Demokrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Demokrasi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Temmuz 2018 Salı

Devlette yeni düzenin şifreleri

Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kesin sonuçları birkaç gün içinde ilan edilecek. Cumhurbaşkanı’nın yemin ederek göreve başlamasıyla, aynı zamanda yeni anayasa tüm hükümleriyle yürürlüğe girmiş olacak.
Yeni anayasanın yürürlüğe girmesiyle devlet şimdiye kadar olduğundan çok farklı yönetilecek. Ama bu tam olarak özümsenmiş değil. Hala yasama ve yürütmeye ilişkin çeşitli konular ele alınırken mantık hala eski sisteme göre çalışabiliyor.
Devlet işleyişi ve siyasi hayatımızı en fazla etkileyecek değişimleri şöyle sıralayabiliriz:

29 Haziran 2018 Cuma

AKP, MHP desteğine mecbur mu?

Seçimlerin ardından Meclis’teki sandalye dağılımı yaklaşık olarak ortaya çıkmış bulunuyor. Hiçbir parti tek başına çoğunluğa sahip değil. Cumhur İttifakı’nın toplamı ancak çoğunluk sağlayabiliyor.
Yeni Anayasada Meclis çalışmalarına ilişkin sayısal sınırlar ile partilerin milletvekili dağılımını karşılaştırınca, mevcut oy dengeleri ile ortaya şöyle bir çerçeve çıkıyor:
* Meclis Genel Kurulu’nun toplanabilmesi için en az 200 milletvekili gerekiyor. Bu durumda AKP hariç hiçbir parti tek başına Meclis’in toplanmasını sağlayamaz.
* Yasaların kabulü için asgari 151 milletvekilinin oyunu gerekiyor. Bu da AKP dışında hiçbir partinin tek başına yasa çıkaramayacağı anlamına geliyor. (Genel Kurul’a katılan milletvekili sayısı 301’in üzerine çıkarsa, yasanın kabulü için salt çoğunluk gerektiğinden 151 oy sınırı da yükselmiş olacak.)
* Cumhurbaşkanı’nın veto ettiği yasaların aynen kabulü için 301 oy gerekiyor. Bunun için ya AKP’nin katılımı ya da AKP dışındaki tüm partilerin birleşmesi gerekiyor.
* Anayasa’da değişiklik teklifi vermek için gerekli imza sayısı 200. AKP dışında hiçbir partinin tek başına bu sayıyı bulma şansı yok. Millet İttifakı’nın da bu sınırı geçmek için dışarıdan 11 milletvekilinin desteğini alması gerekiyor.

2 Mayıs 2017 Salı

Yolsuzluk ve yoksulluk, asıl hukuk işlemezse artar

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, geçen hafta yapılan Türkiye Müteahhitler Birliği'nin (TMB) 32. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hukukun iyi işlediği ülkelerde iş yapmanın daha kolay olduğunu, ancak bu ülkelerde de kâr marjlarının diğer ülkeler kadar yüksek olmadığını söyledi.
Konuşmanın alt metninden hukukun iyi işlememesinin daha karlı bir şey olduğu çıkıyor. Bu doğru mudur? Evet doğrudur. Ama bu iktidarın çevresindeki “oligarklar” açısından doğrudur.
Hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerden uzaklaştıkça, keyfi uygulamalar artar ve bunun doğrudan bir parçası olarak ekonomik kaynaklar iktidar çevresindeki oligarklara, imtiyazlı yandaşlara akmaya başlar. Oligarkların servetinin ve karlarının olağanüstü artması, hem emekçi kesimin hem de oligarklar dışındaki sermaye kesiminin ekonomiden aldığı payın azalması anlamına gelir.

21 Nisan 2017 Cuma

Dünya referandumu nasıl görüyor, bu ekonomiyi nasıl etkiler

Türkiye açısından devlet ve yönetim sistemini köklü bir şekilde değiştirecek olan tarihi anayasa referandumu, bıçak sırtı bir farkla, üstelik sonuçları tartışmalı bir şekilde sonuçlanmış gözüküyor.
Bu haliyle Türkiye’de siyaset yeni bir faza girmiş durumda. Siyasette artık yeni koşullar, yeni dengeler var.
Bu durum sadece iç politika açısından geçerli değil. Dış politika açısından da böyle. Anayasa değişikliği ve referandum sonuçları, dünyanın Türkiye’ye bakışını da değiştiriyor. Son yıllarda ortayı çıkan kaygı ve eleştiriler, artık bir eğilim tespiti düzeyinden bir kesin niteleme aşamasına geçmiş durumda.

18 Nisan 2017 Salı

Siyasetin yakın geleceği ve sıcak para

Türkiye, referandum sonrasında, içinden bir türlü çıkamadığı belirsizlikler ortamının yeni bir fazına girerken, gelişmeleri etkileyecek faktörlerden birisi de sıcak para hareketleri olacaktır.
Bu noktada son yıllardaki politik dalgalanmalar karşısında sıcak para ve genel olarak yabancı yatırımların nasıl hareket ettiğine bakmakta yarar var. Sayfadaki grafiklerde 2013 ve sonrasındaki süreçte cari açık ile sıcak para, doğrudan yatırımlar, kaynağı belirsiz para girişi ve yerlilerin yurt dışına çıkardığı para miktarının 12 aylık toplamlara göre seyrini görüyorsunuz.
Kuşkusuz sıcak para, sadece içerideki politik ve ekonomik gelişmelerden etkilenmiyor, dünyadaki politik ve ekonomik gelişmelerden de etkileniyor. Buna rağmen grafiklerin politikadaki gelişmelerden fazlasıyla etkilendiği de ortada. Grafikteki hareketleri önemli politik gelişmelerin olduğu tarihlere göre incelediğimizde ilginç sonuçlar ortaya çıkıyor:

14 Nisan 2017 Cuma

Ne olacak bu Uganda’nın hali?

Uganda tarihi iç savaşlar, kabile çatışmaları ve darbeler tarihi şeklinde ilerledi. Son 31 yıldır ülkeyi Başkan Yoweri Museveni yönetiyor. Destekçilerinin Şapkalı İhtiyar Adam diye andıkları Museveni 72 yaşında.
Halk, İdi Amin ve sonrasında onu deviren ama kendileri de baskıcı rejimlere dönüşen iktidarlardan bıkmıştı. Museveni, bir umut rüzgarı estirmiş ve ciddi bir halk desteğini arkasına almıştı. İstikrar, barış, kalkınma, yatırım ve refah vaad ediyordu.
İktidarı ele geçirdiğinde Afrika’da yeni kuşak yöneticileri temsilcisi olacağını, demokratik olacağını ve geçmişin yeteneksiz ve yolsuzluğa bulanmış elitleri ile hiç bir ilişkisinin olmayacağını ilan etmişti. Museveni 1986’da yemin töreninde Afrika ülkelerinin sorunlarının liderlerin koltuklarını bırakmamasından kaynaklandığını söylemiş ve kendisinin hiçbir zaman böyle olmayacağına söz vermişti.

14 Şubat 2017 Salı

Bunların hangisi Varlık Fonu olmadan yapılamazdı?

Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) kuruluş yasasında fonun amacı, “Sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak, yurtiçinde kamuya ait olan varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik, büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmek” şeklinde belirlenmiş.
Bu amaçların hangisi, böyle bir fon kurmadan yapılamazdı? Hangi amaç için TVF’ye mecburduk? Bu amaçların hangisi için TVF’nin Sayıştay Kanunu, Kamu İhale Kanunu, Devlet İhale Kanunu, özelleştirmeye ilişkin kanunlar, KİT yasaları, Fonlar ve KİT’lerin TBMM tarafından denetlenmesine ilişkin kanunlar, Devlet Memurları Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu ve Rekabet Kanunu’ndan muaf tutulması şarttı?
Tek tek bakalım.

10 Şubat 2017 Cuma

11 soruda tüm yönleriyle Türkiye Varlık Fonu

1- Varlık fonları nedir, ne işe yarar?
Ülke varlık fonları, bir ülkenin elinde bulunan fazla tasarrufları ekonominin uzun dönemli istikrarı, krizlere karşı korunması ve gelecek kuşakların refahını artırma hedefine dönük yatırımlar yapmak için kuruluyorlar. Bu nedenle ülke varlık fonları, ya Çin gibi ödemeler dengesi önemli ölçüde fazla veren ve yüklü miktarda döviz rezervine sahip ülkeler tarafından ya da Norveç veya Körfez ülkeleri gibi petrol ve doğalgaz ihracatçısı ülkeler tarafından kuruluyor. İstikrarlı şekilde bütçe fazlası veren veya sosyal güvenlik sistemi fazla veren ülkeler de benzer şekilde ülke fonları kurabiliyorlar Bu ülkelerin varlık fonu kurmasında 5 temel amaç öne çıkıyor:

31 Ocak 2017 Salı

Kredi notu neden düştü, nasıl yükselir?

Fitch’in de diğerlerine katılmasıyla üçüncü önemli kredi derecelendirme kuruluşu da Türkiye’nin kredi notunu, yatırım yapılabilir sınıfından düşürdü. Standard and Poors’ (S&P) ve Moody’s Türkiye’nin kredi notunu daha önce düşürmüştü. Türkiye’nin kredi notunu “spekülatif” kategorisine düşüren ilk kuruluş olan S&P, son yaptığı değerlendirme ile Türkiye’nin kredi notuna ilişkin olası gelişme yönünü de “durağan”dan “olumsuz”a indirdi. Yani önümüzdeki dönemde notun daha da düşmesi ihtimali güçlü.
Kredi derecelendirme kuruluşlarını “şeytan”, “düşman” ilan etmek veya “vız gelir, tırıs gider”, “yok hükmündedir” gibi laflar, taraftar grubunda moral bozulmasını frenlemekte bir nebze işe yarasa da ekonominin karşı karşıya bulunduğu durumun vahametini değiştirmez.
Kaldı ki Türkiye’nin notunu yatırım yapılabilir düzeyden düşüren sadece yabancılar da değil. Uzun zamandır özel sektör yatırımlarının yerinde sayması ve ekonomik güven endeksinin global kriz dönemindeki düzeyine kadar düşmüş olması, içerideki ekonomik aktörlerin de Türkiye’nin kredi notunu düşürmüş olduğunu gösteriyor.

24 Ocak 2017 Salı

Anayasa değişirse neler olacak?

Cumhurbaşkanı
► Cumhurbaşkanı, mevcut durumda olduğu gibi 5 yıl için halk oyu ile seçilecek ve bir kişi 2 defadan fazla cumhurbaşkanı seçilemeyecek. Ancak Cumhurbaşkanı’nın ikinci döneminde Meclis’in erken seçim kararı alması halinde Cumhurbaşkanı üçüncü kez aday olabilecek. Bu durumda bir kişi toplam 10 yıllık sınırdan daha uzun süre Cumhurbaşkanlığı yapabilecek.
► Cumhurbaşkanı seçilenin partisi ile ilişkisini kesmesi zorunluluğu kalkacak. Cumhurbaşkanı aynı zamanda parti üyesi ve genel başkanı olabilecek.
► Yürütme yetkisi tek başına Cumhurbaşkanı’na ait olacak. Mevcut durumda Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar kurulunun elinde bulunan tüm yetkiler tek başına Cumhurbaşkanı’na geçecek.
► Bakanlar kurulu ortadan kalkacak. Bakanlar kurulunun ortak imzasıyla alınabilen kararlar tek başına Cumhurbaşkanı tarafından alınabilecek.

17 Ocak 2017 Salı

Böyle bir anayasa ne istikrar ne de huzur ve güven getirir

Türkiye, tarihinin en köklü değişiklikler öngören anayasa değişikliğini, şimdiye değin görülmemiş ölçüde ön hazırlıksız, ön tartışmasız, alelacele yapmaya çalışıyor. Üstelik olağanüstü hal (OHAL) koşulları altında.
Böylesine toplumca yeterince sindirilmeden yapılacak bir anayasa değişikliğinin toplumu birleştirici bir rol oynaması mümkün değil. Üstelik tasarlanan anayasa değişikliğinin bir “rejim değişikliği sayılacak ölçüde köklü olması, bu girişimin risklerini iyice artırıyor.
Getirilmek istenen sistemde yürütme yetkisi tek başına cumhurbaşkanında toplanıyor. Başbakan ve bakanlar kurulunun yetkileri artık tek bir kişinin eline geçiyor. Cumhurbaşkanı, istediği anda tek başına karar vererek bakanlıklar kurma veya kaldırma, kamu kurumları oluşturma veya kaldırma, böylece devlet idari yapısını değiştirme, il müdürlüklerine kadar tüm yönetici kadroları tek başına atama ve görevden alma yetkisine sahip.
Cumhurbaşkanına verilen kararname çıkarma yetkisi, neredeyse Meclis’in yasama yetkisiyle yarış edecek nitelikte. Kararname çıkarma yetkisinin kapsamı, cumhurbaşkanını adeta ikincil bir yasama organı haline getiriyor.

13 Aralık 2016 Salı

Teşvik artınca işler düzelecek mi?

Merakla beklenen Ekonomik Koordinasyon Kurulu (EKK) kararları açıklandı. EKK kararlarının özellikle dövizdeki tırmanışa karşı önlemler içereceği beklentisi yaygındı. Çünkü dövizdeki hızlı tırmanış ve aşırı oynaklık, ekonominin en can alıcı sorunu haline gelmiş durumda. Ancak EKK kararları arasında bu beklentiyi karşılayabilecek hemen hiçbir şey yoktu.
Bunun yerine EKK kararlarında reel ekonomiye yönelik yeni teşvik önlemleri öne çıktı.
Hükümetin sık sık reel kesime yönelik yeni bir destek paketi açıklıyor hale gelmesi dikkat çekici bir gelişme. Adeta bir önceki paketin mürekkebi kurumadan bir yenisi hazırlanıyor, ya da daha doğru bir deyimle bir yenisine ihtiyaç duyuluyor.
Bu durum aynı zamanda açıklanan destek paketlerinin, özel sektör yatırımlarında ve istihdamda arzulanan canlanmayı yaratmaya yetmediğinin bir kanıtı. Paketler istenen hareketi yaratmayınca bir yenisiyle canlanma sağlanmayı çalışılıyor.