Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2017 Salı

İllerin beyin göçü profili bize ne söylüyor?

Beyin göçü göç sorununun en kritik boyutlarından birisi. Çünkü iller ve bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal eşitsizliğin azalması ya da artmasında diğer faktörlerden daha yüksek bir etkiye sahip bir faktör.
Yüksek eğitimli işgücünün bir bölgeden göçmesi, o bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyerek, bölgesel eşitsizlikte durumunun daha da kötüleşmesine yol açar. Tersine bir bölgenin yüksek eğitimli işgücünü çekmesi, o bölgenin sosyal ve ekonomik gelişmesini hızlandırarak daha avantajlı hale gelmesine büyük katkı yapar.
Bu nedenle iç göç sorununu irdelerken soruna illerin ve bölgelerin beyin göçü açısından durumuna da bakmak gerekiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) illerin aldığı ve verdiği göçün eğitim düzeylerine göre dağılımını incelediğimizde, bölgelerin beyin göçü hareketinde oldukça karmaşık ve dengesiz bir yapı olduğu ortaya çıkıyor.

31 Mart 2017 Cuma

Yeni işsizlerin yarısı yüksek öğrenimli, yeni mezunların % 39’u boşta

Yüksek öğrenime giriş sınavlarının ilk aşamasının sonuçları açıklandı. Yaklaşık 2.2 milyon gencin girdiği sınavın sonuçlarında sürpriz yok. Sonuçlar yine gençler açısından acınacak, devleti ve eğitimi yönetenler açısından yüz kızartacak nitelikte.
40 soruluk testlerde sınava katılan öğrencilerin doğru yanıt ortalaması Türkçe’de 17.32, sosyal bilimlerde 11.68, fen bilimlerinde 5.69 ve matematikte 5.12. OECD içinde eğitim kalitesinde nal topladığımızı tescilleyen PISA araştırmasının ortaya koyduğu sonuçlarla çok paralel bir manzara ile karşı karşıyayız. Üstelik yıllardır durumda bir düzelme de yok.
Gençlerin daha çocuk yaştan itibaren hayatlarını cendere altına alan, aileleri büyük fedakarlıklara zorlayan sistemin gençlere verdiği bu. Tüm bu sıkıntı ve cefa çocuklarımız bir üniversiteye girip okusun, mezun olup sonunda güzel bir işe girebilsin diye çekiliyor.
Peki tüm bu sıkıntıları omuzlayıp yüksek öğrenimi tamamlayan gençler, uğruna bu kadar sıkıntı çektikleri hayallerine kavuşabiliyorlar mı? Ne yazık ki orada da durum çok farklı değil. İstihdam cephesindeki durum da eğitim cephesi kadar iç karartıcı.

9 Aralık 2016 Cuma

OECD’nin okuma-anlaması en kıt genç erkeklerini artık biz yetiştiriyoruz!

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) üç yılda bir yapılan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) araştırmasının 2015 yılı sonuçları bu hafta açıklandı. Araştırma sadece OECD üyelerini değil dünya genelinde toplam 72 ülke veya ekonomik bölgeyi kapsıyor. Son araştırma 15 yaş grubundaki, yani lise çağındaki 28 milyon öğrenciyle yapıldı. 2000 yılından bu yana düzenli olarak yapılan bu araştırma, kendi içinde yıldan yıla yetkinleşerek ülkelerin eğitim sistemlerini anlamak ve karşılaştırmak için güvenilir bir kaynak haline geldi. 
Matematik, bilim ve okuma- anlama alanında bilgi ve beceriyi ölçen bu araştırmada Türkiye her üç alanda da 35 OECD ülkesi içinde sondan ikinci sırada yer aldı. Durumu Türkiye’den de kötü olan tek OECD üyesi, baştan beri sonuncu sırada yer alan Meksika.
Türkiye’nin eğitim sisteminin uluslararası karşılaştırmada ne kadar kötü durumda olduğunu tespit eden bu veri, aslında zaten yeri başından beri sondan ikincilikle dördüncülük arasında gezinen Türkiye açısından pek de sürpriz sayılmaz. Ama 2015 PISA verilerinde çok korkutan bir gelişme var ki üzerinde önemle durmak gerekiyor.

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Üniversitede gardiyan kontenjanı arttı, öğretmen kontenjanı düştü


Üniversite adayları, tercihlerini yaptılar ve çıkacak sonuçları beklemeye başladılar. Yaptıkları tercihler, bundan sonraki geleceklerini şekillenmesinde önemli rol oynayacak. Ancak öğrencilerin tercihlerini de belirleyen asıl tercihler daha önce Yüksek ğratim Kurumu (YÖK) ve üniversiteler tarafından yapılmıştı. Kontenjanların dağılımı, öğrencilerin nasıl tercih yapacaklarını ve ne sonuç elde edeceklerini çok önceden belirleyen bir role sahip.
Kontenjanların dağılımı sadece öğrencilerin kaderini değil, ülkenin de kaderini belirliyor. Üniversite eğitiminin yoğunlaştığı alanlar, ekonominin ve toplumun ileriye gitmesine hizmet edebileceği, işsizliği azaltacağı ve toplumun ihtiyacı olan kalifiye elemanlar yetiştireceği gibi, bunlara tam olarak hizmet etmeyen sonuçlar da doğurabilir. Özellikle son yıllarda her ile bir üniversite açma sevdasıyla kurulan derme-çatma üniversiteler, bu amaçlara hizmet etmekten uzak durumda. İzlenen bu yol, hem gençler ve aileleri için, hem de toplum için kaynak israfı oluyor. Buralara giren öğrenciler genellikle işsizlik girdabının içine düşmekten kurtulamıyor. Ayrıca mevcut sistem, öğrencilerin arzu ettikleri alanlarda eğitim görmesini zorlaştırdığı için de yeni sorunlar yaratıyor. Üniversite mezunu olup da mesleğini yapmayan insanlar da bir başka kaynak israfı durumunda.
Bu sistemin bir ayağını da yüksek öğrenim kontenjanlarının nasıl dağıtılacağı oluşturuyor. Kontenjanların dağılımı, hükümetin, YÖK’ün ve üniversitelerin nasıl bir Türkiye kurmak istediklerinin de işaretlerini veriyor.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Üniversitelerde kapanan kontenjanların faturası mevcut öğrenciye çıkacak


Üniversite adayları geçen haftayı tercihlerini yapmakla geçirdiler. Seçme sisteminde yapılan değişiklikler, kontenjanlardaki değişiklikler, yeni açılan üniversiteler gibi birçok “yeni”, üniversite adayı öğrencilerin başını en az sınavlar kadar ağrıttı. Üniversite seçme sistemi zaten baştan aşağı sakatlıklarla doluyken, bir de sistemin her yıl bir yerleriyle oynamak öğrencilerin yükünü ve önündeki belirsizliği iyice artırıyor. Sistemin mutlaka kökten değişmesi gerekiyor, ancak bunun uzun vadeli bütünlüklü bir satrateji içinde olması zorunlu. Ayrıca stratejinin ve yapılacak değişikliklerin takviminin, hem mevcut öğrenciler, hem de daha ortaokul lise çağındaki müstakbel adayların da baştan bilmesi gerekiyor.
Şimdiki gibi stratejiden yoksun bir şekilde her yıl sistemin bir yanıyla çoğu kaz da son dakikada oynayarak, hatta bazı kararları uygulamaya bile sokmadan geri çekecek kadar belirsizlikler içinde doğru bir yere varmak mümkün değil. Bu durumun da faturasını hep öğrenciler ve aileleri çekiyor.

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Üniversite sınavına giren 5900 öğrenci liseyi kazanacak!


Üniversite sınavına giren 5900 öğrenci liseyi kazanacak! Şaka gibi ama gerçek. Bunu kim söylerse söylesin inanmak mümkün değildi. Ama söyleyen Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) olunca iş değişiyor. Bu bilgi, ÖSYM’nin, üniversite sınavına giren öğrencilerin tercihlerini yapmalarına yardımcı olmak üzere yayınladığı kontenjan kılavuzunun dipnotlarında yer alıyor.
Kılavuzda sınavsız geçişle öğrenci alacak bazı önlisans programlarının karşısında parantez içinde (Bk 309), (Bk 450) gibi notlar var. Bu notların ne olduğuna bakacak olursanız şöyle ifadelerle karşılaşıyorsunuz:
* “Bu programa kayıt olan öğrencilerin önlisans eğitim-öğretimleri, Midyat EML’de gerçekleştirilecektir.”
* “Bu programa kayıt olan öğrencilerin önlisans eğitim-öğretimleri, Batman TL’de gerçekleştirilecektir.”
Bu örneklere bakıp garabetin sadece Güneydoğu’da yaşandığını sanmayın. Türkiye’nin her yerinden örneklere rastlamak mümkün.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Sıfırcı gençlik neyin habercisi?


Üniversite sınavlarının birinci aşaması olan Yüksek Öğretime Geçiş Sınavları'nın (YGS) sonuçları, eğitim sisteminin neresinden tutsanız elde kalacak kadar kötü bir durumda olduğunu bir kez daha tescilledi. Öğretim sistemi nitelik açısından yerlerde sürünürken büyük bir eşitlizliği de içinde yaşatıyor ve durum her yıl daha da kötüye gidiyor.
Önce YGS sonuçlarının nasıl bir manzara çizdiğine bakalım:
  • Ham puanı 0.5'ten küçük olduğu için puanı hiç hesaplanman aday sayısı 50 bini aştı. Sınavı geçerli sayılan öğrenci sayısı 2010'a göre yüzde 23 artarken, sıfırcı öğrenci sayısı yüzde 259 arttı.
  • Özellikle matematik ve fen alanında tam bir başarısızlık var. 40 soruluk sınavda fende ham puan ortalaması 3.56. Yani 10 üzerinden not verilmeye kalkılsaydı adayların ortalama notu 1'in bile altında olacaktı. Ortalama ham puanlar matematikte 6.92, sosyalde 11.63, Türkçe'de 18. Bunları 10 üzerinden notlara çevirirsek matematiğe 2, sosyale 3, Türkçe'ye de ancak 4.5'ten 5 vermemiz gerekecekti.

31 Mart 2012 Cumartesi

Eğitimde 4+4+4 sistemi, adaletsizliği iyice artıracak

Türkiye’de eğitim sisteminin ana sorunları nicelik ve nitelik olarak yetersiz olması ile adaletsiz olmasıdır.
Nicelik alanında nüfusun ortalama eğitim süresi 6.5 yıldır. Bu OECD ve Avrupa ülkelerine göre çok kısadır. Ortaöğrenimde okullaşma oranı düşüktür. Okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranı ise çok kötü bir düzeydedir. Derslik ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı çok yüksektir. Nitelik alanında PISA göstergelerine göre öğrencilerin fen, matematik ve okuduğunu anlama alanındaki dereceleri OECD’nin en kötüleri arasındadır.
Adalet alanında ise durum tam anlamıyla içler acısıdır. Eşitsizliğin en yüksek boyuta çıktığı alan eğitimdir. Gelir dağılımında en yoksul yüzde 20’lik grup ile en yüksek yüzde 20’lik grup arasında en büyük uçurum eğitim harcamalarında. En yoksul yüzde 20, eğitime en zenginin ancak 18'de biri kadar harcama yapabiliyor. En yoksul yüzde 20 içinde yer alan aileler, toplam eğitim harcamaları içinde sadece yüzde 3.35 pay alırken, en zengin yüzde 20 eğitim harcamalarının yüzde 60.18’ine sahip.

18 Şubat 2012 Cumartesi

Doktoralı hamal, yüksek lisanslı temizlikçi almak ister misiniz?

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) iş aramak için kendisine başvuruda bulunanlara ilişkin istatistikleri aylık olarak yayınlıyor. Bu istatistikler arasında kayıtlı işsizlere ilişkin veriler de bulunuyor. İŞKUR’un yayınladığı aylık verilerde mesleklere, yaşa ve eğitim durumuna göre kayıtlı işsizlerin dağılımını görmek mümkün.
İşsizlik ekonomik ve sosyal alandaki en büyük yaralardan birisi. İŞKUR’un eğitim durumuna göre kayıtlı işsiz verilerine baktığımızda bu yaranın ne kadar trajik hale geldiğini de görüyoruz. Bu trajedinin bir yanında yüksek işsizlik diğer yanında ise eğitim sistemi ile istihdam arasındaki kopukluk yer alıyor.

21 Ocak 2012 Cumartesi

‘İş’e yaramayan üniversite eğitimi

Ataması yapılmayan öğretmenler sorunu, eğitim sistemizin çarpıklığını ortaya koyan örneklerden birisi olarak gündemdeki yerini koruyor. Mevcut sistemde üniversite eğitimi ile istihdam arasındaki ilişkinin ne kadar bozuk kurulduğunu gösteren örneklerden birisi de fen edebiyat fakültesi (FEF) mezunları alanında yaşanıyor.
FEF mezunları son günlerde seslerini duyurabilmek için çeşitli çabalar sürdürüyorlar. FEF mezunları, memur atamalarında kendilerine ayrılan kadro sayısının azalarak artık yok olma noktasına geldiğini dile getiriyorlar. Ocak 2011 atamasında 4 bin 300 lisans diplomalı kadronun 220’si, haziran atamasında 17 bin 100 lisans diplomalı kadronun 148’i, kasım atamasında ise 3 bin 800 kadronun sadece 36’sı FEF mezunlarına ayrılmış. Bu yüzden KPPS’de yüksek puanlar alan arkadaşlarının bile işe girme şansı bulamadığından şikayetçiler.

7 Ocak 2012 Cumartesi

Üniversite kontenjanlarının yarısını açık öğretim ve gece bölümleri oluşturuyor

Geçen yıl şifre skandalı ve yanlış hesaplanan puanlarla kabus gibi geçen üniversite sınavları mevsimi başladı. Sınavdaki katsayı sistemi bu yıl tekrar değiştirildiği için tercih yapmak yine zor olacak. Bu işe yarayan tek kaynak ÖSYM’nin yayınladığı en düşük puanlar tablosu. Geçen yılki kontenjanlar ve bölümlere yerleşen öğrenci sayıları ile en düşük puanları gösteren bu tablo, binlerce satırdan oluşuyor. Buna bir de katsayı değişikliğinin sıralamaları nasıl etkileyeceği sorusu eklenince iş iyice içinden çıkılmaz hale geliyor.
Ancak durumu içinden çıkılmaz hale gelen sadece aday öğrenciler ve aileler değil. Yüksek öğrenim sisteminin kendisi de aynı durumda. Kontenjanlar ve puanları gösteren tabloyu biraz yakından incelemek bile sistemdeki büyük dengesizlikleri ve açmazları gözler önüne seriyor.

10 Aralık 2010 Cuma

Taylan Özgür olmasaydı, Ersin Özince de olmazdı



CNBC-e Business dergisinin aralık sayısının kapak konusu, “CEO fabrikası ODTÜ”. Arkadaşlarımızı bu konuyu incelemeye daha önce yaptıkları bir başka araştırma yöneltmiş. Krizde en başarılı 100 şirket araştırmasında görmüşler ki, bu şirketlerin büyük çoğunluğunun başında ODTÜ mezunu bir yönetici var.
Özel bankaların toplam aktif büyüklüğünün yüzde 74’ünün ODTÜ’lü genel müdürlere emanet olması bile tek başına çarpıcı bir olgu. İş Bankası’nda Ersin Özince, Akbank’ta Ziya Akkurt, Yapı Kredi’de Faik Açıkalın ve Denizbank’ta Hakan Ateş, ODTÜ’nün kendilerine neler kattığını dergide anlatıyorlar. İşi büyük kuruluşlara üst düzey yönetici bulmak olan ‘head hunter’ (kafa avcısı) şirket yöneticilerinin, ODTÜ’lülerin ayırdedici üstünlükleri olarak sıraladığı özellikler de, mezunların “ODTÜ bize bunları kazandırdı” dedikleri noktalarla çakışıyor.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Eğitim ‘iş’e yaramıyor

En son işsizlik verilerine göre Türkiye genelinde ortalama işsizlik oranı yüzde 10.6. Üniversite ve yüksek okul mezunları arasındaki işsizlik oranı, yüzde 11.5 ile genel ortalamanın yaklaşık olarak 1 puan üzerine çıkıyor. Buna karşın okur-yazar olmayanlar arasındaki işsizlik oranı, sadece yüzde 4.5. Lise altı eğitimliler, yani sadece ilk öğretim almış olanlar arasındaki işsizlik oranı da yüzde 9.7 ile genel ortalamanın altında. Meslek lisesi mezunları arasındaki işsizlik oranı yüzde 12.4’e çıkıyor. En yüksek işsizlik oranı ise yüzde 15.3 ile lise mezunları arasında.
Bu rakamlara bakarsak okumak “iş”e yaramıyor. Çünkü eğitim arttıkça işsizlik oranı da artıyor. Ancak bu çarpık görüntünün nedeni, çalışmadığı halde iş aramayanların işsiz sayılmaması. Aslında çalışma çağında olan üniversite mezunlarının yüzde 68.8’i bir işte çalışırken, okur-yazar olmayanların sadece yüzde 20.1’i, lise altı eğitimlilerin yüzde 43.7’si bir işte çalışıyor. Meslek lisesi mezunlarının da yüzde 59.2’si istihdam ediliyor.

İSTİHDAMIN DÖRTTE ÜÇÜ EĞİTİMSİZ

Eğitim-istihdam ilişkisindeki tek çarpıklık bu değil. Asıl sorun çalışanların dörtte üçünün bir mesleki eğitim almamış olmaları. Şu anda istihdam edilenlerin yüzde 15’i yüksek öğrenim, yüzde 9.7’si de meslek lisesi veya teknik lise mezunu. Yani çalışanların sadece yüzde 24.7’si bir meslek eğitimi almış durumda.
Buna karşın çalışanların yüzde 5’i okur-yazar bile değil. İstihdamın omurgasını ise yüzde 60.4’lük pay ile sadece ilk öğretimi bitirmiş olanlar oluşturuyor. Yani istihdamın neredeyse üçte ikisi en fazla ilk öğretim eğitimi almış insanlardan oluşuyor.
Bu hesaplamalar Temmuz 2010 verileriyle yapıldığı için yaz dönemi tarımdaki eğitimsiz işgücü artışı yüzünden böyle bir görüntü çıktığı düşünülmesin. Aynı hesaplamayı 2009 ve 2008’in yıllık ortalamalarıyla da yapsanız, hatta kriz öncesi tarım istihdamının en düşük olduğu Şubat 2008 verileriyle de yapsanız manzara değişmiyor.
Bir diğer çarpık nokta ise üniversite mezunları arasında bile işgücüne katılım oranının yüzde 77.8 olması. Her 6 üniversite mezunundan birisi, bir işte çalışmadığı halde iş de aramıyor. Her üç meslek lisesi mezununun da biri, çalışmadığı halde iş aramıyor.  Yani bir yandan çalışanlar içerisinde meslek eğitimi almışların oranı çok düşük, diğer yandan meslek eğitimi almış insanların ciddi bir bölümü işgücünün tamamen dışında kalıyor.
Eğitim ile istihdam arasındaki bu çarpık ilişki düzeltilmeden refahın ve rekabet gücünün istendiği gibi artması mümkün değil. Bu yapı ile ancak ucuz işgücüne dayalı bir rekabet mümkün. Bu yolla da bir yere ulaşma şansı yok.

İstihdam göstergelerinin eğitime göre dağılımı
(Temmuz 2010)

15+ yaştaki nüfus
İşgücü
İstihdam
İşsiz
Okur-yazar olmayan
11.0%
4.7%
5.0%
2.0%
Lise altı eğitimli
61.8%
59.8%
60.4%
54.8%
Lise mezunu
10.3%
10.5%
10.0%
15.2%
Mesleki veya teknik lise mezunu
7.3%
9.9%
9.7%
11.5%
Yüksek öğretim mezunu
9.7%
15.1%
15.0%
16.4%
TOPLAM
100.0%
100.0%
100.0%
100.0%

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Üniversite kontenjanlarının işsiz mezundan haberi yok

·                                                                                 Hayata bilimle yol göstermeleri beklenen üniversitelerin, kontenjan planlamasının gerçek hayatla pek bağı yok. Üniversiteler, işsizliğin yüksek olduğu mesleklerde kontenjanlarını daha fazla, düşük olduğu alanlarda daha  az artırdılar.

·                                                                                 Genç mezunlar arasında işsizliğin en yüksek olduğu sanat ile sosyal bölemlerde kontenjan artışı ortalamayı aştı. İşsizliğin en düşük oluduğu veterinerlik, hukuk ve sağlık ise kontenjan artışında son sıralarda yer aldı.

·                                                                                 İşsizlik oranı yüksek olan ve kontenjan artışının da buna uygun şekilde düşük kaldığı tek alan ise tarım oldu. Tarım alanında eğitim görüp de boşta olanların oranı yüzde 35.4, kontenjan artışı ise yüzde 8.5 oldu.


Üniversitelerin 2010 yılı kontenjanları, kontenjan planlaması yaparken Türkiye’deki istihdam koşullarını pek de dikkate almadıklarını ortaya koydu. Üniversiteler mevcut mezunlar arasında işsizlik oranı en fazla olan alanlarda bile yüksek oranlı kontenjan artışlarına gittiler. Buna karşın istihdam oranının en yüksek, işsizlik oranının en düşük olduğu alanlardaki kontenjan artışları çok daha sınırlı düzeyde kaldı. Bilimsel araştırmaları ile hayata yön vermesi beklenen üniversitelerin, kendi planlamalarını, hayatın gerçeklerinden kopuk yapmaları ekonomik ve sosyal hayat açısından önemli bir çelişki oluşturuyor.
Üniversite yerleştirme puanlarına göre öğrenci alan lisans programlarını kapsayan hesaplamaya göre oransal olarak en yüksek kontenjan artışı sanat eğitimi veren programlarda gerçekleşti. Bu alanda kontenjanlar yüzde 59.8 oranında arttı. Oysa Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) gençlerin istihdamına ilişkin istatistiklerine göre, lise ve üniversite düzeyinde meslek eğitimi almış 15-34 yaş grubundaki gençlerin mezun olduğu okula göre istihdam oranının en düşük olduğu alan sanat. TÜİK’in verilerine göre meslek lisesi veya yüksek öğrenim düzeyinde sanat eğitimi almış mezunların ancak yüzde 54’ünün bir işi var ve mezunların yüzde 46’sı boşta geziyor. Sanat alanında eğitim veren üniversite bölümlerindeki  yüksek kontenjan artışı, geçen yıl ilk yerleştirmede kontenjanların yüzde 10.5’i boş kalmış olmasına rağmen gerçekleşti. Yüksek kontenjan artışının hem yüksek işsizliğe hem de kontenjanların tam olarak dolmamasına rağmen yapılması, çelişkiyi daha katmerli hale getiriyor.

ÇARPIKLIK EN TEMEL BÖLÜMLER İÇİN DE GEÇERLİ

Sorun sadece sanat gibi toplam kontenjan içinde düşük bir paya sahip dallarla sınırlı değil. İşletme ve yönetim gibi toplam kontenjan içinde yüzde 21.3 ile en yüksek paya sahip bir alanda da aynı çarpıklık kendini gösteriyor. TÜİK’in araştırmasına göre bu alanda genç mezunlar arasındaki istihdam oranı yüzde 63. Yani genç mezunların yüzde 37’si boşta. Buna karşın üniversiteler, bu alandaki kontenjanlarını yüzde 18.8 oranında artırdılar. Üniversite kontenjanlarındaki toplam artışın yüzde 22.4’ü bu alandaki artıştan kaynaklandı. Geçen yıl bu alandaki kontenjanların yüzde 8.8’i ilk yerleştirmede boş kalmıştı. Yüzde 44.5 ile en yüksek ikinci kontenjan artışının olduğu sosyal bilimler ve davranış bilimleri alanında da boşta gezenlerin oranı yüzde 31.5’i geçiyor.
Mühendislik ve bilgisayar gibi en gözde alanlar için de durum pek farklı değil. Mühendislik dallarından mezun olanların yüzde 22.4’ü bir işte çalışmıyor durumdayken, bu alandaki kontenjan artışı yüzde 22.4 ile ortalamanın üzerine çıktı. Mezunlarının yüzde 35.6’sı boşta gezen bilgisayar alanındaki kontenjan artışı ise yüzde 19.5 düzeyinde. Geçen yıl mühendislik kontenjanlarının yüzde 6.9’u, bilgisayar eğitimi veren bölümlerin kontenjanlarının ise yüzde 26.5’i boş kalmıştı.

İŞSİZİ AZ OLAN ALANLARDA KONTENJAN ARTIŞI DÜŞÜK

İşsizi yüksek alanlarda kontenjan artışları yüksek tutulurken, işsizlik oranının en düşük olduğu alanlarda kontenjan artışları ortalamanın çok altında kaldı. En düşük oranlı kontenjan artışı, istihdam oranının en yüksek olduğu alanlardan birisi olan veterinerlikte gerçekleşti. Türkiye’de bir meslek eğitimi almış olan gençler arasında boşta gezenlerin oranı yüzde 31 iken, genç veterinerler arasında çalışmayanların oranı yüzde 13.3 düzeyinde. Üniversitelerin lisans programlarında genel kontenjan artışı yüzde 17.7 iken, veterinerlikteki kontenjan artışı sadece yüzde 7.7 oldu. Üstelik veterinerlik, hukuk ile birlikte geçen yıl kontenjanların tamamının dolduğu nadir alanlardan birisi idi.
Hukuk, istihdam oranının en yüksek, boşta gezenlerin oranının ise en düşük olduğu meslek grubunu oluşturuyor. Hukuk mezunları arasında bir işte çalışmayanlarn oranı yüzde 10.9 ile genel ortalamanın 20 puan altında bulunuyor. Buna karşın hukuk alanındaki kontenjan artışı, yüzde 11.5 ile yüksek işsizliğe sahip alanların çok daha gerisinde kaldı.
Bir işe sahip olmayan mezunların oranı yüzde 12.4 ile en düşük ikinci sırada yer alan sağlıkta da kontenjan artışı yüzde 14.9 ile ortalamanın altında kaldı.

BOŞ KONTENJANLAR, VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİ SIKIŞTIRIYOR

Sayılara bu yıl daha da artan vakıf üniversitelerinin en büyük sorunlarından birisi boş kontenjanlar. Yeni üniversitelerin katılımı ve mevcutların yaptıkları bir dizi düzenleme ile vakıf üniversitelerinin lisans programlarında kontenjanlar, geçen yıla göre yüzde 15.6 oranında arttı. Vakıf üniversitelerinin kontenjanlarındaki bu artış, geçen yıl kontenjanların yüzde 20.4’ü boş kalmasına rağmen gerçekleşti. Sadece dolan kontenjanları dikkate alırsak, vakıf üniversitelerinin bu yılki kontenjanlarını doldurabilmek için yeni kaydolan öğrenci sayısını geçen yıla göre yüzde 45.2 artırmaları gerekecek.
Kuzey Kıbrıs’taki üniversitelerin durumu, vakıf üniversitelerinden çok dahazor durumda. Geçen yıl KKTC’deki üniversitelerin kontenjanlarının yüzde 71.2’si boş kalmıştı. Bunun da etkisiyle, KKTC üniversiteleri, bu yılki kontenjan artışını yüzde 2.8 ile sınırlı tuttular. KKTC ünivestilerinin bu yılki kontenjanlarının dolması için yeni kaydolan öğrenci sayısını geçen yıla göre yüzde 257 artırmaları gerekiyor.
Devlet üniversiteleri kontenjanlarını yüzde 18.9 artırarak toplam kontenjan içindeki payını yüzde 82’den yüzde 82.9’a çıkardı.

34 yaş altı meslek eğitimlilerin istihdam durumu ve üniversite kontenjanları
Eğıitim alanı
Toplam meslek eğitimli mezun sayısı (bin)
İstihdam edilen (bin)
Bir işte çalışmayan mezunlar (bin)
Boşta gezen mezun oranı (%)
2009 lisans öğrenimi kontenjanı
Yerleşen öğrenci sayısı 2009
2009'da boş kalan kontenjan oranı (%)
2010 lisans öğrenimi kontenjanı
2009 kontenjanına göre artış
2009 kontenjanına göre artış (%)
2009 yerleşen sayısına göre artış
2009 yerleşen sayısına göre artış (%)
Toplam
4,119
2,842
1,277
31.00
317,245
291,158
8.2
373,439
56,194
17.71
82,281
28.26
Sanat
202
109
93
46.04
669
599
10.5
1,069
400
59.79
470
78.46
İşletme ve yönetim
925
583
342
36.97
66,958
61,048
8.8
79,556
12,598
18.81
18,508
30.32
Bilgisayar
101
65
36
35.64
9,628
7,081
26.5
11,503
1,875
19.47
4,422
62.45
Tarım, ormancılık ve balıkçılık
65
42
23
35.38
7,716
6,712
13.0
8,373
657
8.51
1,661
24.75
Eğitim
631
412
219
34.71
1,811
1,583
12.6
2,095
284
15.68
512
32.34
Fen bilimleri
97
67
30
30.93
23,131
19,286
16.6
27,187
4,056
17.53
7,901
40.97
Sosyal bilimler ve davranış bilimleri
517
354
163
31.53
35,180
31,617
10.1
50,835
15,655
44.50
19,218
60.78
Mühendislik
711
552
159
22.36
41,661
38,803
6.9
50,982
9,321
22.37
12,179
31.39
Gazetecilik ve enformasyon
10
8
2
20.00
7,971
5,840
26.7
8,968
997
12.51
3,128
53.56
Mimarlık ve inşaat
130
104
26
20.00
10,503
9,870
6.0
12,534
2,031
19.34
2,664
26.99
Matematik ve istatistik
41
35
6
14.63
10,507
10,032
4.5
12,383
1,876
17.85
2,351
23.44
Veterinerlik
15
13
2
13.33
1,555
1,555
0.0
1,675
120
7.72
120
7.72
Sağlık
186
163
23
12.37
20,974
20,718
1.2
24,090
3,116
14.86
3,372
16.28
Hukuk
46
41
5
10.87
8,358
8,358
0.0
9,322
964
11.53
964
11.53

Vakıf üniversiteleri dolmayan kontenjanlara rağmen artışa gitti

Lisans öğrenimi kontenjanı 2009
Kayıt yaptıran öğrenci sayısı 2009
Boş kalan kontenjan 2009
Boş kalan kontenjan oranı (%)
Lisans öğrenimi kontenjanı 2010
Kontenjana göre artış
Kontenjana göre artış oranı (%)
2009'da kayıt olan öğrenci sayısına göre artış
2009'da kayıt olan öğrenci sayısına göre artış oranı (%)
Devlet üniversiteleri
261,889
255,032
6,857
2.62
311,343
49,454
18.88
56,311
22.08
Vakıf üniversiteleri
39,428
31,379
8,049
20.41
45,572
6,144
15.58
14,193
45.23
KKTC üniversiteleri
15,175
4,365
10,810
71.24
15,599
424
2.79
11,234
257.37
Ortak uluslararası lisans programları
753
382
371
49.27
925
172
22.84
543
142.15
Yabancı üniversiteler
2,291
1,372
919
40.11
2,029
-262
-11.44
657
47.89
TOPLAM
319,536
292,530
27,006
8.45
375,468
55,932
17.50
82,938
28.35