7 Ocak 2012 Cumartesi

Üniversite kontenjanlarının yarısını açık öğretim ve gece bölümleri oluşturuyor

Geçen yıl şifre skandalı ve yanlış hesaplanan puanlarla kabus gibi geçen üniversite sınavları mevsimi başladı. Sınavdaki katsayı sistemi bu yıl tekrar değiştirildiği için tercih yapmak yine zor olacak. Bu işe yarayan tek kaynak ÖSYM’nin yayınladığı en düşük puanlar tablosu. Geçen yılki kontenjanlar ve bölümlere yerleşen öğrenci sayıları ile en düşük puanları gösteren bu tablo, binlerce satırdan oluşuyor. Buna bir de katsayı değişikliğinin sıralamaları nasıl etkileyeceği sorusu eklenince iş iyice içinden çıkılmaz hale geliyor.
Ancak durumu içinden çıkılmaz hale gelen sadece aday öğrenciler ve aileler değil. Yüksek öğrenim sisteminin kendisi de aynı durumda. Kontenjanlar ve puanları gösteren tabloyu biraz yakından incelemek bile sistemdeki büyük dengesizlikleri ve açmazları gözler önüne seriyor.

BOŞ KALAN KONTENJANLAR


Üniversite sistemi nitelik açısından dökülürken büyük bir nicelik yarışına girmiş durumda. Her ile uyduruk da olsa bir üniversite açan yaklaşım, açık öğrenim ve uzaktan eğitim kontenjanlarını şişirerek sözde üniversite kapısında yığılanların sayısını azaltmış oluyor. Şu anda toplam kontenjanların ve yüksek öğrenim programlarına yerleştirilenlerin dörtte birini açık öğretim oluşturuyor.
Üstelik açık öğretim kontenjanlarının önemli bölümü, mezun olunca iş bulmakta zorlanacak alanlarda. Örneğin Kırgızistan Manas Üniversitesi dahil tüm felsefe bölümü kontenjanlarının toplamı bin 842 kişi. Buna karşın Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi, felsefe bölümüne geçen yıl tek başına 2 bin 415 öğrenci aldı. İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi ise felsefeye tam 5 bin 125 kişilik kontenjan ayırdı. Neyse ki öğrenciler üniversite kadar ölçüsüz davranmadı ve bu bölüme sadece 567 kişi yerleşti. Benzer bir şekilde Anadolu Üniversitesi, sosyolojiye de 15 bin 375 kişilik, yani çoğu üniversitenin nüfusundan fazla kontenjan ayırdı.
Buna ikinci öğrenim programlarını ekleyince normal bir üniversite eğitimi görmeyenlerin oranı korkunç boyuta ulaşıyor. İkinci öğrenimle açık öğretimin kontenjanlardaki payı yüzde 48.14, yüksek öğrenime girenler içindeki payı ise yüzde 47.75. Öğrencilerinin yarısı normal koşullarda eğitim alamayan bir yüksek öğrenim sistemi, artık bir kandırmacaya dönüşmüş demektir.

SAHTE KONTENJANLAR


Bir yanda şişirilen kontenjanlar ve öğrenci sayıları varken, diğer yanda boş kalan kontenjanlar da sistemin bir diğer yükü haline geldi. Vakıf ve KKTC üniversitelerinin en büyük sorunu boş kontenjanlar. Geçen yıl KKTC üniversitelerinde kontenjanların yüzde 63.7’si, vakıf üniversitelerinde ise yüzde 16.9’u boş kaldı.
Geçen yıl toplam kontenjanı 6 bin 476 kişiyi bulan 339 bölümü bir tek öğrenci bile tercih etmedi. Bu 339 bölümün 161’i vakıf üniversitelerinde, 127’si KKTC üniversitelerinde. Geçen yıl 236 programa sadece 1 öğrenci, 328 programa sadece 2 öğrenci, 360 programa sadece 3 öğrenci kayıt yaptırdı. Bu öğrencilerin hangi sınılarda nasıl ders alacağı tam bir soru işareti.
Bu üniversiteler, hem ekonomik, hem prestij açısından sürdürülemez bir durumla karşı karşıyalar. Prestij artırmak için geliştirilen burs uygulamaları ise bir başka dengesizlik yaratıyor. Burslu programların puanları çok yükseğe tırmanırken, paralı programların puanı çok aşağılara düşüyor. Onlarca örnekten birini vermek gerekirse İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin Endüstri Sistemleri Mühendisliği bölümüne geçen yıl 511 puanla giren de, 216 puanla giren de oldu. Aradaki bu dengesizlik hem öğrenciler için, hem de ders anlatan öğretim üyeleri için büyük sorun oluşturuyor.

(http://www.haberturk.com/htyazar/ismet-ozkul)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder