İşsizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İşsizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2019 Cuma

Kriz kadın istihdamını nasıl etkiliyor?


Bakmayın siz ekonomide bir “dengelenme” sürecinin yaşandığı, her şeyin yolunda olduğu ve en kötüsünün geride kaldığı laflarına. Ekonomi küçülmeye başladı, artık ekonomik krizin içindeyiz.
2018’in son çeyreğine ait sanayi üretimi ve ciro göstergeleri ekonomide sert bir daralmaya işaret ediyor.
Özellikle işsizlik verileri, krizin ilk adımının bile aileleri öncü deprem misali sarstığını gözler önüne seriyor.
İstihdam ve işsizlikte 2018’in son çeyreğine ait veriler büyük önem taşıyor. Zira, 2018’in son çeyreğinde gözlemlenen eğilimlerin, krizin ilerleyen aşamalarında da etkili olması ve hatta daha da güçlenmesi çok kuvvetli bir ihtimal.
Bu nedenle, 2018’in son üç ayında ortaya çıkan, etkili olan eğilimleri tespit etmek, önümüzdeki süreçte bizleri nelerin beklediğini görmemize de yarayacak.
Ekonomik kriz dönemleri toplumun özellikle emeğiyle geçinen ve yoksul kesimlerini çok daha derinden etkilediği aşikâr. Yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik, belirsizlik, kaygı, gerilim, huzursuzluk emekçi hanelerini kuşatıyor.
Ve bu karabasandan payına en fazla yük düşenler kadınlar.
Ekonomik krizin kadınları nasıl etkilemeye başladığını incelemek üzere, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) en son açıklanan Kasım 2018 dönemi istihdam ve işsizlik verilerini, 2017’nin aynı dönemi ile karşılaştıralım.
TÜİK’in kullandığı metoda göre kasım dönemi verileri ekim, kasım ve aralık aylarının ortalamasını yansıtıyor. Yani aslında, bu verilerde kasım ayının durumunu değil yılın 4. çeyreğinin durumunu görüyoruz.
Şimdi yakın plan yapalım: İstihdam ve işsizlik alanında kadın cephesinde neler oluyor?

5 Mart 2019 Salı

İstihdamda öncü depremin hasarı bile korkutucu


Yılın son çeyreğinin ortalamasını yansıtan Kasım dönemi istihdam verileri, ekonomide ciddi daralmanın, tüm toplum kesimlerini ve her büyüklükteki işletmeleri derinden sarsmaya başladığını gösteriyor.
4. çeyrek istihdam verilerini farklı toplum kesimleri ve farklı işletme büyüklükleri açısından irdelediğimizde görünen manzara şöyle:
* Minik işletmeler: 10 ve daha az kişinin çalıştığı mikro işletmelerde, bir yıl öncesine göre toplam 439 bin istihdam kaybı var. 11-19 kişinin çalıştığı minik işletmelerin istihdamı ise bir yıl öncesine göre 99 bin kişi azalmış durumda. Sonuç olarak 20’den az kişinin çalıştığı işletmelerdeki toplam istihdam kaybı 538 bin gibi korkutucu bir düzeyde. Başlayan ekonomik krizin ilk vurduğu kesim küçük işletmeler olmuş gözüküyor.

19 Şubat 2019 Salı

Özel sektörde net istihdam kaybı 500 bini aşmış


Geçen haftayı olumsuzlukta her biri diğeriyle yarışan bir veri sağnağı ile tamamladık. İşsizlik, sanayi üretimi, ciro ve perakende satış endeksleri, ekonominin nasıl hızla küçülmekte olduğunu gösteriyordu. Yeni haftaya da aynı karamsar havayı taşıyan konut satış verileriyle başladık.
Bu veriler içinde herkesi birinci derecede ve en yakıcı şekilde etkileyen işsizlik verileri de iç karartıyor. Yılın son çeyreğinin ortalamasını yansıtan Kasım dönemi verileri, istihdamın geçen yıla göre 201 bin kişi azaldığını ortaya koydu.
İstihdamda tam bir kriz havası estiği görülüyor. İstihdam, genelde kriz dönemlerinde düşüyor. Bundan önce de son olarak 2009’da global kriz döneminde böyle yüzbinlerle ölçülen bir istihdam daralması yaşanmıştı.
Aslında gerçek durum rakamların toplamında gözükenden çok daha kötü. Çünkü istihdamdaki daralmayı, kamudaki görülmemiş istihdam artışı sınırlıyor.
TÜİK’in açıkladığı son kamu istihdamı verilerine göre yılın son çeyreğindeki kamu istihdamı sayısı geçen yıla göre tam 749 bin kişi artmış durumda.

1 Ocak 2019 Salı

Krizden ilk darbeyi hangi sektörde kimler yedi?


Ekonomide küçülmeye doğru giden durgunluğun ilk vurduğu alanların nereler olduğunu incelemeye bu yazımızda da devam ediyoruz. Bu yazıda hangi sektörlerde, hangi mesleklerin ve hangi sınıfların daha fazla etkilendiğine bakacağız. Eylül dönemi istihdam verilerinin bu pencereden ortaya çıkardığı sonuçlar şöyle:
* En fazla istihdam kaybı olan sektörler içinde başı idari ve destek hizmet faaliyetleri çekiyor. Bu sektörde istihdam kaybı, 636 bin ve yüzde 40 ile şiddetli bir kriz halini şimdiden almış durumda. Bu sektördeki istihdam kaybı, tamamen ücret ve yevmiye ile çalışanlardan oluşuyor. Ücretli yevmiyeli istihdam kaybı, 642 kişi ve yüzde 46’yı buluyor. Bu sektörde hizmet ve satış elemanlarında 176 bin kişi ve yüzde 37, büro hizmetlilerinde 94 bin ve yüzde 42.3’lük bir istihdam kaybı var.
* İnşaattaki 223 bin kişi ve yüzde 10’luk istihdam kaybının 182 bini ücretli ve yevmiyeli çalışan emekçilerden, 42 bini de işverenlerden oluşuyor. İşini kaybeden işverenlerin oranının yüzde 25’i aşması, sektörde iflasların ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.
* Tarımdaki istihdam kaybı 264 bin ile inşaattan daha fazla olmasına karşın oransal olarak yüzde 4.5 ile daha düşük düzeyde.  Tarımdaki istihdam kaybının büyük bölümünü 159 bin kişi ile ücretsiz aile çalışanları oluşturuyor. Ücretli ve yevmiyeli çalışanlardaki istihdam kaybı ise 91 bin kişi.
* Konaklama ve yiyecek içecek sektöründe toplam istihdamda 71 bin ve yüzde 4.3’lük bir artış olmasına karşın işveren olarak çalışan sayısının 22 bin kişi ve yüzde 17 azalması dikkat çekiyor. Turist sayısındaki artışla iyi bir yıl geçirdiği düşünülen sektörde, işveren sayısındaki ciddi düşüş, durumun o kadar da parlak olmadığının bir işareti.
* Kendi hesabına çalışan esnaflarda en fazla istihdam kaybı, ulaştırma ve depolama ile elektrik, gaz, su ve kanalizasyon hizmetlerinde.
* Yoğun işten çıkarmalara maruz kalan ilk meslek grubu nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar. Bu gruptaki istihdam kaybı tarımda 191 bin, idari ve destek hizmetlerde 216 bin, inşaatta 66 bin kişi. Bu üç sektörlerdeki şiddetli istihdam kaybının bir bölümü, kısmen imalat sektöründeki 65 bin kişilik artışla, ama esas olarak da başta kamu yönetimi, savunma ve sosyal güvenlikteki 126 bin kişilik artış olmak üzere kamu ağırlıklı sektörlerdeki niteliksiz eleman istihdamı artışı ile telafi edilmiş durumda.

25 Aralık 2018 Salı

İstihdamda kriz ilk nereleri vurmaya başladı?


İşsizlik oranı bu yıl yaz aylarında düşeceğine yükseldi ve Ağustos-Eylül-Ekim aylarının ortalamasını yansıtan Eylül döneminde işsizlik oranı yüzde 11.43’e çıktı. Bu eğilim, ekonomideki kötüleşmenin derinleşmesine paralel olarak daha da güçlenecek.
Yılın 3. çeyreğinde ekonominin küçülmenin öncüsü bir durgunluğa girmesi, istihdam ve işsizlik cephesinde sert krizin öncü sarsıntılarını ortaya çıkardı. Bu olumsuz gidişin ilk vurduğu yerlerin hangi kesimler olduğuna baktığımızda şunları görüyoruz:
* Özel sektör istihdam azaltmaya başlamış durumda. Eylül döneminde bir yıl öncesine göre istihdam 266 bin gibi cılız bir artış kaydetti. Ancak bu esas olarak kamu sayesinde gerçekleşmiş gözüküyor. Kamu yönetimi, savunma, eğitim ve sağlık sektörlerindeki toplam istihdam artışı 880 bin kişi. Kamu ağırlıklı bu üç sektör olmasaydı, istihdam artış bir yana 614 bin düşecek ve işsiz sayısı 4 milyon 363 bine, işsizlik oranı da yüzde 13.3’e fırlayacaktı.

25 Eylül 2018 Salı

OVP’de verdiği cevaptan çok soru işareti var

Geçen hafta açıklanan Orta Vadeli Program (OVP), öncekilerden daha fazla kritik bir öneme sahipti.
Çünkü ekonomi zaman geçtikçe daha da derinleşen bir kriz hali yaşıyor. Ekonomi politikalarında köklü bir değişiklik ihtiyacı var.
Açıklanan OVP, kriz halini kabul ve örtülü olarak itiraf etmekle birlikte, krizle mücadele ve çıkış konusunda kapsamlı, bütünlüklü, güven veren bir çerçeve ortaya koymaktan uzak. Dolayısıyla ekonomi aktörleri, OVP sonrasında da hala önlerini tam olarak göremiyorlar.
Gidişat yılın son çeyreğinin çok daha sancılı geçeceğini gösteriyor. Bu süreçte büyük ölçüde el yordamıyla yürünecek olması, krizin maliyetlerini artıracak.
Açıklanan politika ve hedef rakamların hem gerçekçilik, hem de tutarlılık sorunları var. Dolayısıyla ortaya konan her hedef ve politika, ilgili konuda verdiği yanıttan fazla soru doğuruyor.

3 Ekim 2017 Salı

Bu OVP ekonomi aktörlerine pusula olabilir mi?

Orta vadeli programların (OVP) ortaya çıkış amacı, hem kamuda çalışan teknokratlara hem de özel kesime üç yıllık bir yol haritası sunmaktır. Kamudaki teknokratlar, herhangi bir konuda bir karar alırken, bu üç yıllık yol haritasına bakarak karar alacaklardır. Özel kesimdeki işadamları, yatırımcılar, yöneticiler, ekonomistler, hatta aileler de ekonomik kararlarını alırken hükümetin üç yıllık hedeflerine ve programını bilerek daha doğru kararlar alabileceklerdir.
Kağıt üzerinde amaç böyle. Kağıt üzerindeki bu amaç gerçek hayata ne kadar yansıyabildi, yansıyabiliyor? Ekonomi aktörleri gerçekten kararlarına alırken hükümetin OVP’de ilan ettiği program ve hedefleri, kendileri için bir pusula olarak alıyorlar mı, alabiliyorlar mı? OVP metinleri, ekonomik bir karar alırken, ekonomik bir strateji oluştururken ilk bakılan temel bir metin oluyor mu?

29 Eylül 2017 Cuma

Bulutlu havada pembe OVP

Hükümet önümüzdeki üç yılın ekonomik strateji ve hedeflerini içeren orta vadeli programı (OVP) açıkladı. Hedefler çok pembe bir tablo çiziyor. Bakınca kağıt üzerinde çok güzel gözüküyor.
Ama ortaya konan çerçevenin kedi iç tutarlılığına, gerçek hayatla olan tutarlılığına ve hedeflerin gerçekleşme ihtimaline bakmaya kalktığınızda çizilmeye çalışılan pembe manzaranın yerini bulutlar alıyor.
OVP”ye göre dolar kuru bu yılı 3.58 TL ortalama ile tamamlayacak. Yıllık ortalama kur 2018’de 3.73, 2019’da 3.92, 2020’de 4.02 TL olacak. 2017’de yüzde 18.5 artan ortalama dolar kuru, gelecek yıl yüzde 4.2, 2019’da yüzde 5, 2020’de ise sadece yüzde 2.7 artacak.
Üstelik kur artış hızları OVP’nin oldukça pembe enflasyon tahminlerinin bile altında kalacak. Yani önümüzdeki üç yılda TL değerlenecek. Hem de FED’in faizleri artırdığı ve piyasadan para çekmeye başladığı bir süreçte...

5 Eylül 2017 Salı

İllerin beyin göçü profili bize ne söylüyor?

Beyin göçü göç sorununun en kritik boyutlarından birisi. Çünkü iller ve bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal eşitsizliğin azalması ya da artmasında diğer faktörlerden daha yüksek bir etkiye sahip bir faktör.
Yüksek eğitimli işgücünün bir bölgeden göçmesi, o bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimini olumsuz yönde etkileyerek, bölgesel eşitsizlikte durumunun daha da kötüleşmesine yol açar. Tersine bir bölgenin yüksek eğitimli işgücünü çekmesi, o bölgenin sosyal ve ekonomik gelişmesini hızlandırarak daha avantajlı hale gelmesine büyük katkı yapar.
Bu nedenle iç göç sorununu irdelerken soruna illerin ve bölgelerin beyin göçü açısından durumuna da bakmak gerekiyor.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) illerin aldığı ve verdiği göçün eğitim düzeylerine göre dağılımını incelediğimizde, bölgelerin beyin göçü hareketinde oldukça karmaşık ve dengesiz bir yapı olduğu ortaya çıkıyor.

18 Ağustos 2017 Cuma

İstihdam seferberliğinin ilk yarı karnesi

İstihdam seferberliği, referandum takvimiyle ekonomi gündeminin ilk sıralarına yerleşti. Görünürde istihdamın artması için dört koldan çaba harcanıyor. 
Doğrudan istihdam artışını hedefleyen SGK primi desteği, prim erteleme gibi planların yarı sıra çeşitli adlar altında piyasaya sürülen teşvik paketleri birbirini izliyor. Bu önlemleri vergi ve prim borcu afları tamamlıyor.
Bankacılık alanında Kredi Garanti Fonu planı ve banka bilançolarında tanım değişiklikleri yoluyla kredilerin hızla artırılması dolaylı yoldan ciddi bir istihdam desteği uygulaması.
Bunları bütçe açığında hızlı artış pahasına kamu harcamalarını artıran politikalar tamamlıyor. Bunun faturası geçen yılın ilk 7 ayında 1.28 milyar TL fazla veren bütçenin, bu yıl 24.3 milyar dolar açık vermesi oldu. Sosyal güvenlik açığının finansmanı için bütçeden aktarılan kaynak miktarı da yüzde 118 artarak 22.8 milyar lirayı aştı.
Bu faturalara karşın istihdam cephesindeki performansın geçmiş yıllara göre pek farklı olduğunu söylemek mümkün değil. Hatta bazı noktalarda geçmiş yıllardan daha kötü bir performans var. İyimser yaklaşımla söylenebilecek tek şey, “Bunlar da olmasaydı işsizlik çok daha korkutucu şekilde artardı” olabilir.

23 Haziran 2017 Cuma

'Seferberlik' sonrası genç istihdamı artmadı, düştü

Son yazımızda 'istihdam Seferberliği'nin 4 aylık uygulamasının ne ölçüde fark yarattığı konusunu TÜİK verileriyle ele almıştık. Bugün 'istihdam Seferberliği'nin genç istihdamına nasıl yansıdığını inceleyeceğiz.
'İstihdam Seferberliği'nin ilk adımlarının atıldığı ocak ayından önceki ekim, kasım ve aralık aylarını kapsayan kasım dönemi ile TÜİK'in en son açıkladığı mart dönemi verilerini karşılaştırıyoruz. TÜİK'in mart dönemi iş gücü verileri şubat, mart ve nisan aylarının ortalaması.
İstihdam kıştan çıkarken mevsimsel hızla artmaya başlar. Bu yüzden 'istihdam Seferberliği'nin ne ölçüde ilave bir artış sağladığını görebilmek için bu yılki artış ile geçen yıl aynı dönemde meydana gelen artış arasındaki farka bakmak gerekiyor.
Sayfadaki tabloda kasım- mart döneminde bu yıl ve geçen yıl ortaya çıkan artış ve azalışlar yer alıyor. Tablonun son sütunu ise karşılaştırma döneminde bu yılın performansının geçen yılın ne kadar üzerine çıktığını, ya da çıkamadığını görüyorsunuz.
Bu tabloya göre 'istihdam Seferberliği'nin gençler açısından karnesi şöyle:

20 Haziran 2017 Salı

İstihdam seferberliğinin ilk 4 ay karnesi çok zayıf

Referanduma giderken Ocak ayı ortasında ilan edilen 'istihdam seferberliği' ilk 5 ayını tamamladı. İstihdam artışına doğrudan getirilen teşvikler aslında tek başına değil. Vergi ve SGK borcu afları ve ertelemeleri, çeşit çeşit yatırım teşvikleri, kredi borcu yapılandırmaları, Kredi Garanti Fonu yoluyla devlet garantili krediler gibi uygulamalar da aslında istihdam artışını destekleyecek faktörler.
Tüm bu faktörlerin tamgaz devrede olduğu ilk ayların ardından 'istihdam seferberliği'nin karnesine bakmakta yarar var.
Bu konuda yararlanabileceğimiz SGK ve İŞKUR istatistikleri, her nedense (!) 'istihdam seferberliği' ilan edildiğinden beri açıklanmadığı için hesabımızı TÜİK'in işgücü istatistikleri ile yapacağız.
TÜİK'in hesaplama metoduna göre ocak ayı öncesine ait son dönem olan ekim-kasım-aralık aylarını kapsayan kasım verileri ile son açıklanan ve şubat-mart-nisan aylarını kapsayan mart dönemi rakamlarını karşılaştıracağız.

16 Haziran 2017 Cuma

Sorulu ve sorunlu büyüme

Önce sorularla başlayalım.
* Ekonomik büyüme: TÜİK verilerine göre ekonomi ilk çeyrekte yüzde 5 gibi döneme göre yüksek bir büyüme gösterdi. Ancak yine açıklayamadığımız sorular var. Ekonomi yüzde 5 büyürken ekonomik güven endeksi, geçen yılın ilk çeyreğine göre neden yüzde 2.1 düştü? Neden işsiz sayısı yüzde 21, işsizlik oranı 1.74 puan arttı. İstihdamdakilerin toplam çalışma süresi sadece yüzde 0.79 artarken GSYİH yüzde 5 artmış. Makine teçhizat yatırımları yüzde 10 küçüldüğüne göre bu verimlilik artışı nasıl ortaya çıktı?
* Tüketim: İlk çeyrekte tüketici güven endeksi geçen yıla göre yüzde 2.33, perakende ticaret güven endeksi yüzde 10.42 düştü. Buna rağmen özel tüketim nasıl yüzde 5.1 büyüyebildi?

7 Nisan 2017 Cuma

Sanayi büyürken istihdamı azalmış, hizmetler teklerken istihdamı artmış

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) reel sektöre ilişkin üretim endeksleriyle gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüme verileri arasındaki uyumsuzluk kafa karıştırmaya devam ediyor. Bu arada sektörlerin büyüme ile istihdam eğilimleri arasında da dikkat çekici çelişkiler var.
TÜİK’in sektörel istihdam verileri ile büyüme verilerini karşılaştırdığımızda hizmetlerdeki istihdam-büyüme ilişkisi ile sanayideki büyüme-istihdam ilişkisinin taban tabana zıt olduğunu görüyoruz.

31 Mart 2017 Cuma

Yeni işsizlerin yarısı yüksek öğrenimli, yeni mezunların % 39’u boşta

Yüksek öğrenime giriş sınavlarının ilk aşamasının sonuçları açıklandı. Yaklaşık 2.2 milyon gencin girdiği sınavın sonuçlarında sürpriz yok. Sonuçlar yine gençler açısından acınacak, devleti ve eğitimi yönetenler açısından yüz kızartacak nitelikte.
40 soruluk testlerde sınava katılan öğrencilerin doğru yanıt ortalaması Türkçe’de 17.32, sosyal bilimlerde 11.68, fen bilimlerinde 5.69 ve matematikte 5.12. OECD içinde eğitim kalitesinde nal topladığımızı tescilleyen PISA araştırmasının ortaya koyduğu sonuçlarla çok paralel bir manzara ile karşı karşıyayız. Üstelik yıllardır durumda bir düzelme de yok.
Gençlerin daha çocuk yaştan itibaren hayatlarını cendere altına alan, aileleri büyük fedakarlıklara zorlayan sistemin gençlere verdiği bu. Tüm bu sıkıntı ve cefa çocuklarımız bir üniversiteye girip okusun, mezun olup sonunda güzel bir işe girebilsin diye çekiliyor.
Peki tüm bu sıkıntıları omuzlayıp yüksek öğrenimi tamamlayan gençler, uğruna bu kadar sıkıntı çektikleri hayallerine kavuşabiliyorlar mı? Ne yazık ki orada da durum çok farklı değil. İstihdam cephesindeki durum da eğitim cephesi kadar iç karartıcı.

28 Mart 2017 Salı

İşsizlik artışında durgun sanayi yaralı turizm ve Suriyeli izi

2016’da işsizlik oranı, yüzde 11 sınırına dayanarak kriz yılları ile karşılaştırılacak düzeye tırmandı. İşsizlik artışından etkilenme düzeyi bölgelere göre farklı boyutlarda ortaya çıktı. İstihdam ve işsizlikteki gelişmelere bölgeler düzeyinde baktığımızda aralarında ciddi farklılıklar olduğunu görüyoruz.
Bölgesel düzeydeki işsizlik gelişmelerine baktığımızda, işsizlik artışına yol açan faktörlerin neler olduğunu farklı bir noktadan görmüş de oluyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bölgesel işgücü verilerini incelediğimizde ortaya çıkan izler, işsizlik artışında başlıca üç gelişmenin önemli rol oynadığını ortaya koyuyor.

7 Mart 2017 Salı

Türkiye’yi orta gelir tuzağından ancak kadınlar çıkartır

Kadın cinayeti, tacizi, tecavüzü, dayağı haberlerini her geçen gün daha fazla duyar olduk. Ayrıca cinayet, taciz, tecavüz ve dayakta ifadesini bulan bu şiddet hali, kadınları hayatın tüm alanlarında tacize maruz bırakan bir sistemin sivri uçlarından birisi.
Toplumun hangi kesimi ne tür bir baskı, ayrımcılık, yoksulluk, eşitsizlik görüyorsa kadınlar onu en az ikiye katlanmış olarak yaşıyorlar. Gelir eşitsizliği, yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik toplumsal olarak ortak sorunlar, ancak kadınlar bu sıkıntıları da daha yüksek boyutta üstleniyorlar.
Bunun eğitim ve kültürden sınıfsal sosyal yapıya kadar uzanan bir çok nedeni var. Ancak kadınları haksızlığa ve güçsüzlüğe mahkum eden bu durumun başta gelen dayanağı, kadınları ekonomi ve çalışma hayatından dışlayarak eve mahkum eden ekonomik, sosyal ve kültürel yapı.

28 Şubat 2017 Salı

Bu resimden istihdam artışı çıkmaz

2016 yılı istihdam cephesinde de, üretim cephesinde de kötü geçti. Ekonomi, geçen yılın üçüncü çeyreğinde 2008-2009 krizinden bu yana ilk kez küçüldü. Yıllık büyüme rakamlarının da pek iç açıcı olmayacağı görülüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre sanayinin 2016 karnesi de hiç parlak değil. TÜİK verilerinden yaptığımız hesaplamalara göre 2016’da işsiz sayısı da 275 bin kişi ve yüzde 9 arttı. Böylece işsizlik oranı da 0.61 puan daha artarak yüzde 10.91’e tırmandı.
2016’nın kötü karnesi bu yıl için de olumsuz bir zemin oluşturuyor. Ekonominin lokomotif gücü olan sanayide üretim, ciro, istihdam ve çalışılan saat verileri, özellikle istihdam cephesi için 2017’ye dair umutlu bir tablo ortaya koymuyor. Sanayinin 2016 performansı, 2017’de anlamlı bir istihdam artışına takadı olmadığını gösteriyor.

24 Şubat 2017 Cuma

İşsizliğin, işsizlik oranında görünmeyen boyutu

İşsizlik istatistikleri en fazla tartışma yaratan istatistiklerin başında gelir. Bu durumun ana nedenlerinden birincisi işsiz sayısını ve işsizlik oranını hesaplamada kullanılan yöntemin kendisidir.
Uygulanan hesaplama yöntemi, sadece aktif olarak iş arayanları “işsiz” sayar. Çalışabilecek durumda olduğu halde, işsizlikle ilgili anketin yapıldığı tarihte aktif olarak iş arama faaliyetlerinde bulunmayan kişileri “işsiz” saymaz.
Oysa hesaba girmeyen bu “gizli” işsizlerin sayısı, istatistiklerin kabul ettiği “açık” işsiz sayısından da fazladır. Bu yüzden açıklanan işsizlik, toplumun sancısını çektiği işsizliğin fiili boyutunun yarısını bile ifade etmez.

21 Şubat 2017 Salı

Kadın istihdamında çarpıcı çelişki

İşgücü ve istihdam alanındaki eğilimleri son yıllarda kadınlar belirliyor. “Teğet geçtiği” ne inanmamız istenen 2008-2009 krizi, kadınları evden çıkıp çalışmaya ve iş aramaya zorladı. 2008-2009 kriziyle rekor düzeye çıkan işsizlik ve işten çıkarmalar karşısında ailelerin geçim sıkıntısının iyice artması, kadınların işgücüne katılımını hızlandırdı. Krizin ivmelendirdiği bu eğilim daha sonraki yıllarda da sürdü. Buna paralel olarak bir yandan kadın istihdamı göreli olarak daha hızlı artmaya başlarken öte tarafta kadın işsiz sayısı ve işsizlik oranı da yükselmeye başladı.
Kadınların işgücüne ve istihdama katılımının hız kazanmasının ardında birden fazla faktör rol oynuyor.