağlıydı. 2009’da, kriz dönemnde açıklamayı sadece Babacan yapmıştı. Bu defa açıklamayı, Başbakan Erdoğan’ın bizzat yapması, yeni sisteme verdiği önemi gösteriyor. Burada yatırımlarını, Erdoğan için politik önemi büyük 2014’e kadar başlatanlara, yeni sistemde daha yüksek avantajlar sağlandığını hatırlatmak gerekiyor.

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Yeni teşvik sisteminde Güneydoğu’nun payı düştü



·                                                         Bölgesel sektörel teşvik sistemi, en geri illerin payını artırmalarına yetmedi. Ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu illerinin yer aldığı 4. Bölge’nin teşviklerden aldığı pay, 2.9 puan gerileyerek yüzde 9.4’e indi.

·                                                         Yeni sistemden en karlı çıkan Manisa,  Kayseri, Gaziantep ve Konya gibi illerin yer aldığı 3. Bölge oldu. 3. Bölge hem yatırımlardan aldığı payı, hem de istihdamdan aldığı payı ciddi ölçüde artırdı.

Geçen yıl yürürlüğe giren bölgesel ve sektörel teşvik sisteminin ilk dönem uygulaması, en yoksul illerin yer aldığı 4. Bölge’nin teşviklerden aldığı payı artırmak bir yana gerilemesine yol açtı. Ekonominin kriz atmosferinden çıktığını söyleyebileceğimiz bu yılın ilk yarısında  verilen teşvikler ile, kriz öncesi 2008 yılının ilk yarısında verilen teşvikler karşılaştırıldığında 4. Bölge’nin teşviğe bağlanan toplam sabit yatırımlardan aldığı pay 2.9 puan gerileyerek yüzde 12.3’ten yüzde 9.4’e geriledi. En gelişmiş illerin toplandığı 1. Bölge’nin payı da 2.9 puanlık bir gerileme ile yüzde 46.9’den yüzde 44’e indi.
Yeni teşvik sisteminden en karlı çıkan ise 3. Bölge oldu. 3. Bölge’nin payı 4.6 puanlık bir sıçrama yaparak yüzde 16.1’den yüzde 20.6’ya çıktı. Böylece 3. Bölge ile daha yoksul olan 4. Bölge arasındaki makas, azalmak bir yana 3.7 puandan 11.2 puana yükseldi.
2. Bölge yeni sistemde göreli olarak avantaj yitirmesine rağmen durumunu korumayı başardı. 2. Bölge’nin yatırımlardan aldığı pay, 1.2 puanlık bir artışla yüzde 25.9’a çıktı.

İSTİHDAMDA DA EN KARLI ÇIKAN 3. BÖLGE OLDU

Yatırımlardan aldığı payı ciddi ölçüde artıran 3. Bölge’nin istihdam alanındaki kazancı daha da fazla oldu. Teşviğe bağlanan yatırımların yaratacağı istihdamdan 3. Bölge’nin aldığı pay 2008’in ilk yarısında yüzde 17.2 ile dört bölge içinde üçüncü sıradaydı. Yeni teşvik sistemiyle 3. Bölge’nin istihdamdan aldığı pay 11.7 puanlık bir sıçrama ile yüzde 28.9’a çıktı ve bölgeler arasında ikinciliğe yükseldi. Eskiden ikinci sırada yer alan 2. Bölge’nin payı ise 10.2 puanlık bir kayıpla  yüzde 22.9’dan yüzde 12.7’ye düştü. Böylece 2. Bölge, 4. Bölge’nin de ardına düşerek son sıraya indi.
En yoksul 4. Bölge’nin yatırımlardan aldığı pay gerilemesine rağmen, istihdamdan aldığı pay arttı. 4. Bölge’nin teşviğe bağlanan yatırımların yaratacağı istihdamdan aldığı pay 2008’de yüzde 10.6 iken, şimdi 7.9 puanlık bir artışla yüzde 18.5’e çıktı. Bu durum 4. Bölge’de daha çok emek yoğun projelerin teşvik almasından kaynaklandı. 2. Bölge’de ortalama 883 bin liralık yatırımla bir kişilik istihdam yaratılırken, 4. Bölge’de 220 bin liralık yatırım yetiyor.

İŞSİZİ ÇOK İLLERDE İSTİHDAM ARTIŞI AZ

İşsizlik oranının en yüksek olduğu birçok ilde, teşvikli yatırımların yaratacağı istihdam miktarındaki artışın göreli olarak düşük kalması, hatta düşmesi dikkat çekti. Bunun en çarpıcı örneğini de komşuları 3. Bölge’ye girerken kendisi 2. Bölge’de tutulan Adana oluşturdu. TÜİK’in araştırmasına göre Adana yüzde 26.5 ile işsizlik oranının en yüksek olduğu il. Buna karşın yılın ilk 6 ayında teşvik alan yatırımların yaratacağı istihdam, 2008’in ilk yarısındaki teşviklere göre yüzde 42’lik bir düşüş göstermiş durumda. Türkiye genelinde teşviklerle her bin işsize karşılık 19.1 kişilik istihdam yaratılacakken, Adana’da bu miktar 9.8 kişiye düşüyor.
Mersin, Hakkari, Yalova, Adıyaman da işsizlik oranı en yüksek olan iller olmalarına karşın, teşvikle yaratılacak istihdam miktarı düşen iller arasında yer alıyor. Buna karşın işsizlik oranının en düşük olduğu Ardahan, Rize, Burdur, Ordu, Bartın ve Giresun’da teşviklerle sağlanacak istihdamda artış meydana gelecek. Her bin işsize karşın teşvikli yatırımlarla yaratılacak yeni istihdam açısından ilk sırada yer alan Çankırıı, Kastamonu ve Bilecik de Türkiye ortalamasının çok altında istihdam oranına sahip iller durumunda.
Santral ve baraj gibi büyük yatırımlar dışarıda tutulduğunda hem yatırım miktarındaki artış, hem de yaratılacak istihdam artışı açısından yeni teşvik sisteminden en karlı çıkan illerin başında Çankırı, Hatay, Osmaniye, Karaman, Kırşehir, Aksaray, Kütahya ve Konya yer alıyor.

BU SONUÇLAR, SİSTEME TEPKİYİ ARTIRABİLİR

Bölgesel teşvik sistemi ilk açıklandığında en fazla tartışma yaratan konulardan birisi ikinci ve üçüncü bölgede yer alan illerin seçimi olmuştu. Öemli bir tarım ve sanayi merkezi olan Manisa, daha avantajlı olan 3. Bölge’ye alınırken durumu ondan daha iyi olduğu çok tartışmalı Balıkesir, Çanakkale, Burdur ve Isparta 2. Bölge’ye alındı. Kayseri ve Gaziantep 3. Bölge’de tutulurken, Düzce ve Bolu’nun en gelişmiş illerle birlikte 1. Bölge’ye alınması tartışma yaratmıştı.
Bölge seçimi iller açısından büyük vergi farkları yaratıyor. 2. Bölge’de yüzde 60 olan vergi indirimi, 3. Bölge’de yüzde 80’e, 2. Bölge’de yüzde 30 olan yatırıma katkı oranı 4. Bölge’de yüzde 40’a çıkıyor.
Mevcut veriler yeni sistemin özellikle ikinci ve üçüncü bölgeler arasında dengesizlik oluşturduğunu gösteriyor. Bu eğilim değişmediği takdirde yeni sistemin tekrar tartışma gündemine gelmesi mümkün.

KAMU YATIRIMLARI HESABIN DIŞINDA

Yatırım yeri tercihi zorunlu olan Yumurtalık’taki 14 milyar liralık rafineri yatırımı ile belediye, İller Bankası, üniversite, TÜBİTAK ve Köydes projelerini dışarıda tuttuk.
 

En yoksul ile en zenginin yatırımdan aldığı pay azaldı
Yatırımın Yöresi
İl sayısı
Sabit yatırım miktarı (milyon TL)
Toplam içindeki payı (%)


2008
2010
Değişim
2008
2010
Fark
1. Bölge
14
8,890
13,089
47.2%
46.9
44.0
-2.9
2. Bölge
10
4,687
7,700
64.3%
24.7
25.9
1.2
3. Bölge
27
3,045
6,138
101.6%
16.1
20.6
4.6
4. Bölge
30
2,335
2,800
19.9%
12.3
9.4
-2.9
Toplam
81
18,957
29,727
56.8%
100.0
100.0
0.0

İstihdamda en karlı çıkan 3. Bölge oldu
Yatırımın Yöresi
İl sayısı
İstihdam (kişi)
Toplam içindeki payı (%)


2008
2010
Değişim
2008
2010
Fark
1. Bölge
14
44,611
27,380
-38.6%
49.2
39.9
-9.3
2. Bölge
10
20,808
8,719
-58.1%
22.9
12.7
-10.2
3. Bölge
27
15,621
19,824
26.9%
17.2
28.9
11.7
4. Bölge
30
9,648
12,705
31.7%
10.6
18.5
7.9
Toplam
81
90,688
68,628
-24.3%
100.0
100.0
0.0

1. Bölge'de yatırım sayısı hızlı düştü
Yatırımın Yöresi
İl sayısı
Teşvik alan yatırım sayısı
Toplam içindeki payı (%)


2008
2010
Fark
2008
2010
Fark
1. Bölge
14
1,008
594
-414
45.8
30.2
-15.6
2. Bölge
10
340
267
-73
15.5
13.6
-1.9
3. Bölge
27
557
660
103
25.3
33.6
8.3
4. Bölge
30
294
444
150
13.4
22.6
9.2
Toplam
81
2,199
1,965
-234
100.0
100.0
0.0

4. Bölgenin yatırımlardan aldığı pay 3 puan azaldı













2. Bölge’nin istihdam payındaki düşüşü 3. Bölge kaptı