Faiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Faiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2018 Salı

Büyüme verileri, ikinci yarı için ne söylüyor?

Yılın 2. çeyreğine ait büyüme verileri açıklandı. Ancak herkes 2. çeyrekte ekonomi performansının nasıl olduğundan çok daha fazla yılın ikinci yarısında nasıl bir resim ortaya çıkacağını merak ediyor.
2. çeyrek büyüme verilerini ayrıntılı incelediğimizde, ekonominin gelecek dönem seyrine ilişkin önemli işaretler zaten ortaya çıkmış durumda. 2. çeyrek verilerine, ekonominin olası ikinci yarı performansı penceresinden bakacak olursak şunları görüyoruz:
* Büyüme hızı 1. çeyreğe göre 2.04 puan yavaşlayarak yüzde 5.21 oldu. Seçim ekonomisinin etkisi sürüyor olmasına rağmen 2. çeyrekte büyüme temposunda ciddi bir düşüş var.
* İlk çeyreğe göre büyüme hızı yükselen temel bileşenler sadece ihracat, kamu harcamaları ve kamu ağırlıklı sektörler ile finans sektörü. Harcama tarafında özel tüketim ve yatırımlarda, üretim tarafında tüm temel sektörlerde büyüme hızı geriledi.

14 Ağustos 2018 Salı

Bu önlemler yangını frenler ama söndüremez


Olağanüstü günler yaşıyoruz. Geçen hafta “Kara Cuma”yı yaşadık, yeni haftaya “Kara Pazartesi” ile başladık. Cuma günü doların 6 TL’nin üstüne nasıl bir anda fırlayabildiğini biz daha anlayamamışken, pazartesi 7 TL’nin üstüne çıkmasının şokunu yaşadık. Kurların 2 yılda gitmesinin zor olduğu bir yere 2 günde gittiğine şahit olduk.
Piyasaları sakinleştirmeye yönelik resmi açıklamalar pazar gecesi başladı. Sabah Merkez Bankası’ndan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) savcılıklara kadar bir dizi kurum, çeşitli adımlarla yangına müdahale ettiler.
Şimdi herkes, “Şoku atlattık mı? Yangın kontrol altına alındı mı? Bu önlemler yangını söndürmeye yeter mi?” sorularının yanıtını arıyor.
Bu sorulara uygun yanıtı verebilmek için önce yangının kaynağını, bu boyuta ulaşabilmesinin nedenlerini doğru tahlil etmemiz gerek. Bunun için şu temel tesbitleri gözden kaçırmamak gerekiyor:

17 Temmuz 2018 Salı

Enflasyon neden yüksek, nasıl düşer?

Haziran verileri, enflasyonun kontrolden çıkma noktasına geldiğini yakıcı bir şekilde ortaya koydu. Sorun artık patates, soğan açıklamalarıyla geçiştirilemeyecek kadar yakıcı ve yaygın bir hal almış durumda.
TÜFE yüzde 15’i geçerken tüm çekirdek enflasyon göstergeleri de yüzde 15 dolayına tırmandı. ÜFE’de yüzde 23.71’e, aramallarında yüzde 28.47’ye fırlayan enflasyon, ürkütücü tırmanışın süreceğini söylüyor.
Çoktan süreğen ve yapışkan bir hal almış bulunan enflasyon basit fiyat hareketleriyle, tekil faktörlerle açıklanamayacak ve çözülemeyecek bir sorun. Mevcut enflasyon ekonominin köklü yapısal hastalıklarının bir ürünü. Ama aynı zamanda o yapısal hastalıkları derinleştiren, büyüten bir karşı etkiye de sahip.
Ekonominin yapısal sorunları ile enflasyon, karşılıklı birbirlerini besleyerek bir kısır sarmal halinde büyümeye devam ediyor.
Yüksek ve kalıcı enflasyon, örneğin yüksek cari açık sorunundan kopuk bir sorun değil. Tersine yüksek cari açıktan da beslenen bir sorun. Yüksek cari açık, üretim ve rekabet gücünü artırmadan aşırı tüketimle hormonlu büyüme sevdasının bir sonucu.

26 Haziran 2018 Salı

Vaatleri unutun, acı ilaca hazır olun

Tarihi bir seçimi geride bıraktık. Bu seçimle anayasa değişikliklerinin tamamı yürürlüğe girmiş oldu. Artık Türkiye yeni bir rejimle yönetilecek.
Tarihi önemdeki bu seçim aynı zamanda ani bir seçimdi. Ekonomideki kötü gidişat, seçimleri 16 ay erkene almaya ve sıkıştırılmış bir takvimle kısa sürede yapmaya zorladı.
Seçim kampanyaları sırasında iktidardan muhalefete türlü türlü vaatler ortaya döküldü. Vaatler birbiriyle yarışırken partilerin ekonomik ve sosyal programları neredeyse hiç konuşulmadı.
Oysa ekonominin içinde bulunduğu durum, vaatlerden çok partilerin bu sorunların üstesinden gelmek için nasıl bir politika çerçevesi, nasıl bir yol haritası önerdiklerini tartışmayı gerektiriyordu. Partiler, bu temel ihtiyaçtan uzak durmayı tercih ettiler ve vaat yarıştırma kolaycılığına kaçtılar.

12 Haziran 2018 Salı

Piyasa neden büyümeye değil de cari açığa bakıyor?

Ekonomi için önemli iki veri, ilk çeyrek büyümesi ile nisan ayı ödemeler dengesi rakamları dün aynı anda açıklandı. İlk çeyrek büyüme verisi, sadece hızına bakarsak, yüzde 7.4 gibi parlak bir sonuç ortaya koydu. Ödemeler dengesi verisi ise kötü bir resim çizdi. Nisan ayı cari açığı 5.4 milyar dolar olurken, 12 aylık cari açık 57 milyar doları aştı.
Piyasalar üzerinde parlak büyüme rakamları değil de ödemeler dengesi verileri daha etkili oldu. Peş peşe yapılan radikal faiz artırımları sonrasında gerileyerek daha sakin bir seyir izleyen döviz kurları yeniden hızlı bir çıkış yaptı.
Cari açık ve ödemeler dengesi cephesindeki korkular, büyümenin yaratması beklenen sevinci neden anında boğabildi?

8 Haziran 2018 Cuma

2014’ten ders alınsaydı Merkez bugün aynı duruma düşer miydi?

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), dün bir kez daha yüksek ölçüde faiz artırmak zorunda kaldı. Merkez Bankası bir toplantı döneminde üç kez faiz artırmaya mecbur hale düştü. Üstelik üçünde de radikal sayılacak faiz artışlarına gitti.
PPK 25 Nisan’daki olağan toplantısında o zamanki etkin faiz olan geç likidite penceresi borç verme faizini 0.75 puan artırmıştı. Sonrasında kurlardaki hızlı çıkış karşısında uzun süre hareketsiz kalan Merkez Bankası, 23 Mayıs’ta olağanüstü toplanarak etkin faizi 3 puan birden artırmıştı. Ardından “sadeleşme” adı altındı 1 Haziran’dan geçerli olmak üzere etkin faiz dışındaki faizlerde de radikal artışlar yapıldı. 7 Haziran’daki olağan toplantıda da 1.25 puanlık bir artış daha geldi.
Böylece politika faizi olan haftalık repo ihale faizi yüzde 17.25’e, tavan faiz olan geç likidite borç verme faiz oranı ise yüzde 20.75’e çıktı. Nisan toplantısına göre tavan faiz 7.25 puan, politika faizi ise 9.75 puan yükselmiş oldu.
Kurlardaki ve faizlerdeki bu hızlı artışın temelinde yatan neden ekonomideki aşırı kırılganlıklar ve siyaset cephesindeki hukuk ve demokrasiye ilişkin kaygılar. Merkez Bankası’nın siyasi baskılar yüzünden zamanında ve etkin müdahalelerde bulunmaması sorunu daha alevli hale getiriyor.

17 Ekim 2017 Salı

Faizler neden yüksek, neden düşmüyor?

Çünkü enflasyon yüksek: Enflasyon çift haneli ve geleceği konusunda kimsenin pek umudu yok. Eylülde tüketici enflasyonu yüze 11.20’ye tırmanırken yurt içi üretici enflasyonu yüzde 16.28 oldu. Dünyanın mevcut koşullarında bu kabul edilebilir bir düzey değil. Türkiye’nin enflasyonu, benzer ülkelere göre de çok yüksek.
Enflasyon böyle yüksek ve geleceği belirsizken faizleri düşürmek mümkün değil. Bu koşullarda faizleri zorla düşürmeye kalkarsanız, tasarruflar dövize ve tüketime kayarak hem enflasyonu, hem faizleri yükseltir.
Çünkü bütçe açığı hızla artıyor: Anayasa referandumu öncesinde yapılan seçim harcamaları ile bütçe açığı adeta patlama yaptı. Geçen yılın ilk 8 ayında 4.87 milyar TL fazla veren bütçe bu yılın aynı döneminde 25.18 milyar TL açık verdi. 8 aylık faiz dışı fazla, yüzde 68’lik keskin bur düşüşle 40.31 milyar TL’den 12.99 milyar TL’ye düştü.
Bütçe açığının hızla artması Hazine’nin borçlanma ihtiyacını artırıyor. Hazine’nin daha fazla borçlanması, doğal olarak faizleri yukarı çekiyor.

8 Eylül 2017 Cuma

Enflasyonda çekirdeğin içi-dışı çok mu farklı?

Tek haneli enflasyon sefası bir ay sürebildi. Temmuzda yüzde 9.79'a gerileyen yıllık enflasyon ağustosta yüzde 10.68'e yükselerek yeniden çift haneli düzeye yerleşti.
Temmuzda yıllık enflasyon yüzde 10'un altında çıkınca, enflasyonda düşüşün süreceği umudunu vermeye çabalayan açıklamalar duymuştuk. Oysa gerek enflasyonun yapısal durumu, geçen yıldan gelen baz etkisi nedeniyle enflasyonun kısa sürede tekrar çift haneye çıkacağı belliydi.
Sayfadaki tablo enflasyonun nasıl ekonominin her alanına yayılmış yapısal bir sorun haline geldiğini açık bir şekilde gösteriyor.
Tablo Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) çekirdek enflasyon göstergelerini temel alarak hazırlandı. Birinci sütunlarda çekirdek enflasyon göstergesi sınıflamasına göre tanımlanmış tüketim kalemlerinin enflasyon oranı, ikinci sütunda ise o tanımın dışında kalan tüm kalemlerin ortalama enflasyonu yer alıyor.

15 Ağustos 2017 Salı

Ödemeler dengesi, ‘Bu faiz düşmez’ diyor

Türkiye’nin en başta gelen yapısal ekonomik sorunlarından birisinin yüksek cari açık olduğu malum. Yüksek cari açıkla malul ekonominin en önemli sıkıntılarından birisi de doğal olarak cari açığın nasıl finanse edildiği, edileceği oluyor. Ekonomik büyümeden, enflasyona, Türk Lirası’nın değerinden Türk varlıklarının değerine kadar bir dizi piyasa ve ekonomi parametresini, bu yüzden hükümet ve ekonomi yönetiminden çok sıcak paranın gelgitleri belirliyor.
Dolayısıyla ödemeler dengesindeki gelişmeleri yakından izlemek ekonominin sağlığı ve gidişini değerlendirmek açısından önem taşıyor.
Ödemeler dengesinde yılın ilk yarısına ilişkin sonuçları geçen yıl ile karşılaştırdığımızda, ekonominin içinde bulunduğu durum ve karşı karşıya bulunduğu riskler konusunda önemli sonuçlara ulaşabiliyoruz. Burada öne çıkan sonuçlar ve mesajlar şöyle sıralanabilir:

9 Mayıs 2017 Salı

Merkez’den enflasyon itirafları

Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda “Enflasyon dinamiklerindeki değişim” başlıklı bir analiz kutusu yer alıyor. Bu çalışma, enflasyondaki yüksek seyrin belirleyicilerinin incelenmesini amaçlıyor. İnceleme 2006-16 arasındaki 11 yılı kapsıyor. 
Çalışma, bir yanıyla Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki başarısızlığının, diğer yanıyla enflasyonun nasıl ekonominin hücrelerine nüfuz etmiş yapısal bir sorun haline geldiğinin itirafı şeklinde.
Çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlar şöyle:

25 Nisan 2017 Salı

Enflasyonun boynu neden eğri?

Deveye sormuşlar “Boynun neden eğri?” diye. Deve cevap vermiş, “Nerem doğru ki?”
Bizim enflasyon hikayemiz de buna döndü. Hükümet yetkilileri de, temel görevi bu olan Merkez Bankası da bir noktayı gösterip, “Enflasyonun işte burası eğri” diyorlar, sanki geri kalan yerleri düzgünmüş gibi.
Uzun zamandır yüksek enflasyonun günah keçisi işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artış olarak gösteriliyor. “Tarlada fiyatı şu kadar olan domates, markette vatandaşa bilmem kaç katına satılıyor” şeklindeki ajitasyonları sık işitiyoruz. Yetkili ağızlardan “TÜFE’de gıdanın ağırlığı başka ülkelere göre bizde çok yüksek. Bu yüzden vişne fiyatı bile enflasyonu fırlatıyor” türünden “bilimsel” açıklamalar dinliyoruz.

17 Mart 2017 Cuma

Merkez, basiretsiz bankacı faizini politika faizi haline getirdi

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) dünkü toplantısında temel faiz oranlarını değiştirmedi, sadece geç likidite penceresinde uyguladığı borç verme faizini 0.75 puan birden artırarak yüzde 11.75’e çıkardı. Bunun gerekçesini şöyle açıkladı:
Merkez Bankası mevcut durumun bir parasal sıkılaştırmayı gerektirdiğini kabul ediyor ve bunun için de diğer faizlere dokunmazken sadece geç likidite penceresindeki borç verme faizini yükseltiyor.

Buradan ne anlıyoruz? Geç likidite penceresinde uygulanan faiz, Merkez Bankası’nın temel aracı haline geldiğini/getirildiğini anlıyoruz.
Peki geç likidite penceresi nedir? Geç likidite penceresi, işini beceremeyen, piyasadaki likidite akışını riske sokan beceriksiz, basiretsiz bankacıları cezalandırma ve teşhir etme yeridir. Bir bankanın, bir bankacının geç likidite penceresine başvurmak durumunda kalması, onun için yüz karasıdır, affedilmez mesleki beceriksizliktir.

10 Şubat 2017 Cuma

IMF’ye göre en büyük 10 banka son 5 yılda yanlış yaptı

Uluslararası Para Fonu (IMF) 4. Madde kapsamında yaptığı denetimler sonucu olan Türkiye ülke raporuyla birlikte Finansal Sistem İstikrar Değerlemesi raporunu da yayınladı. Finansal istikrar dışında ekonominin genelini değerlendiren ülke raporunda yer alan önemli tespitleri geçen yazımızda ele almıştık. Bugün de IMF’nin finansal istikrar cephesindeki manzarayı nasıl değerlendirdiğine bakacağız.
Bu cephedeki tespitler önemli çünkü döviz kurları ile hop oturup hop kalktığımız şu günlerde, finansal istikrar alanındaki kırılganlıklar ekonominin seyrini hızla ve geniş çaplı şekilde etkileyebilecek durumda.

3 Şubat 2017 Cuma

Enflasyon raporu beni neden korkuttu?

Merkez Bankası yılın ilk enflasyon raporunu açıkladı. Bu rapor, içinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Bizi korkutan soruların nasıl yanıt bulduğunu, böylesine fırtınalı bir ortamda deniz feneri rolü oynaması gereken Merkez Bankası’nın ne ölçüde güven verebildiğini görmek açısından bu rapor, kritik önemdeydi.
Malum Türkiye politik, jeopolitik ve ekonomik açıdan kritik bir süreçten geçiyor. Yüksek ve oynak kurların ekonominin, şirketlerin, bankaların ve vatandaşın başına ne boyutta belalar saracağı kestirilemiyor. Yüksek kurların bir türlü makul düzeye inmeyen enflasyonu nerelere taşıyacağı büyük bir soru işareti. Kredi notu üç büyük derecelendirme kuruluşu tarafından da yatırım yapılabilir düzeyin altına indirilmiş. Yabancı fonların ve yatırımcıların gözü, dünyanın en kırılgan ülkelerinden birisi haline gelen Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu şoklar karşısında nasıl bir ekonomi politikası izleyeceğinde.

16 Aralık 2016 Cuma

FED düğmeye bastı, ekonominin nefesi daha da sıkışacak

ABD Merkez Bankası (FED) beklenen faiz artırımını nihayet yaptı. FED’in faiz artıracağı beklentisi bile global piyasalarda fon hareketlerinin yönünü etkisi altına almıştı. Şimdi beklentiler gerçeğe dönüşüyor. Üstelik FED’in açıklama ve raporlarında gelecekteki faiz artışları konusunda tahminlerden daha güçlü bir ton var.
FED’in yaptığı ekonomik analizler ve Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerinin büyüme, enfl asyon, işsizlik ve faiz artışı tahminleri, FED’in 2017 sonuna kadar üç adımda faizlerini toplamda 0.75 puan daha artıracağına işaret ediyor. Faiz artışını destekleyen ekonomik analizlerin tonu da, faiz tahminlerinin tonu da oldukça güçlü.

6 Aralık 2016 Salı

Dolar böyleyken Finansal İstikrar Raporu ne söylüyor?

Merkez Bankası geçen hafta son Finansal İstikrar Raporu’nu açıkladı. Merkez Bankası mayıs ve kasım aylarında olmak üzere yılda iki kez İstikrar Raporu yayınlıyor. Raporun amacı genel olarak ekonomi ve reel sektördeki, özel olarak da bankacılık sektöründeki finansal risklerin analizini yapmak.
Döviz kurlarının böyle alıp başını gittiği, aşırı yükselişe rağmen hala döviz tutanların satışa geçmediği ve pek de sakinleşme işareti vermediği bir dönem yaşıyoruz. Piyasalar böylesine hop oturur hop kalkarken, tansiyon ve nabız böylesine yükselmişken, Merkez Bankası’nın finansal sağlığı ölçme amacı taşıyan raporunda durumu nasıl gördüğü önemli.
Raporu baştan sona okuduğumuzda Merkez Bankası’nın piyasalarda pek bir “hop oturup hop kalkma” durumu görmediğini, finans piyasalarının ve reel sektörün kılcal damarlarını zorlayan “yüksek nabız ve yüksek tansiyonu” hissetmediği kanısına varıyorsunuz.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Etten sonra sebzedeki sıkıntı, enflasyon hesabını karıştırdı


·                    Et ve sebzede yaşanan üretim sıkıntısı ile ramazan birleşince eylül enflasyonu beklentileri aşarak yüzde 1.23’e çıktı. Yıllık enflasyon 0.9 puan artarak yüzde 9.24’e tırmandı. Enflasyondaki artış neredeyse tamamen işlenmemiş gıdadan kaynaklandı. Et ve sebzedeki sıkıntının sürmesi, yılın son çeyreğinde beklenen enflasyon düşüşünü sınırlandırabilir.

Başta domates olmak üzere sebze üretiminde yaşanan sıkıntılar ile ramazan zamları, eylülde enflasyonun ateşini yükseltti. Etteki sıkıntı ithalata rağmen kontrol altına alınamamışken, çeşitli hastalıklar nedeniyle sebze üretiminde meydana gelen düşüş,  mutfağı ikinci kez vurdu.
Eylül ayında tüketici fiyatları, yüzde 1.23 artarak yüzde 0.76 olan beklentilerin oldukça üzerine çıktı. Böylece yıllık enflasyon hızı da ağustosa göre 0.9 puanlık bir artışla yüzde 9.24’e tırmandı. 9 aylık enflasyon ise yüzde 1.77 olarak gerçekleşti.
Üretici fiyatlarındaki artış ise yüzde 0.67 olan beklentilerin altında kalarak yüzde 0.51 olarak gerçekleşti. Yıllık ÜFE, ağustosa göre 0.12 puan azalarak yüzde 8.91’e geriledi. Üretici fiyatlarındaki artışta da tarım, hayvancılık ve gıda ürünleri başı çekti.

TEK BAŞINA GIDA YETTİ

Eylülde en yüksek enflasyon yüzde 4.72 ile gıda ve alkolsüz içecek kaleminde gerçekleşti. Gıda ve içecekler eylül enflasyonuna yaptığı katkı 1.29 puan ile yüzde 1.23 olan genel enflasyonun bile üzerine çıktı. Bu gıda dışındaki kalemlerin toplamında ortalama olarak enflasyon değil fiyat düşüşü olduğu anlamına geliyor. Domates, taze fasulye, yeşil biber ve patlıcan fiyatı en fazla artan mallar arasında başı çektiler. Kırmızı et, tavuk eti ve peynirdeki göreli olarak yüksek fiyat artışları, eylül ayında da sürdü. Çekirdek enflasyon göstergeleri de eylüldeki fiyat artışının neredeyse tamamının sebze ve meyveden kaynaklandığını ortaya koyuyor.
Gıdadan sonra en yüksek fiyat artışı yüzde 1.23 ile çeşitli mal ve hizmetlerde oldu. Bu artışta altın fiyatlarındaki artış önemli rol oynadı. Yeni dönemin başlamasıyla fiyatların yüzde 1.16 arttığı eğitim harcamaları üçüncü sırada yar aldı.
Buna karşın giyim ve ayakkabıda fiyatların eylülde yüzde 2.21 gerilemesi, üst üste gelen  bayram ve okulların açılmasının etkisinin korkulan kadar olmadığını gösteriyor. Fiyat düşüşünde ilk sırada yer alan giyim ve ayakkabıyı yüzde 1.85 ile haberleşme, yüzde 1.10 ile alkollü içkiler ve tütün izliyor.

BU ENFLASYONA FAİZİN SÖZÜ GEÇMEZ

Geçen yıl tüketimi canlandırmak için otomobil ve bazı ev eşyalarında uygulanan vergi indirimlerinin yıllık enflasyona olan etkisi ekimde ortadan kalkacak. Merkez Bankası, bu nedenle ekimden itibaren enflasyonda etkili bir düşüş bekliyor. Geçen yıl ekim enflasyonu yüzde 2.41 olmuştu. Bu yıl ekim enflasyonu bunun altında kalacağı için yıllık enflasyon da gerileyecek.
Ancak et ve sebzedeki üretim sıkıntısına bağlı fiyat artışları, bu düşüşün beklentilerden çok daha sınırlı kalması ihtimalini doğurdu. Fiyat artışları talepten değil üretim düşüşünden kaynaklandığı için Merkez Bankası’nın bu alandaki enflasyonu, faiz artışı ile önleme şansı da bulunmuyor. Kaldı ki faizden etkilenebilecek mal ve hizmetlerde, enflasyonu tehdit edecek bir fiyat hareketi de gözlenmiyor.




TÜFE
(%)
Aylık enflasyon
Yıllık enflasyon
TÜRKİYE
1.23
9.24
Gıda ve alkolsüz içecekler
4.72
15.33
Alkollü içecekler ve tütün
-1.10
25.32
Giyim ve ayakkabı   
-2.21
5.06
Konut
0.33
7.36
Ev eşyası
0.48
3.84
Sağlık
0.16
0.02
Ulaştırma
0.12
8.04
Haberleşme
-1.85
-3.37
Eğlence ve kültür
0.86
-0.47
Eğitim
1.16
4.52
Lokanta ve oteller
0.74
9.78
Çeşitli mal ve hizmetler
1.23
5.09






ÜFE
(%)
Aylık enflasyon
Yıllık enflasyon
Genel
0.51
8.91
Tarım
0.44
20.22
Sanayi
0.52
6.57
Madencilik ve taşocakçılığı
0.86
8.31
İmalat sanayi
0.56
5.24
Gıda ürünleri ve içecek
1.81
8.38
Tütün ürünleri
-0.83
-7.65
Tekstil ürünleri
0.37
9.23
Giyim eşyası
0.97
-1.77
Deri ürünleri
0.69
2.25
Ağaç ve mantar ürünleri
1.69
3.23
Kağıt ve kağıt ürünleri
-0.24
9.86
Basın ve yayım
0.00
1.72
Rafine petrol ürünleri
-0.46
11.05
Kimyasal ürünler
0.16
0.59
Plastik ve kauçuk ürünleri
0.19
1.11
Metalik olmayan mineral ürünler
0.17
3.21
Ana metal sanayi
1.35
19.61
Metal eşya sanayi
0.27
0.72
Makine ve teçhizat imalatı
0.26
-0.21
Büro makineleri
1.67
-5.52
Elektrikli makine ve cihazlar
-2.01
-2.33
İletişim teçhizatı
0.25
1.07
Tıbbi, hassas ve optik aletler
0.67
-1.29
Motorlu kara taşıtları
-0.06
1.68
Diğer ulaşım araçları
0.00
-9.89
Mobilya imalatı
-0.37
-4.35
Elektrik,gaz ve su
0.09
19.25