Toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Eylül 2017 Cuma

Gelir dağılımındaki bozulmanın kaynağı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2016 dönemi gelir ve yaşam koşulları araştırmasındaki gelir dağılımı verilerinin analizine devam ediyoruz. Bu araştırmanın tekniği gereği, gelir verilerinin bir önceki yıla, yani 2015’e ait olduğunu bir kez daha hatırlatalım.
Gelir dağılımında 2015 döneminde kendini gösteren eğilim 2016 döneminde iyice güçlenmiş durumda: Orta gelir gruplarının gelirden aldığı pay erirken, tüm gelir dilimlerinin kaybettiği paylar en zengin yüzde 5’e kayıyor.
Gelir dağılımındaki bu kötüye gidişin farklı sosyal sınıflara nasıl yansıdığına baktığımızda, bir önceki yazımızda yer alan tespitleri tamamlayan sonuçlar ortaya çıkıyor:

19 Eylül 2017 Salı

Gelir dağılımında en zengin yüzde 5’ten başka gülen yok

Gelir adaleti, bir ülke ve toplum için en önemli adalet göstergelerinden birisi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2016 yılı gelir ve yaşam koşulları araştırması bu alandaki gidişin adalet yönünde değil, adaletsizlik yönünde olduğunu gösteriyor.
Araştırmanın teknik özelliği nedeniyle yaşam koşulları 2016 yılı verilerine dayanıyor ancak gelir verileri bir önceki yıla, yani 2015 yılına ait. Yaşam koşullarından bağımsız değerlendirecek olursak gelir dağılımı ve göreli yoksulluk verileri aslında 2015 yılına aittir. Bu teknik özelliği hatırlatarak araştırmanın gelir dağılımı cephesindeki gelişmelerin öne çıkan yönlerini şöyle sıralayabiliriz:

5 Eylül 2017 Salı

İllerin beyin göçü profili bize ne söylüyor?

Beyin göçü göç sorununun en kritik boyutlarından birisi. Çünkü iller ve bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal eşitsizliğin azalması ya da artmasında diğer faktörlerden daha yüksek bir etkiye sahip bir faktör.
Yüksek eğitimli işgücünün bir bölgeden göçmesi, o bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyerek, bölgesel eşitsizlikte durumunun daha da kötüleşmesine yol açar. Tersine bir bölgenin yüksek eğitimli işgücünü çekmesi, o bölgenin sosyal ve ekonomik gelişmesini hızlandırarak daha avantajlı hale gelmesine büyük katkı yapar.
Bu nedenle iç göç sorununu irdelerken soruna illerin ve bölgelerin beyin göçü açısından durumuna da bakmak gerekiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) illerin aldığı ve verdiği göçün eğitim düzeylerine göre dağılımını incelediğimizde, bölgelerin beyin göçü hareketinde oldukça karmaşık ve dengesiz bir yapı olduğu ortaya çıkıyor.

8 Ağustos 2017 Salı

Tüketim kalıbındaki değişime araba sevdası ve kur artışı damga vurdu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2016 yılına ait hane halkı tüketim harcaması verilerini açıkladı. Bu veriler hem gelir grupları arasındaki refah farkını, hem tüketim eğilimlerinin nasıl değiştiğini, hem de ekonomik gelişmelerin toplumsal gruplara etkilerini yansıtıyor.
2016 yılı verilerini bu gözle incelediğimizde öne çıkan sonuçları şöyle sıralayabiliriz.

18 Temmuz 2017 Salı

İstanbul ve Ankara’dan kaçış dalgası ne kadar güçlü?

Geçen yazımızda 2016’da iç göç profilinde ortaya çıkan değişimi bölgeler boyutuyla ele almıştık. Geçen yıl iç göçteki değişime İstanbul ile Ankara’dan kaçış eğiliminin damga vurduğu tespitini yapmıştık.
Bu kırılmanın gücü ve kalıcı olmasının, tüm illerde sosyo-ekonomik yansımaları olacaktır. Bu eğilimin çeşitli sektörleri ve dolayısıyla ekonomiyi etkilemesi de kaçınılmaz.
İki merkezin diğer bölgelerden aldığı ve verdiği göçün bölgesel analizi, 2016’daki kırılmanın gücü ve kalıcılığı konusunda bir fikir verebilir.
Konuya bu noktadan bakınca öne çıkan sonuçları şöyle sıralayabiliriz:

11 Temmuz 2017 Salı

Teşvik bölgesi göç profilinde keskin değişim

TÜİK’in yayınladığı iller arası iç göç verilerinden yaptığımız hesaplamaya göre 2016’da teşvik bölgelerinin içgöç profilinde daha önce görülmemiş ölçüde keskin bir değişiklik meydana geldiği ortaya çıktı.
En çarpıcı değişiklik sosyo-ekonomik açıdan en gelişmiş illerden oluşan 1. Bölge ile ikinci derecede en geri illerden oluşan 5. Bölge’de ortaya çıktı.

26 Mayıs 2017 Cuma

Aile kurumu en hızlı hangi teşvik bölgesinde zayıfladı?

Salı günü bu köşede aile kurumunda global krizle öne çıkan, ancak daha sonra ekonomideki toparlanmaya rağmen süren zayıflama sürecinin hala etkili olduğunu son verilerle irdelemiştik.
Aile kurumunu zayıflatan sürecin gerisinde kültürel faktörlerin yanısıra temelde başta refah, yoksulluk, gelir dağılımı ve göç gibi sosyo-ekonomik faktörler yatıyor.
Bu çerçevede aile kurumundaki gelişmelere teşvik bölgeleri penceresinden de bakmak, bize teşvik sisteminin etkinliği konusunda bazı ipuçları verebilir. Çünkü teşvik sisteminin temel amacı bölgesel kalkınmayı geliştirme ve bölgeler arasındaki sosyo-ekonomik gelişmişlik farkını azaltmak. Teşvik sisteminin bu alandaki başarısının, aileye de yansıması olması gerekir.

23 Mayıs 2017 Salı

Muhafazakar iktidar döneminde aile kurumu güçlenmemiş, zayıflamış

Aile kurumu 2008-9 krizinde ciddi bir sarsıntı geçirdi. Ekonomi 2010 yılında toparlandı ve sonraki birkaç yıl çok yüksek büyüme hızlarına ulaşıldı. Ama ekonomi toparlanırken, hatta atağa geçerken aile kurumundaki deprem devam etti.
Aile kurumundaki sarsıntı ve erime süreci kendini bir kaç şekilde gösteriyor. Birincisi tek ebeveynli ailelerin sayısı hızla artıyor. Bunun ana nedeni, boşanmaların hızla artması. İkinci nedeni ise eşini kaybeden anne veya babanın tekrar evlenmeyerek çocuklarıyla yalnız yaşamayı tercih etmesi.
Aile kurumundaki erimenin ikinci ayağını tek başına yaşayanların sayısındaki hızlı artış oluşturuyor. Üçüncü ayakta ise aile harici bir arada toplu yaşayanlar bulunuyor. 
Aile kurumundaki zayıflamanın bir boyutu da sadece eşlerden oluşan çocuksuz ailelerin sayısının hızlı artmasında kendisini gösteriyor.

7 Mart 2017 Salı

Türkiye’yi orta gelir tuzağından ancak kadınlar çıkartır

Kadın cinayeti, tacizi, tecavüzü, dayağı haberlerini her geçen gün daha fazla duyar olduk. Ayrıca cinayet, taciz, tecavüz ve dayakta ifadesini bulan bu şiddet hali, kadınları hayatın tüm alanlarında tacize maruz bırakan bir sistemin sivri uçlarından birisi.
Toplumun hangi kesimi ne tür bir baskı, ayrımcılık, yoksulluk, eşitsizlik görüyorsa kadınlar onu en az ikiye katlanmış olarak yaşıyorlar. Gelir eşitsizliği, yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik toplumsal olarak ortak sorunlar, ancak kadınlar bu sıkıntıları da daha yüksek boyutta üstleniyorlar.
Bunun eğitim ve kültürden sınıfsal sosyal yapıya kadar uzanan bir çok nedeni var. Ancak kadınları haksızlığa ve güçsüzlüğe mahkum eden bu durumun başta gelen dayanağı, kadınları ekonomi ve çalışma hayatından dışlayarak eve mahkum eden ekonomik, sosyal ve kültürel yapı.

24 Ocak 2017 Salı

Anayasa değişirse neler olacak?

Cumhurbaşkanı
► Cumhurbaşkanı, mevcut durumda olduğu gibi 5 yıl için halk oyu ile seçilecek ve bir kişi 2 defadan fazla cumhurbaşkanı seçilemeyecek. Ancak Cumhurbaşkanı’nın ikinci döneminde Meclis’in erken seçim kararı alması halinde Cumhurbaşkanı üçüncü kez aday olabilecek. Bu durumda bir kişi toplam 10 yıllık sınırdan daha uzun süre Cumhurbaşkanlığı yapabilecek.
► Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişkisini kesmesi zorunluluğu kalkacak. Cumhurbaşkanı aynı zamanda parti üyesi ve genel başkanı olabilecek.
► Yürütme yetkisi tek başına Cumhurbaşkanı’na ait olacak. Mevcut durumda Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar kurulunun elinde bulunan tüm yetkiler tek başına Cumhurbaşkanı’na geçecek.
► Bakanlar kurulu ortadan kalkacak. Bakanlar kurulunun ortak imzasıyla alınabilen kararlar tek başına Cumhurbaşkanı tarafından alınabilecek.

23 Haziran 2012 Cumartesi

Kürtajı bırak, ana çocuk sağlığına bak


Kadınların ve kamuoyunun hükümetin kürtaj yasağı girişimine gösterdikleri tepki, önce konunun soğutulmasına daha sonra da sessizce geri adım atılmasına yol açmış gözküyor. Bundan sonraki uygulamanın nasıl olacağının garantisi olmasa da kadınların tepkisi bir sonuç vermiş gözüküyor.
Kürtaj yasağının dayandırıldığı gerekçeler de son derece çürük gerekçelerdi. Temel iddia, kürtaj ve sezaryenin Türkiye’nin nüfus artışını düşürmek isteyenlerin uluslararası komplosu olduğuydu. Türkiye’nin doğurganlık, kürtaj, ana ve çocuk sağlığı verilerini uluslararası verilerle karşılaştırdığımızda bu durum net olarak ortaya çıkıyor.
  •  Türkiye’de doğurganlık hızı yavaşlasa da gelişmiş dünyanın oldukça üzerinde. Türkiye’de doğurganlık hızı, 2001’de 2.37 iken 2010’da 2.03’e geriledi. Yani her kadının ömür boyu yaptığı ortlama doğum sayısı geriliyor. Buna bağlı olarak genç nüfusun toplam içindeki payı da geriliyor. Ancak buna rağmen Türkiye hala doğurganlık hızı yüksek ve nüfusu en genç ülkeler arasında.

16 Haziran 2012 Cumartesi

Derdimiz kürtajın çok olması değil, eğitim ve işin az olması


Kürtaj yasağına gerekçe bulmaya çalışanların dayandığı temel tezlerden birisi, bunun Türkiye’nin nüfus artış hızını düşürerek büyümesini ve dünyada daha etkili olmasını engelleyeceği iddiası. Eğer gerçekten sorun bu ise önümüzdeki engelleri önem sırasına koymaya kalksak kürtaja pek sıra gelmez. Sosyal alanda barış, eşitlik, adalet, sağlık, eğitim ve istihdamın; ekonomi alanında ise katmadeğeri yüksek ve kendine yeterli üretimin ilk sıralarda yer alacağı da kesindir.
Sadece istihdam alanındaki durumumuzu dünya ile karşılaştırmak bile bu sorun karşısında kürtajın devede kulak bile olmayacağını görmemize yeter.

2 Haziran 2012 Cumartesi

Kürtaj tartışmasında rakamlar konuşursa kim haksız çıkar?


Bir haftadır toplumu bölen yeni bir tartışmamız oldu: Kürtaj. Herkes kendi bilgi, inanç ve duruşuna göre birşeyler söylüyor. Gerçeği daha iyi görmek için sözü rakamlara bırakmakta yarar var. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü ve bu alanda araştırmalar yapan uluslararası kuruluşların tüm dünyadan derlediği veriler bize ne diyor, birlikte bakalım:

Ø                 2008 yılı verilerine göre gelişmiş ülkelerde yılda 6 milyon, gelişmekte olan ülkelerde 38 milyon kadın kürtaj oluyor. Kürtaj oranları gelişmiş ülkelerde biraz daha yüksek olmakla birlikte arada büyük uçurum yok. 2008’de gelişmiş ülkelerde, doğurma çağındaki her bin kadının 24’ü kürtaj olurken, gelişmikte olan ülkelerde bu oran binde 29. Her kıtada, her ülkede, her dinden ve her kültürden insanlar istenmeyen hamilelikle karşılaştıklarında kürtaja başvurabiliyor. Bu veriler, “Kürtajın dini, dili, ırkı, ülkesi yok. Kürtaj insana dair bir olgu ve insan hayatının bir parçası” diyor.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Otoda rekabetin ağırlığı orta düzey illere kayıyor


Son yılların en hızlı büyüyen pazarlarından birisi olan otomotivde büyümenin ağırlık noktası, gelişmiş illerden orta gelişmişlikteki illere kayıyor. Gelişmiş illerde bin kişiye düşen otomobil sayısındaki artış Türkiye ortalamasının altında kalırken, orta gelişmişlik düzeyindeki illerde ortalamanın oldukça üzerine çıkıyor. Gelişme düzeyi açısından alt sıralarda yer alan illerde de nüfusa göre otomobil sayısındaki artış, Türkiye ortalamasının çok altında.
Bu gelişmenin çarpıcı örneklerinden birisini İstanbul oluşturuyor. Bin kişiye düşen otomobil sayısında altıncı sırada yer alan İstanbul, otomobil sahipliğindeki artışta sondan 19. sırada yer aldı. 2011 yılı verilerine göre Türkiye’de her bin kişiye 108.6 otomobil düşüyor. İstanbul’da ise bin kişiye düşen otomobil sayısı 140 ile Türkiye ortalamasından 31.4 adet daha fazla. Geçen yıl Türkiye’de bin kişiye düşen otomobil sayısı 6.2 adet arttı. İstanbul’daki artış ise 2.6 ile Türkiye ortalamasının yarısından bile düşük düzeyde kaldı.

14 Nisan 2012 Cumartesi

Evlilik, kriz yarasını hala kapatamadı

Son ekonomik kriz aile kurumunu teğet geçmedi ve derin bir yara açtı. Krizin aile kurumunda yarattığı hasar, evlenme sayısındaki düşüş ve boşanmalardaki keskin artışla kendini ortaya koymuştu. Kriz sonrasında büyüme iki yıl üst üste çok yüksek düzeylere ulaştı. Buna rağmen evlilikte krizin yarattığı hasar hala sürüyor. Nüfus artışına rağmen evlenme sayısı, kriz öncesinin altında. Buna karşın boşanmalar kriz öncesinin oldukça üzerinde.

Evlenenler azaldı, boşananlar arttı

2008
2011
Değişim (%)
Evlenme adedi
 641 973
 591 582
-7.85
Boşanma adedi
 99 663
 119 343
19.75
Boşanma / evlilik oranı (%)
15.52
20.17
29.95
1000 kişi başına evlenme sayısı
9.03
8.00
-11.41
1000 kişi başına boşanma sayısı
1.40
1.61
15.27


7 Şubat 2011 Pazartesi

Hızlı büyümeye rağmen göç azalmadı, arttı

Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2010 nüfus verileri, ekonomideki hızlı büyümenin iç göçü azaltmadığını ortaya koydu. İç göçün, yeni uygulamaya giren bölgesel teşvik sistemine ve yüzde 8’e yaklaşacağı tahmin edilen yüksek büyüme hızına rağmen artması dikkat çekici. 2010’da hem köyden kente göç, hem de geri bölgelerden daha gelişmiş yörelere göç hızlandı. Ekonomik göçün azalmak yerine artması, bölgesel eşitsizlik ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin, hızlı büyümeye rağmen düzelmek bir yana kötüye gittiğine işaret ediyor.

7 Ocak 2011 Cuma

Kadınlar, erkeklerden daha fazla yoksullaştı

Erkekler arasında mutlak yoksulluk sınırı altında yaşayınların oranı 2009’da 0.41 puan artarak yüzde 17.10’a çıkarken, kadınlarda mutlak yoksulluk oranı 1.51 puan artarak yüzde 19.03’e çıktı. Yoksul erkek sayısı 2008’e göre yüzde 3.64 ve 211 bin kişi artarken, yoksul kadın sayısı 607 bin kişi ve yüzde 9.86 oranında arttı.
Buna göre 5 milyon 987 bin erkek, 6 milyon 764 bin kadın mutlak yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Yoksul kadın sayısı, erkeklerden 777 bin ve yüzde 13 daha fazla. Yoksul sayısındaki kadın erkek farkı, TÜİK’in yoksulluk çalışmasının başladığı 2002 yılından bu yana görülen en yüksek düzeye çıktı.

10 Aralık 2010 Cuma

Taylan Özgür olmasaydı, Ersin Özince de olmazdı



CNBC-e Business dergisinin aralık sayısının kapak konusu, “CEO fabrikası ODTÜ”. Arkadaşlarımızı bu konuyu incelemeye daha önce yaptıkları bir başka araştırma yöneltmiş. Krizde en başarılı 100 şirket araştırmasında görmüşler ki, bu şirketlerin büyük çoğunluğunun başında ODTÜ mezunu bir yönetici var.
Özel bankaların toplam aktif büyüklüğünün yüzde 74’ünün ODTÜ’lü genel müdürlere emanet olması bile tek başına çarpıcı bir olgu. İş Bankası’nda Ersin Özince, Akbank’ta Ziya Akkurt, Yapı Kredi’de Faik Açıkalın ve Denizbank’ta Hakan Ateş, ODTÜ’nün kendilerine neler kattığını dergide anlatıyorlar. İşi büyük kuruluşlara üst düzey yönetici bulmak olan ‘head hunter’ (kafa avcısı) şirket yöneticilerinin, ODTÜ’lülerin ayırdedici üstünlükleri olarak sıraladığı özellikler de, mezunların “ODTÜ bize bunları kazandırdı” dedikleri noktalarla çakışıyor.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Eğitim ‘iş’e yaramıyor

En son işsizlik verilerine göre Türkiye genelinde ortalama işsizlik oranı yüzde 10.6. Üniversite ve yüksek okul mezunları arasındaki işsizlik oranı, yüzde 11.5 ile genel ortalamanın yaklaşık olarak 1 puan üzerine çıkıyor. Buna karşın okur-yazar olmayanlar arasındaki işsizlik oranı, sadece yüzde 4.5. Lise altı eğitimliler, yani sadece ilk öğretim almış olanlar arasındaki işsizlik oranı da yüzde 9.7 ile genel ortalamanın altında. Meslek lisesi mezunları arasındaki işsizlik oranı yüzde 12.4’e çıkıyor. En yüksek işsizlik oranı ise yüzde 15.3 ile lise mezunları arasında.
Bu rakamlara bakarsak okumak “iş”e yaramıyor. Çünkü eğitim arttıkça işsizlik oranı da artıyor. Ancak bu çarpık görüntünün nedeni, çalışmadığı halde iş aramayanların işsiz sayılmaması. Aslında çalışma çağında olan üniversite mezunlarının yüzde 68.8’i bir işte çalışırken, okur-yazar olmayanların sadece yüzde 20.1’i, lise altı eğitimlilerin yüzde 43.7’si bir işte çalışıyor. Meslek lisesi mezunlarının da yüzde 59.2’si istihdam ediliyor.

İSTİHDAMIN DÖRTTE ÜÇÜ EĞİTİMSİZ

Eğitim-istihdam ilişkisindeki tek çarpıklık bu değil. Asıl sorun çalışanların dörtte üçünün bir mesleki eğitim almamış olmaları. Şu anda istihdam edilenlerin yüzde 15’i yüksek öğrenim, yüzde 9.7’si de meslek lisesi veya teknik lise mezunu. Yani çalışanların sadece yüzde 24.7’si bir meslek eğitimi almış durumda.
Buna karşın çalışanların yüzde 5’i okur-yazar bile değil. İstihdamın omurgasını ise yüzde 60.4’lük pay ile sadece ilk öğretimi bitirmiş olanlar oluşturuyor. Yani istihdamın neredeyse üçte ikisi en fazla ilk öğretim eğitimi almış insanlardan oluşuyor.
Bu hesaplamalar Temmuz 2010 verileriyle yapıldığı için yaz dönemi tarımdaki eğitimsiz işgücü artışı yüzünden böyle bir görüntü çıktığı düşünülmesin. Aynı hesaplamayı 2009 ve 2008’in yıllık ortalamalarıyla da yapsanız, hatta kriz öncesi tarım istihdamının en düşük olduğu Şubat 2008 verileriyle de yapsanız manzara değişmiyor.
Bir diğer çarpık nokta ise üniversite mezunları arasında bile işgücüne katılım oranının yüzde 77.8 olması. Her 6 üniversite mezunundan birisi, bir işte çalışmadığı halde iş de aramıyor. Her üç meslek lisesi mezununun da biri, çalışmadığı halde iş aramıyor.  Yani bir yandan çalışanlar içerisinde meslek eğitimi almışların oranı çok düşük, diğer yandan meslek eğitimi almış insanların ciddi bir bölümü işgücünün tamamen dışında kalıyor.
Eğitim ile istihdam arasındaki bu çarpık ilişki düzeltilmeden refahın ve rekabet gücünün istendiği gibi artması mümkün değil. Bu yapı ile ancak ucuz işgücüne dayalı bir rekabet mümkün. Bu yolla da bir yere ulaşma şansı yok.

İstihdam göstergelerinin eğitime göre dağılımı
(Temmuz 2010)

15+ yaştaki nüfus
İşgücü
İstihdam
İşsiz
Okur-yazar olmayan
11.0%
4.7%
5.0%
2.0%
Lise altı eğitimli
61.8%
59.8%
60.4%
54.8%
Lise mezunu
10.3%
10.5%
10.0%
15.2%
Mesleki veya teknik lise mezunu
7.3%
9.9%
9.7%
11.5%
Yüksek öğretim mezunu
9.7%
15.1%
15.0%
16.4%
TOPLAM
100.0%
100.0%
100.0%
100.0%

14 Eylül 2010 Salı

Referandumda sandık, ekonomiden koptu

Referandum sonuçları, oyların renginin illerin ekonomik durumu ve gidişatına göre şekilllenmediğini ortaya koydu. İşsizliğin yüksek en yüksek olduğu illerde evet, en düşük olduğu illerde hayır oyu öne çıkabildi. Referandum sonuçları, toplumda etnik köken, inanç ve yaşam biçimi tercihlerine göre bir kutuplaşmanın işaretlerini veriyor.


Pazar günü yapılan anayasa referandumu sonuçları, sandığın ekonomiden büyük ölçüde koptuğunu ortaya koydu. Referandum sonuçları, oyların renginin illerin işsizlik, kişi başına gelir, kişi başına mevduat, kişi başına kredi, yeşil kartlı sayısı, ve refah göstergelerinde son dönemde ortaya çıkan iyileşme veya kötüleşme gibi ekonomik göstergelere bağlı olarak şekillenmedi. İşsizliğin en yüksek olduğu illerde hayırların yanısıra evetler de öne çıkabildi. Refahın gelişmesinin bir göstergesi sayılabilecek olan mevduat ve kredi artışı en yüksek illerde hayır oyları öne çıkabildi.
Ekonomik ve sosyal refah durumu ve gelişmelerinden etkilenmeyen oyların, esas olarak yaşam biçimi, ideoloji ve inanç ile etnik yapıya göre şekillendiği ortaya çıkıyor. Bu nedenle 12 Eylül referandum sonuçları, toplamda inanç ve etnik kökene dayalı bir kutuplaşmanın derinleşmekte olduğuna de işaret ediyor. Güneydoğu’daki ayrışmanın esas olarak etnik kökene dayandığı, orta ve kuzer Anadolu ile Akdeniz, Ege ve Trakya’da illeri arasındaki farklılaşmanın ise daha çok inanç ve yaşam tarzına ilişkin farklılaşmaya dayandığı gözleniyor.

İŞSİZLİĞİN ETKİSİ SINIRLI

Ekonomik krizin en acı faturası olan işsizliğin referandumda sandığa etkisinin ikinci derecede kaldığı gözleniyor. Hayır oylarının en yüksek olduğu Kırklareli, Edirne, Muğla, Tunceli., Aydın, Çanakkale gibi iller işsizlik oranının Türkiye ortalamaları dolayında, hatta yer ler biraz altında olduğu iller.
İişsizlik oranının yüzde 22 ile en yüksek olduğıu Adana ve mersin illerinde hayır oyları daha yüksek. Ancak yüzde 18.8 ile işsizlik oranında üçüncü sırıda yer alan Şanlıurfa yüzde 94 ile evet oylarının en yüksek olduğu iller arasında yer alıyor. Şanlıurfa’da evet oylaarının toplam seçmene oranı da yüzde 63.3 ile ilk sıralarda yer alıyor. Ayrıca Adana ve Mersin’de şu anda hayır oyları önde olmasına karşın, 2009 yerel seçimleri ile karşılaştırıldığında hayır blokunun oylarının Adana’da 6.7 puan, Mersin’de ise 7.1 puan gerilediği, evet blokunun oylarının ise Adana’da 3.7 puan, Mersin’de de 3.4 puan arttığı görülüyor. Bu durum da işsizlikteki artışın, oylarda tersine bir kaymayı engellemediğini gösteriyor.
Oyların rengi ile ekonomik sosyal göstergeler arasında çok yakın bir bağımlılık olmasa da en yüksek ilişkinin yeşil kartlı oranında olduğu gözleniyor.Yeşil kartlı oranının yüksek olduğu illerde evet oylarının göreli olarak daha yüksek olduğu gözleniyor. Ancak bu alanda da tersine eğ4ilim gösteren iller bulunuyor.

GÜNEYDOĞU’DA BDP’NİN GERİLEDİĞİ İLLER DE VAR

Toplam seçmen sayısına göre seçime katılmayanlar ile boykot çağrısı yapanların oranlarındaki değişim karşılaştırıldığında Hakkarı’nin 2007’ye göre 36 puanlık, 2009’a göre 17.6 puanlık bir artışla başı çektiği görülüyor. Buna karşın Bingöl, Bitlis ve Muş’ta katılmayan ve boykot blokunun toplam seçmen içindeki oranının 2009’a göre gerilemiş olması da dikkat çekiyor.

HESAPLAMALAR NASIL YAPILDI

2007 genel seçimleri ile 2010 seçim sonuçlarını karşılaştırmak için partilerin referandumdaki tutumlarına göre 2007 oylarını gruplandırdık. Buna göre evet., hayır oylarının oranlarını hesapladık. Boykotun etkisini daha gerçekçi görebilmek için de 2007 seçimlerinde oy kullanmayan seçmenler ile Bin umut adıyla seçimlere katılan bağımsızların aldıkları oyların toplamı ile 2010 referandumunda oy kullanmayanların sayısını kullandık. Oy oranlarını ise boykutçuların etkisini daha net görebilmek için, geçerli oy sayısına göre değil toplam kayıtlı seçmen sayısına göre hesapladık. İllerde evet, hayır ile boykot edenler ve katılmayanların oranlarının toplamı her zaman 100’e eşit olmayabilir. Aradaki fark geçersiz oylar ile 2007 seçimlerinde Bin umut adayları dışındaki bağımsızların aldıkları oylardan kaynaklanmaktadır.




Seçim sonuçları
Ekonomik göstergeler


Evet bloku
Hayır bloku
Katılmayan+boykot bloku
İşsizlik oranı 2009
Yeşil kart sahiplerinin nüfusa oranı
Kişi başına gayrı safi katmadeğer ($)
Kişi başına mevduat artışı
Kişi başına mevduat (TL)
Kişi başına kredi artışı
Kişi başına kredi (TL)
PLAKA
İl
2007
2009
2010
2007
2009
2010
2007
2009
2010
2009
2009
2006
2008-9
2009
2008-9
2009

TÜRKİYE
40.0%
38.3%
41.9%
37.53%
39.82%
30.46%
19.00%
19.55%
26.29%
14.0
13.0%
6,684
9.98%
6,441
7.78%
4,336
1
ADANA
29.4%
27.6%
31.3%
42.63%
46.92%
40.26%
25.67%
22.77%
27.18%
22.0
16.3%
5,318
9.37%
4,085
9.12%
3,385
2
ADIYAMAN
54.8%
53.0%
64.5%
20.07%
25.98%
15.71%
22.15%
19.05%
18.39%
17.2
41.8%
3,539
25.26%
924
11.41%
1,149
3
AFYONKARAHİSAR
48.6%
45.0%
55.9%
38.78%
41.89%
29.20%
9.90%
10.40%
12.75%
11.0
8.8%
5,586
17.37%
2,574
4.28%
2,137
4
AĞRI
47.5%
31.3%
51.9%
8.70%
13.80%
2.30%
41.34%
49.28%
43.58%
9.4
57.7%
2,684
30.42%
527
21.19%
500
5
AMASYA
41.2%
41.6%
50.9%
41.80%
45.47%
35.85%
15.30%
10.63%
11.60%
6.9
11.6%
4,716
13.78%
2,201
10.31%
2,330
6
ANKARA
40.7%
35.7%
42.6%
41.88%
47.55%
36.19%
14.89%
15.27%
20.13%
13.6
3.6%
9,056
-0.08%
16,245
14.21%
8,240
7
ANTALYA
29.0%
30.3%
32.8%
51.69%
52.64%
43.00%
16.89%
14.93%
22.73%
11.4
5.4%
7,712
9.15%
5,768
6.85%
5,624
8
ARTVİN
32.8%
32.7%
38.5%
50.00%
48.52%
38.81%
15.73%
15.07%
20.95%
6.0
10.7%
4,862
14.88%
2,773
4.15%
2,373
9
AYDIN
26.2%
25.0%
29.2%
58.16%
59.32%
52.20%
13.33%
13.51%
16.90%
14.2
9.6%
6,850
10.39%
4,244
-1.23%
3,264
10
BALIKESİR
37.5%
33.6%
40.5%
48.20%
51.96%
43.49%
11.67%
12.56%
14.39%
8.5
7.8%
5,725
11.41%
4,173
7.24%
2,715
11
BİLECİK
40.1%
35.3%
42.7%
51.09%
52.91%
43.56%
7.24%
8.98%
11.82%
13.9
4.9%
9,377
15.57%
2,225
4.31%
2,647
12
BİNGÖL
59.7%
49.9%
71.5%
10.46%
9.93%
3.56%
27.59%
35.63%
23.01%
16.8
49.3%
3,876
31.25%
862
15.26%
904
13
BİTLİS
50.3%
39.0%
62.3%
14.85%
16.99%
4.63%
27.90%
39.85%
29.99%
16.4
51.3%
2,355
17.41%
559
29.34%
661
14
BOLU
51.7%
48.9%
55.6%
35.45%
37.84%
29.37%
10.24%
11.51%
13.28%
15.0
4.2%
9,622
10.13%
2,949
-3.79%
2,651
15
BURDUR
39.5%
40.0%
45.7%
50.44%
48.87%
41.19%
7.83%
8.21%
10.70%
11.4
7.5%
7,712
15.96%
3,196
-1.11%
2,859
16
BURSA
47.0%
41.5%
45.6%
38.13%
40.87%
35.27%
11.99%
15.49%
17.68%
13.9
4.1%
9,377
7.37%
4,544
-0.80%
3,648
17
ÇANAKKALE
32.4%
33.2%
34.4%
56.86%
54.38%
51.22%
9.06%
10.28%
12.89%
8.5
5.3%
5,725
14.97%
3,471
5.83%
3,027
18
ÇANKIRI
52.1%
45.0%
63.0%
30.50%
37.14%
19.35%
15.79%
12.42%
16.00%
9.4
6.9%
4,794
16.62%
1,828
-0.71%
2,225
19
ÇORUM
50.8%
46.6%
58.8%
35.21%
40.54%
27.86%
12.68%
11.15%
11.91%
6.9
16.0%
4,716
16.12%
2,275
11.48%
2,366
20
DENİZLİ
38.6%
34.3%
39.2%
48.36%
51.44%
45.44%
9.91%
11.55%
13.48%
14.2
5.3%
6,850
14.85%
4,722
-4.49%
3,566
21
DİYARBAKIR
28.6%
26.0%
30.8%
7.85%
5.79%
1.99%
58.54%
64.66%
65.20%
18.8
37.2%
2,904
21.63%
977
10.69%
1,077
22
EDİRNE
19.4%
24.9%
22.3%
67.01%
60.82%
61.88%
11.99%
11.73%
14.24%
13.0
10.2%
8,680
18.18%
4,637
6.47%
3,344
23
ELAZIĞ
45.8%
52.3%
64.8%
27.19%
25.87%
14.43%
25.70%
18.69%
19.20%
16.8
17.3%
3,876
18.02%
2,135
6.84%
1,531
24
ERZİNCAN
47.4%
42.0%
54.1%
33.04%
41.47%
30.42%
14.70%
15.06%
14.38%
7.7
12.5%
3,760
7.61%
2,777
6.71%
1,842
25
ERZURUM
56.1%
48.6%
68.3%
18.15%
24.80%
10.34%
24.23%
23.06%
19.85%
7.7
32.3%
3,760
17.58%
1,262
16.51%
1,445
26
ESKİŞEHİR
39.6%
33.9%
37.4%
46.33%
50.36%
43.97%
11.85%
13.11%
17.16%
13.9
4.8%
9,377
22.70%
6,324
8.24%
3,495
27
GAZİANTEP
47.9%
45.3%
49.7%
27.10%
31.06%
21.47%
21.99%
21.02%
27.25%
17.2
14.5%
3,539
13.84%
2,113
-4.84%
2,670
28
GİRESUN
43.7%
40.7%
49.8%
33.86%
40.69%
28.61%
16.88%
15.74%
20.22%
6.0
15.2%
4,862
12.43%
2,945
17.19%
2,046
29
GÜMÜŞHANE
52.3%
44.6%
58.9%
28.12%
31.40%
16.14%
17.97%
21.81%
23.65%
6.0
19.8%
4,862
17.99%
1,449
3.86%
1,406
30
HAKKARİ
28.8%
20.7%
7.7%
8.28%
3.12%
0.47%
54.87%
73.38%
90.95%
16.4
46.3%
2,355
26.45%
681
37.34%
385
31
HATAY
34.0%
31.2%
39.3%
45.31%
51.40%
42.81%
18.78%
15.36%
16.77%
18.0
21.1%
3,907
2.91%
2,818
35.11%
2,495
32
ISPARTA
40.2%
36.5%
47.3%
45.86%
48.15%
34.96%
11.52%
12.66%
15.73%
11.4
8.1%
7,712
8.30%
3,696
3.10%
2,325
33
MERSİN
21.9%
23.2%
26.6%
51.17%
52.12%
45.00%
24.77%
22.48%
27.15%
22.0
14.2%
5,318
19.12%
3,846
3.01%
2,811
34
İSTANBUL
37.2%
39.6%
39.6%
35.56%
36.70%
32.56%
20.95%
21.99%
26.75%
16.8
2.7%
10,352
10.85%
16,658
9.02%
10,395
35
İZMİR
25.7%
25.8%
28.4%
53.10%
54.51%
49.83%
17.64%
17.89%
20.45%
16.2
4.6%
8,398
8.76%
7,474
1.35%
4,908
36
KARS
30.5%
31.0%
43.7%
30.12%
32.59%
22.99%
36.00%
33.66%
31.45%
9.4
37.6%
2,684
13.37%
1,196
5.71%
1,207
37
KASTAMONU
43.2%
41.3%
52.0%
41.27%
43.53%
30.84%
13.49%
12.13%
15.02%
9.4
9.7%
4,794
13.78%
2,515
8.92%
2,226
38
KAYSERİ
59.0%
51.4%
61.4%
27.69%
33.03%
22.42%
11.48%
13.65%
14.77%
13.2
7.5%
4,639
18.56%
3,698
-1.04%
2,747
39
KIRKLARELİ
18.6%
24.3%
22.1%
70.35%
63.72%
64.05%
9.51%
10.08%
12.57%
13.0
6.8%
8,680
15.44%
4,627
5.96%
2,948
40
KIRŞEHİR
37.4%
35.5%
45.6%
38.72%
45.87%
32.79%
16.79%
16.43%
20.04%
14.9
15.0%
4,654
16.72%
3,607
21.64%
1,964
41
KOCAELİ
48.5%
47.1%
48.2%
34.12%
36.43%
30.96%
14.72%
14.53%
19.29%
15.0
3.9%
9,622
9.53%
4,128
2.78%
3,935
42
KONYA
59.0%
56.4%
64.6%
24.94%
27.13%
18.06%
13.55%
14.45%
15.85%
10.1
10.6%
4,938
16.57%
2,421
3.86%
2,136
43
KÜTAHYA
58.9%
56.9%
65.1%
31.41%
30.62%
22.00%
7.88%
10.08%
10.93%
11.0
6.7%
5,586
16.62%
1,997
7.00%
1,824
44
MALATYA
53.0%
55.8%
61.7%
23.17%
24.18%
20.35%
22.53%
17.82%
17.03%
16.8
18.7%
3,876
15.46%
2,056
9.28%
1,575
45
MANİSA
37.6%
34.5%
41.9%
49.56%
51.45%
42.53%
10.40%
11.94%
13.59%
11.0
11.3%
5,586
9.63%
2,425
5.07%
2,634
46
KAHRAMANMARAŞ
56.4%
53.7%
65.6%
23.76%
31.02%
17.02%
17.97%
13.46%
16.22%
18.0
25.0%
3,907
18.90%
1,323
-1.53%
1,511
47
MARDİN
34.6%
25.3%
38.2%
12.22%
12.63%
2.68%
48.20%
53.32%
57.00%
15.1
40.3%
2,887
72.40%
879
1.58%
771
48
MUĞLA
22.9%
24.0%
25.2%
61.72%
61.72%
56.24%
13.43%
12.16%
16.96%
14.2
4.4%
6,850
17.12%
7,090
3.12%
4,358
49
MUŞ
31.3%
30.8%
47.7%
10.53%
8.69%
4.03%
47.01%
53.90%
45.91%
16.4
43.8%
2,355
0.81%
459
24.39%
377
50
NEVŞEHİR
50.4%
46.8%
56.5%
34.84%
39.42%
27.16%
12.85%
11.42%
14.74%
14.9
11.1%
4,654
14.83%
3,432
7.42%
2,266
51
NİĞDE
41.4%
42.9%
48.9%
37.52%
44.23%
31.31%
17.88%
10.72%
17.87%
14.9
16.9%
4,654
11.69%
1,801
3.01%
1,710
52
ORDU
46.4%
42.1%
48.9%
34.65%
40.38%
28.09%
17.36%
14.69%
21.34%
6.0
17.9%
4,862
11.02%
1,802
0.54%
1,852
53
RİZE
45.2%
46.0%
58.8%
16.03%
34.06%
18.48%
19.67%
17.79%
21.41%
6.0
7.2%
4,862
15.63%
2,215
9.91%
2,644
54
SAKARYA
49.9%
46.5%
54.5%
33.93%
38.77%
26.49%
14.62%
12.32%
17.52%
15.0
7.1%
9,622
9.00%
2,082
1.66%
2,275
55
SAMSUN
49.0%
43.7%
54.5%
32.12%
40.33%
26.65%
17.09%
13.76%
17.38%
6.9
14.6%
4,716
11.13%
2,670
6.73%
2,366
56
SİİRT
38.7%
35.7%
45.7%
8.37%
14.36%
2.32%
40.01%
46.01%
49.12%
15.1
42.7%
2,887
55.77%
723
18.34%
562
57
SİNOP
38.1%
40.2%
49.0%
44.99%
43.38%
32.08%
15.09%
13.87%
16.82%
9.4
10.8%
4,794
17.18%
2,990
28.96%
2,165
58
SİVAS
50.8%
61.4%
62.4%
25.30%
20.43%
19.08%
13.18%
16.44%
17.29%
13.2
16.6%
4,639
15.84%
2,577
7.97%
1,802
59
TEKİRDAĞ
26.4%
26.8%
28.0%
59.38%
57.35%
52.75%
12.61%
14.06%
17.98%
13.0
5.2%
8,680
16.70%
3,688
-1.88%
3,146
60
TOKAT
46.0%
46.0%
53.9%
35.25%
39.15%
29.58%
15.03%
13.09%
15.08%
6.9
17.0%
4,716
9.26%
1,377
9.51%
1,898
61
TRABZON
51.0%
46.6%
53.1%
30.70%
34.59%
24.32%
16.66%
15.79%
21.13%
6.0
9.8%
4,862
15.62%
3,615
3.29%
2,794
62
TUNCELİ
9.6%
16.4%
12.5%
20.85%
38.65%
53.52%
43.25%
34.47%
32.78%
16.8
25.0%
3,876
35.22%
4,220
18.44%
1,519
63
ŞANLIURFA
49.7%
45.8%
63.3%
14.39%
17.99%
3.93%
27.66%
31.77%
31.56%
18.8
37.4%
2,904
37.90%
658
9.35%
809
64
UŞAK
40.0%
34.6%
42.9%
48.80%
53.26%
43.24%
8.90%
9.74%
11.64%
11.0
9.1%
5,586
14.96%
4,992
4.00%
2,411
65
VAN
40.0%
32.8%
39.3%
9.47%
7.95%
2.31%
46.98%
56.46%
56.39%
16.4
53.8%
2,355
26.83%
658
15.76%
692
66
YOZGAT
53.9%
45.6%
61.5%
29.89%
35.21%
18.02%
14.89%
17.59%
19.34%
13.2
18.7%
4,639
15.09%
1,819
8.99%
1,567
67
ZONGULDAK
36.9%
38.7%
40.6%
44.55%
45.38%
40.56%
16.26%
13.05%
16.40%
7.3
5.2%
7,113
41.71%
5,889
-1.14%
2,674
68
AKSARAY
52.3%
47.1%
59.4%
27.61%
33.91%
18.10%
18.14%
16.73%
20.82%
14.9
19.8%
4,654
8.49%
3,151
9.59%
1,562
69
BAYBURT
54.3%
55.0%
70.8%
24.04%
25.33%
12.44%
20.64%
17.19%
15.40%
7.7
21.1%
3,760
19.76%
1,456
-2.78%
1,330
70
KARAMAN
47.8%
48.1%
55.6%
40.14%
38.67%
28.70%
10.32%
11.04%
13.62%
10.1
11.8%
4,938
25.71%
2,958
9.98%
1,658
71
KIRIKKALE
48.5%
39.0%
55.6%
32.63%
44.23%
24.70%
17.62%
14.93%
18.30%
14.9
7.6%
4,654
15.69%
1,777
9.96%
2,058
72
BATMAN
35.7%
34.1%
36.1%
9.09%
4.58%
2.02%
53.09%
58.19%
59.38%
15.1
45.1%
2,887
34.61%
849
7.88%
768
73
ŞIRNAK
21.8%
26.1%
17.1%
17.01%
5.64%
2.09%
58.73%
63.66%
77.50%
15.1
47.9%
2,887
17.40%
579
15.66%
451
74
BARTIN
34.5%
44.6%
46.2%
49.57%
41.83%
37.24%
13.53%
10.86%
13.53%
7.3
8.0%
7,113
10.75%
4,028
7.05%
2,129
75
ARDAHAN
33.4%
26.1%
41.0%
39.83%
42.86%
33.56%
25.37%
28.57%
22.84%
9.4
30.7%
2,684
22.73%
1,441
5.45%
1,263
76
IĞDIR
20.8%
20.1%
26.6%
21.67%
24.22%
22.70%
46.57%
43.24%
48.91%
9.4
37.8%
2,684
19.48%
1,420
8.91%
1,027
77
YALOVA
35.4%
32.4%
39.3%
45.49%
46.40%
37.48%
17.58%
17.14%
21.79%
15.0
6.9%
9,622
1.32%
3,985
5.19%
3,003
78
KARABÜK
49.7%
41.4%
52.0%
34.62%
43.57%
29.56%
13.43%
12.65%
16.27%
7.3
4.9%
7,113
12.62%
2,894
7.74%
2,592
79
KİLİS
47.4%
44.2%
54.7%
34.96%
40.88%
27.13%
16.04%
11.73%
16.40%
17.2
27.6%
3,539
35.91%
1,018
32.37%
1,002
80
OSMANİYE
33.8%
34.2%
43.4%
50.71%
51.59%
37.87%
14.38%
12.27%
17.15%
18.0
17.7%
3,907
10.95%
1,105
14.59%
1,388
81
DÜZCE
57.6%
49.4%
60.4%
31.01%
37.29%
22.90%
9.74%
10.44%
15.20%
15.0
7.7%
9,622
8.98%
1,841
2.16%
2,265