Borçlanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Borçlanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2018 Cuma

Sanayi devlerinin karnesi gözüktüğü kadar parlak mı?



İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 2017 yılı en büyük 500 sanayi kuruluşu araştırması (İSO- 500) sonuçları açıklandı. Bu saygın araştırma, hem sanayi devlerinin hem de sektörün gidişatı hakkında değerli bilgiler ortaya koyuyor.
Satışlar ve karlar cephesinden baktığımızda sanayi devlerinin oldukça başarılı bir yıl geçirdikleri söylenebilir. Bu veriler TÜİK’in yeni hesaplamasına göre yüzde 7.4 olan sanayi büyümesi ve yüzde 8.8 olan imalat sanayii büyümesi ile paralellik gösteriyor.
İSO-500’ün üretimden satışları geçen yıl yüzde 33.2 artmış. Bu oran, yüzde 7 olan 2015 yılı artışı ve yüzde 8.8 olan 2016 yılı artışına göre kayda değer bir performans. İSO-500’ün üretimden satışlarındaki reel artış da yüzde 19 gibi önceki yılların çok üzerinde bir düzeye çıkmış. Sanayi devlerinin üretimden satışlarındaki reel artış 2016’da sadece binde 2 olmuş, 2015’te ise reel olarak yüzde 1.7 azalmıştı.
İSO-500 listesinde yer alan şirketlerin toplam vergi öncesi karlarındaki artış da yüzde 40.7 gibi yüksek bir düzeye ulaşmış. Sanayi devlerinin vergi öncesi kar artışı 2016’da yüzde 33.2, 2014’te yüzde 4.5 olmuştu.
Bunlar karnenin parlak yüzü. Ama karne bundan ibaret değil. Karnenin bir de kaygı veren yüzü var. Karnenin ikinci yüzünde ise şunlar var: 

17 Ekim 2017 Salı

Faizler neden yüksek, neden düşmüyor?

Çünkü enflasyon yüksek: Enflasyon çift haneli ve geleceği konusunda kimsenin pek umudu yok. Eylülde tüketici enflasyonu yüze 11.20’ye tırmanırken yurt içi üretici enflasyonu yüzde 16.28 oldu. Dünyanın mevcut koşullarında bu kabul edilebilir bir düzey değil. Türkiye’nin enflasyonu, benzer ülkelere göre de çok yüksek.
Enflasyon böyle yüksek ve geleceği belirsizken faizleri düşürmek mümkün değil. Bu koşullarda faizleri zorla düşürmeye kalkarsanız, tasarruflar dövize ve tüketime kayarak hem enflasyonu, hem faizleri yükseltir.
Çünkü bütçe açığı hızla artıyor: Anayasa referandumu öncesinde yapılan seçim harcamaları ile bütçe açığı adeta patlama yaptı. Geçen yılın ilk 8 ayında 4.87 milyar TL fazla veren bütçe bu yılın aynı döneminde 25.18 milyar TL açık verdi. 8 aylık faiz dışı fazla, yüzde 68’lik keskin bur düşüşle 40.31 milyar TL’den 12.99 milyar TL’ye düştü.
Bütçe açığının hızla artması Hazine’nin borçlanma ihtiyacını artırıyor. Hazine’nin daha fazla borçlanması, doğal olarak faizleri yukarı çekiyor.

16 Mayıs 2017 Salı

Merkez Bankası kasasına el atma planının arkasında bu resim var

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, geçen hafta toplanan Türkiye Bankalar Birliği Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, finans piyasalarında “banka senedi” adını verdikleri yeni bir araç çıkartmak için hazırlık yapıldığını açıkladı.. 
Bankalar verdikleri kredi kredilere karşılık olarak “banka senedi” çıkartıp satarak hem kaynak yaratmış, hem de kredi riskini başkalarına aktarmış olacaklar.
Aslında buraya kadar pek yeni bir şey yok. Çünkü bankalar, kredi gelirlerini karşılık göstererek yıllardır varlığa dayalı menkul kıymet (VDMK) çıkartabiliyorlar.
Yeni olan Merkez Bankası’nın, banka senetlerini likidite aracı olarak kullanabilecek olması. İşte burası çok kritik bir nokta.

10 Şubat 2017 Cuma

11 soruda tüm yönleriyle Türkiye Varlık Fonu

1- Varlık fonları nedir, ne işe yarar?
Ülke varlık fonları, bir ülkenin elinde bulunan fazla tasarrufları ekonominin uzun dönemli istikrarı, krizlere karşı korunması ve gelecek kuşakların refahını artırma hedefine dönük yatırımlar yapmak için kuruluyorlar. Bu nedenle ülke varlık fonları, ya Çin gibi ödemeler dengesi önemli ölçüde fazla veren ve yüklü miktarda döviz rezervine sahip ülkeler tarafından ya da Norveç veya Körfez ülkeleri gibi petrol ve doğalgaz ihracatçısı ülkeler tarafından kuruluyor. İstikrarlı şekilde bütçe fazlası veren veya sosyal güvenlik sistemi fazla veren ülkeler de benzer şekilde ülke fonları kurabiliyorlar Bu ülkelerin varlık fonu kurmasında 5 temel amaç öne çıkıyor: