Merkez Bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Merkez Bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2018 Salı

Pansuman yetmez, köklü tedavi şart


Bayram tatiline girerken doların 7 TL sınırından 6 TL dolayına gerilemiş olmasına bakarak, sanki sorun halledilmiş, yangın söndürülmüş gibi bir hava yaratılmıştı. Tatil sonrasının ilk gününde kurların yine aşırı oynak ve yükselme eğiliminde olduğunu gördük.
Döviz piyasasında önemli bir araç olarak kullanılan swap işlemlerinde TL likiditesini aşırı ölçüde sıkan önlemlere rağmen kurlar hala yukarı ataklar yapmaya devam edebiliyor.
Çünkü kurlardaki aşırı oynaklık ve güçlü yükselme eğiliminin temel nedeni spekülatif ataklar değil. Temel neden dünyada para bolluğu tersine dönerken, ekonominin temel kırılganlıklarının aşırı boyuta ulaşmış olması. Ekonomimiz böylesine kırılgan hale getirilince her türlü dış oyunun etkisi kat kat fazla oluyor.

7 Ağustos 2018 Salı

Merkez Bankası, enflasyonda topu Beştepe’ye attı

Merkez Bankası yılın ikinci enflasyon raporunu geçe hafta açıkladı. Raporun açıklanmasının ardından üzerinde en fazla konuşulan şey, doğal olarak Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon tahminini nisanda açıkladığı rapora göre 5 puan birden artırarak yüzde 13.4’e çıkarması oldu.
Ancak bu arada raporda Merkez Bankası’nın enflasyonun nedenleri ve mücadele yolları konusundaki analizlerinde büyük bir değişim olduğu noktası pek dikkat çekmedi. Bunda Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın da konuşmasında bu noktalara pek girmeyerek sadece raporda yer alan ilgili bir kutunun okunmasını tavsiye etmekle kalması da etkili oldu.
Merkez Bankası’nın temmuz raporu, adeta başka bir elden çıkmış denecek kadar öncekilerden farklı değerlendirmeler içeriyor ve bu değerlendirmeler eski raporlarda olduğu gibi örtük mesajlarla değil daha doğrudan ifadelerle yer alıyor.
Son enflasyon raporunda enflasyonun böylesine azgınlaşmasında genişlemeci maliye politikalarının etkili olduğu daha doğrudan, daha güçlü ve sık sık altı çizilerek ifade ediliyor.
Çözüm için de genişlemeci maliye politikalarının terk edilmesi gerektiği sık sık vurgulanıyor.
Nisan enflasyon raporunda Merkez Bankası’nın ortaya koyduğu çerçeve özetle şöyleydi:

8 Haziran 2018 Cuma

2014’ten ders alınsaydı Merkez bugün aynı duruma düşer miydi?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), dün bir kez daha yüksek ölçüde faiz artırmak zorunda kaldı. Merkez Bankası bir toplantı döneminde üç kez faiz artırmaya mecbur hale düştü. Üstelik üçünde de radikal sayılacak faiz artışlarına gitti.
PPK 25 Nisan’daki olağan toplantısında o zamanki etkin faiz olan geç likidite penceresi borç verme faizini 0.75 puan artırmıştı. Sonrasında kurlardaki hızlı çıkış karşısında uzun süre hareketsiz kalan Merkez Bankası, 23 Mayıs’ta olağanüstü toplanarak etkin faizi 3 puan birden artırmıştı. Ardından “sadeleşme” adı altındı 1 Haziran’dan geçerli olmak üzere etkin faiz dışındaki faizlerde de radikal artışlar yapıldı. 7 Haziran’daki olağan toplantıda da 1.25 puanlık bir artış daha geldi.
Böylece politika faizi olan haftalık repo ihale faizi yüzde 17.25’e, tavan faiz olan geç likidite borç verme faiz oranı ise yüzde 20.75’e çıktı. Nisan toplantısına göre tavan faiz 7.25 puan, politika faizi ise 9.75 puan yükselmiş oldu.
Kurlardaki ve faizlerdeki bu hızlı artışın temelinde yatan neden ekonomideki aşırı kırılganlıklar ve siyaset cephesindeki hukuk ve demokrasiye ilişkin kaygılar. Merkez Bankası’nın siyasi baskılar yüzünden zamanında ve etkin müdahalelerde bulunmaması sorunu daha alevli hale getiriyor.

8 Eylül 2017 Cuma

Enflasyonda çekirdeğin içi-dışı çok mu farklı?

Tek haneli enflasyon sefası bir ay sürebildi. Temmuzda yüzde 9.79'a gerileyen yıllık enflasyon ağustosta yüzde 10.68'e yükselerek yeniden çift haneli düzeye yerleşti.
Temmuzda yıllık enflasyon yüzde 10'un altında çıkınca, enflasyonda düşüşün süreceği umudunu vermeye çabalayan açıklamalar duymuştuk. Oysa gerek enflasyonun yapısal durumu, geçen yıldan gelen baz etkisi nedeniyle enflasyonun kısa sürede tekrar çift haneye çıkacağı belliydi.
Sayfadaki tablo enflasyonun nasıl ekonominin her alanına yayılmış yapısal bir sorun haline geldiğini açık bir şekilde gösteriyor.
Tablo Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) çekirdek enflasyon göstergelerini temel alarak hazırlandı. Birinci sütunlarda çekirdek enflasyon göstergesi sınıflamasına göre tanımlanmış tüketim kalemlerinin enflasyon oranı, ikinci sütunda ise o tanımın dışında kalan tüm kalemlerin ortalama enflasyonu yer alıyor.

15 Ağustos 2017 Salı

Ödemeler dengesi, ‘Bu faiz düşmez’ diyor

Türkiye’nin en başta gelen yapısal ekonomik sorunlarından birisinin yüksek cari açık olduğu malum. Yüksek cari açıkla malul ekonominin en önemli sıkıntılarından birisi de doğal olarak cari açığın nasıl finanse edildiği, edileceği oluyor. Ekonomik büyümeden, enflasyona, Türk Lirası’nın değerinden Türk varlıklarının değerine kadar bir dizi piyasa ve ekonomi parametresini, bu yüzden hükümet ve ekonomi yönetiminden çok sıcak paranın gelgitleri belirliyor.
Dolayısıyla ödemeler dengesindeki gelişmeleri yakından izlemek ekonominin sağlığı ve gidişini değerlendirmek açısından önem taşıyor.
Ödemeler dengesinde yılın ilk yarısına ilişkin sonuçları geçen yıl ile karşılaştırdığımızda, ekonominin içinde bulunduğu durum ve karşı karşıya bulunduğu riskler konusunda önemli sonuçlara ulaşabiliyoruz. Burada öne çıkan sonuçlar ve mesajlar şöyle sıralanabilir:

9 Haziran 2017 Cuma

Enflasyonun neresi hızlanıyor, neresi yavaşlıyor?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu yıl Tüketici Fiyatı Endeksi'ni (TÜFE) dörtlü sınıflandırma düzeyinde de yayınlamaya başladı. Böylece 12 ana harcama kaleminin yanı sıra 43 ara kademe ve 91 alt kademe harcama kaleminin endekslerini ve enflasyon gelişmelerini incelememiz mümkün.
Sayfadaki tablolar 2016 ve 2017'nin ilk 5 aylık enflasyon hızlarını karşılaştırıyor. 91 alt kademe harcama kalemi içinde 5 aylık enflasyon hızı geçen yıla göre en fazla artan kalemler ile geçen yıla göre hızı en fazla düşen kalemler sıralanıyor.
Bu karşılaştırma bize enflasyon eğilimleri konusunda önemli bilgiler veriyor. Öne çıkan tespitleri şöyle sıralayabiliriz:

6 Haziran 2017 Salı

Enflasyonda şeytanın bacağı kırıldı mı?

Mayısta enflasyon yüzde 0.45 ile geçen yılın aynı ayındaki yüzde 0.58'lik düzeyden daha düşük çıktı. Böylece yıllık enflasyon nisana göre 0.15 puan gerileyerek yüzde 11.72 oldu.
Şimdi enflasyon yüzde 12'yi aşmadı diye seviniyoruz. Yetkililer, “Enflasyon artık yönünü aşağı çevirdi, yıl sonunda tek haneye inecek” mealinde memnuniyet ifade ediyorlar.
Gerçekten de enflasyonda şeytanın bacağı kırıldı mı? Yılsonunda enflasyonun tek haneye düşmesi garanti mi?

16 Mayıs 2017 Salı

Merkez Bankası kasasına el atma planının arkasında bu resim var

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, geçen hafta toplanan Türkiye Bankalar Birliği Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, finans piyasalarında “banka senedi” adını verdikleri yeni bir araç çıkartmak için hazırlık yapıldığını açıkladı.. 
Bankalar verdikleri kredi kredilere karşılık olarak “banka senedi” çıkartıp satarak hem kaynak yaratmış, hem de kredi riskini başkalarına aktarmış olacaklar.
Aslında buraya kadar pek yeni bir şey yok. Çünkü bankalar, kredi gelirlerini karşılık göstererek yıllardır varlığa dayalı menkul kıymet (VDMK) çıkartabiliyorlar.
Yeni olan Merkez Bankası’nın, banka senetlerini likidite aracı olarak kullanabilecek olması. İşte burası çok kritik bir nokta.

17 Mart 2017 Cuma

Merkez, basiretsiz bankacı faizini politika faizi haline getirdi

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) dünkü toplantısında temel faiz oranlarını değiştirmedi, sadece geç likidite penceresinde uyguladığı borç verme faizini 0.75 puan birden artırarak yüzde 11.75’e çıkardı. Bunun gerekçesini şöyle açıkladı:
Merkez Bankası mevcut durumun bir parasal sıkılaştırmayı gerektirdiğini kabul ediyor ve bunun için de diğer faizlere dokunmazken sadece geç likidite penceresindeki borç verme faizini yükseltiyor.

Buradan ne anlıyoruz? Geç likidite penceresinde uygulanan faiz, Merkez Bankası’nın temel aracı haline geldiğini/getirildiğini anlıyoruz.
Peki geç likidite penceresi nedir? Geç likidite penceresi, işini beceremeyen, piyasadaki likidite akışını riske sokan beceriksiz, basiretsiz bankacıları cezalandırma ve teşhir etme yeridir. Bir bankanın, bir bankacının geç likidite penceresine başvurmak durumunda kalması, onun için yüz karasıdır, affedilmez mesleki beceriksizliktir.

10 Şubat 2017 Cuma

IMF’ye göre en büyük 10 banka son 5 yılda yanlış yaptı

Uluslararası Para Fonu (IMF) 4. Madde kapsamında yaptığı denetimler sonucu olan Türkiye ülke raporuyla birlikte Finansal Sistem İstikrar Değerlemesi raporunu da yayınladı. Finansal istikrar dışında ekonominin genelini değerlendiren ülke raporunda yer alan önemli tespitleri geçen yazımızda ele almıştık. Bugün de IMF’nin finansal istikrar cephesindeki manzarayı nasıl değerlendirdiğine bakacağız.
Bu cephedeki tespitler önemli çünkü döviz kurları ile hop oturup hop kalktığımız şu günlerde, finansal istikrar alanındaki kırılganlıklar ekonominin seyrini hızla ve geniş çaplı şekilde etkileyebilecek durumda.

7 Şubat 2017 Salı

IMF raporunun satır aralarında neler var?

Uluslararası Para Fonu (IMF) yıllık Türkiye raporunu yayınladı. Ekim ayındaki veri ve gözlemlere dayanan IMF raporu, Türkiye’nin aşırı dalgalı gündemi karşısında oldukça eskimiş bile sayılabilir. Buna rağmen IMF raporunu, son gelişmeleri de hesaba katarak okuduğunuzda ekonominin durumu ve geleceği konusunda hassas tespitler içerdiğini görüyoruz.
Raporun satır aralarından öne çıkan notları şöyle sıralayabiliriz:

3 Şubat 2017 Cuma

Enflasyon raporu beni neden korkuttu?

Merkez Bankası yılın ilk enflasyon raporunu açıkladı. Bu rapor, içinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Bizi korkutan soruların nasıl yanıt bulduğunu, böylesine fırtınalı bir ortamda deniz feneri rolü oynaması gereken Merkez Bankası’nın ne ölçüde güven verebildiğini görmek açısından bu rapor, kritik önemdeydi.
Malum Türkiye politik, jeopolitik ve ekonomik açıdan kritik bir süreçten geçiyor. Yüksek ve oynak kurların ekonominin, şirketlerin, bankaların ve vatandaşın başına ne boyutta belalar saracağı kestirilemiyor. Yüksek kurların bir türlü makul düzeye inmeyen enflasyonu nerelere taşıyacağı büyük bir soru işareti. Kredi notu üç büyük derecelendirme kuruluşu tarafından da yatırım yapılabilir düzeyin altına indirilmiş. Yabancı fonların ve yatırımcıların gözü, dünyanın en kırılgan ülkelerinden birisi haline gelen Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu şoklar karşısında nasıl bir ekonomi politikası izleyeceğinde.

31 Ocak 2017 Salı

Kredi notu neden düştü, nasıl yükselir?

Fitch’in de diğerlerine katılmasıyla üçüncü önemli kredi derecelendirme kuruluşu da Türkiye’nin kredi notunu, yatırım yapılabilir sınıfından düşürdü. Standard and Poors’ (S&P) ve Moody’s Türkiye’nin kredi notunu daha önce düşürmüştü. Türkiye’nin kredi notunu “spekülatif” kategorisine düşüren ilk kuruluş olan S&P, son yaptığı değerlendirme ile Türkiye’nin kredi notuna ilişkin olası gelişme yönünü de “durağan”dan “olumsuz”a indirdi. Yani önümüzdeki dönemde notun daha da düşmesi ihtimali güçlü.
Kredi derecelendirme kuruluşlarını “şeytan”, “düşman” ilan etmek veya “vız gelir, tırıs gider”, “yok hükmündedir” gibi laflar, taraftar grubunda moral bozulmasını frenlemekte bir nebze işe yarasa da ekonominin karşı karşıya bulunduğu durumun vahametini değiştirmez.
Kaldı ki Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir düzeyden düşüren sadece yabancılar da değil. Uzun zamandır özel sektör yatırımlarının yerinde sayması ve ekonomik güven endeksinin global kriz dönemindeki düzeyine kadar düşmüş olması, içerideki ekonomik aktörlerin de Türkiye’nin kredi notunu düşürmüş olduğunu gösteriyor.

6 Ocak 2017 Cuma

Enflasyonu gıda düşürdü devlet yükseltti

2016 yılı enflasyonu, Merkez Bankası ve hükümetin daha ekim ayında yapmış oldukları tahmini bile 1 puan aşarak yüzde 8.53 olarak açıklandı. Enflasyon hedefinin tutturulmasından vazgeçtik, sadece birkaç ay öncesinde yapılan tahminler bile bu kadar açık farkla şaşıyor.
Merkez Bankası, her faiz toplantısından sonra yaptığı açıklamada enflasyon konusunda pek de korkulacak bir gelişme olmadığını, işlerin giderek rayına oturmakta olduğu mesajını verip duruyor. Ama yılsonu enflasyonu üç yıldır yüzde 8’in üzerine çakılmış vaziyette.
Sayfadaki tabloda çekirdek enflasyon göstergelerinin sınıfl amasına uygun olarak belirli tüketim kalemleri ile onların dışında kalanların enflasyon oranları ve enflasyona katkıları 2015 ile karşılaştırmalı olarak yer alıyor. Bu tablonun ortaya koyduğu resmin öne çıkan noktaları şöyle:

6 Aralık 2016 Salı

Dolar böyleyken Finansal İstikrar Raporu ne söylüyor?

Merkez Bankası geçen hafta son Finansal İstikrar Raporu’nu açıkladı. Merkez Bankası mayıs ve kasım aylarında olmak üzere yılda iki kez İstikrar Raporu yayınlıyor. Raporun amacı genel olarak ekonomi ve reel sektördeki, özel olarak da bankacılık sektöründeki finansal risklerin analizini yapmak.
Döviz kurlarının böyle alıp başını gittiği, aşırı yükselişe rağmen hala döviz tutanların satışa geçmediği ve pek de sakinleşme işareti vermediği bir dönem yaşıyoruz. Piyasalar böylesine hop oturur hop kalkarken, tansiyon ve nabız böylesine yükselmişken, Merkez Bankası’nın finansal sağlığı ölçme amacı taşıyan raporunda durumu nasıl gördüğü önemli.
Raporu baştan sona okuduğumuzda Merkez Bankası’nın piyasalarda pek bir “hop oturup hop kalkma” durumu görmediğini, finans piyasalarının ve reel sektörün kılcal damarlarını zorlayan “yüksek nabız ve yüksek tansiyonu” hissetmediği kanısına varıyorsunuz.

22 Kasım 2016 Salı

Bu açıklama doların ateşini söndürmez, artırır

Dolar kuru 3.40’ı bile aşınca geçtiğimiz cuma günü Ekonomik Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı yapıldı. Her nedense bu toplantı yeterli olmamış ki EKK bugün tekrar toplanıyor. 
Cuma günü yapılan EKK toplantısı sonrasında yapılan açıklamada “Piyasalardaki hareketliliğin esas itibariyle küresel kaynaklı olduğu” iddia edildi ve “Merkez Bankası, ekonomik gelişmeleri yakından takip etmekte olup fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda gereken tedbirleri alacaktır. Ekonomimizin direncini artıracak reformlar hızlandırılacaktır. Ayrıca, reel sektörün güçlü biçimde desteklenmesine yönelik adımlara devam edilecektir” ifadesi yer aldı.
Buradan anlaşıldığı üzere kurlardaki hızlı çıkış esas olarak dış gelişmelere bağlanıyor, içeriden kaynaklanan ekonomik ve politik faktörler görmezden geliniyor veya en azından küçümseniyor. İkincisi sorunun Merkez Bankası’nın sırtına yıkılarak büyük ölçüde çözülebileceği sanılıyor.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

‘S&P ideolojisi’, kime rehberlik etti?


Geçtiğimiz hafta uluslar arası kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poor’s (S&P) Türkiye’nin kredi derecesi görünümüne ilişkin değerlendirmesini “olumlu”dan “durağan”a çevirdi. S&P’nin Türkiye’nin döviz cinsi borçlanması için verdiği not “yatırım yapılabilir” düzeyin altındaydı. Burada bir değişiklik olmadı. S&P, sadece gidişatın yönüne ilişkin görüşünü değiştirdi. Daha önce gelişmelerin olumlu yönde olabileceğini ve Türkiye’nin notunun yükselme ihtimali olduğunu düşünüyordu. Şimdi ise durumda bir değişiklik olma itimalinin düşük olduğunu ve notun 1-1.5 yıl daha değişmeden kalacağını düşünüyor.
Özet olarak, asıl önemli olan notun kendisinde bir değişiklik yok. Sadece geleceğe ilişkin beklentide bir kademe bozulma var. Bu haliyle bakınca aslında çok da büyütülecek bir değişiklik değil. Ama hükümetin bu karara tepkisi çok büyük oldu. En sert tepkiyi de bizzat Başbakan Erdoğan verdi ve S&P’nin kararını “ideolojik” diye suçladı ve kuruluşu bir anlamda Türkiye ile olan sözleşmelerini iptal etmekle tehdit etti.
Tepkinin büyüklüğü, ekonominin dışarıdan kaynaklanan oynamalara ne kadar hassas hale gelmiş olduğunu da gözler önüne seriyor. Eskiden olsa bu küçük değişiklik, hükümeti bu kadar öfkelendirmezdi. 10 yıllık iktidarı boyunca S&P ile sözleşme imzalayıp kesintisiz çalışmış olan hükümetin, kurumun kararlarını alırken “ideolojik” davrandığını bugün dile getirmesi, kırılganlığın artmasından kaynaklanıyor.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Para politikasının direksiyonu, sıcak paraya teslim


Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, yılın ikinci enflasyon raporunu açıkladı. Merkez Bankası’nın enflasyon raporu., genelde “Enflasyon tahmininde ve para politikasında değişiklik yok” şeklinde özetlendi. Aslında enflasyon raporu ve Başkan Başçı’nın sunumu, yüksek cari açık ve sıcak paraya aşırı bağımlı politikaların, ekonomiyi ne kadar kırılgan bir duruma düşürdüğünün itirafı şeklinde.
Merkez Bankası, enflasyon hedeflemesi politikasının temel aracı olarak sunulan politika faizini (haftalık repo ihalesi faizi) anlamsız ve değersiz hale getirmiş bulunuyor. Bunun yerine geniş bir faiz koridoru politikası izliyor. Fonlama faizini her gün, duruma göre düşürüyor da, aşırı ölçüde yükseltiyor da. Piyasaya verilen para miktarı da bir gün kısılıp, bir gün gevşetilebiliyor. Böylece faizler, günden güne yüzde 5 ile yüzde 11.5 arasında oynayabiliyor.
Başçı, Merkez Bankası’nın bu oynaklığının ölçüsünü ve yönünü “küresel fon akımlarının hareketin göre” ayarladıklarını söylüyor. Sıcak para gitmeye kalkarsa para politikası o gün sıkılaştırılıyor, geldiğinde ise gevşetiliyor. Bu aslında para politikasının rotasının, sıcak paranın gel-gitlerine teslim edildiğinin itirafından başka birşey değil.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Ekonomide iniş yumuşak mı, sert mi olacak?


Şubat ayı sanayi büyümesi beklentilerin üzerinde geldi. Sanayi üretiminde yıllık artış yüzde 4.43 oldu. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi endeksi, bir önceki aya göre yüzde 0.66 arttı. Bunun ardından açıklanan ödemeler dengesi verileri, cari açıkta bir gerilemenin yanısıra, sermaye hareketleri cephesinde döviz girişinde bir artış olduğunu gösterdi. Bu veriler, ilk bakışta ekonomide yumuşak iniş senaryosuyla uyumlu gelişmeler olarak yorumlandı.
Ancak verilere biraz daha ayrıntıya girerek bakınca, yumuşak iniş senaryosundan çok emin olmamak gerektiği ortaya çıkıyor. Ekonomide sert bir iniş olasılığı hiç de az değil. Mevcut verileri alt alta sıralayarak resme biraz daha yakından bakalım:

4 Nisan 2012 Çarşamba

Tek başına iki zammın faturası bir aylık enflasyona bedel

Elektrik ve doğalgaza gelen şok zamlar, 4 aydır çift haneye demir atan enflasyonun nisanda da çift hanede kalmasını garantiledi. Sadece elektrik ve doğalgaza gelen zamlar bile tek başına nisan enflasyonunun, mart ayı enflasyonundan daha yüksek olmasına yol açacak. TÜİK verilerine göre mart ayı enflasyonu yüzde 0.41 oldu ve yıllık enflasyon yüzde 10.43 düzeyinde sabit kaldı. Elektrik ve doğalgaz zamlarının nisan enflasyonuna katkısı 0.5 puan olacak. Yani tek başına bu iki kalem, mart ayındaki toplam enflasyondan 0.09 puan daha yüksek bir enflasyon yaratacak. Diğer kalemlerde hiç fiyat artışı olmasa bile nisanda yıllık enflasyon yüzde 10’un üzerinde kalmaya devam edecek.

Son zamların nisan enflasyonuna etkisi
Ürün
TÜFE'deki payı (%)
Zam oranı (%)
Nisan enflasyonuna katkısı (% puan)
Elektrik
3.11
8.10
0.25
Doğalgaz
1.32
18.72
0.25
Toplam
4.44

0.50