Tarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2017 Salı

Bu grafikler Fakıbaba’ya ne söylüyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr Ahmet Eşref Fakıbaba’nın göreve başladıktan bu yana aldığı en önemli karar herhalde et ithalatı kararı oldu. Plana göre Et ve Süt Kurumu (ESK) yurtdışından karkas et ithal edecek. İthal et özel sektör işletmelerinde parçalanıp paketlenecek. Sonra da ESK’nın market zincirlerinin mağazalarında kiralayacağı raflarda satılacak. ESK marketlerde kıymayı 24, kuşbaşı eti 27 liradan satacak. Bu “yaratıcı” buluş sayesinde et fiyatları düşecek, enflasyon da aşağı çekilmiş olacak.
Hayvancılık yapan çitçilerin isyanına gözlerimizi kapatırsak ilk bakışta alan razı-veren razı bir durum var gibi gözüküyor. ESK ithalatla piyasayı “düzenlemiş” olacak. Hükümet enflasyonu aşağı çekmiş olacak. Etin paketlemesini yapacak özel işletmeler kardan payını alacak. Market zincirleri hem kar edecek, hem de “et fiyatlarını marketler yükseltiyor” suçlamasından kurtulacak. Vatandaş da eti daha ucuza alacak.
Ancak sayfada gördüğünüz grafikler gerçek resmin hiç de Fakıbaba’nın çizdiği gibi olmadığını gözler önüne seriyor.
Bu üç grafik bize ne söylüyor bakalım:


12 Eylül 2017 Salı

Bu büyümeye ne kadar sevinebiliriz?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yeni serisi ile yaptığı hesaplamayla yılın 2. çeyreğinde büyümenin yüzde 5.05 olduğunu açıkladı. Yılın ilk çeyreğine ilişkin daha önce yüzde 4.96 olarak açıklanan büyüme hızı da yüzde 5.24’e yükseltildi. Böylece ilk yarı büyüme hızı yüzde 5.14 oldu.
Yeni milli gelir hesabının bir güven sorunu olduğu açık. Ekonominin en kapsayıcı verisi olan gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) hesaplarına tam olarak güvenememek tüm ekonomi aktörleri ve analizcileri için büyük bir dert.
Buna karşın, her ne kadar soru işaretlerimiz devam ediyor olsa da, büyüme verilerinin ekonominin gidişatı hakkında neler söylediğini, rakamların ne anlama geldiğini analiz etmeye çalışmaktan başka çaremiz de yok.
TÜİK’in 2. çeyrek GSYİH verilerini incelediğimizde şu noktaların altını çizmek gerekiyor:

12 Mayıs 2017 Cuma

Gıda enflasyonu ithalatla çözülecek kadar basit mi?

Çift haneye demir atan enflasyon, giderek daha yakıcı bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Potansiyelin altında büyüme hızı, yüksek işsizlik oranı karşısında enflasyonun bu düzeylere çıkması, ekonomide kırılganlığı artırırken çözümü de zorlaştırıyor.
Buna karşın enflasyon sorununun çözümüne ilişkin politika tartışmaları, sorunun derinliği ve karmaşıklığına uymayan bir yaklaşımla yürüyor. Öncelikle yüksek enflasyonun temel nedeni işlenmemiş gıda fiyatlarındaki yüksek artıştan ibaretmiş gibi gösteriliyor. Gıdadaki fiyatlarındaki yüksek artış hızı, kuşkusuz yüksek enflasyona katkı yapıyor. Ancak genel olarak gıda, özel olarak işlenmemiş gıda dışındaki kalemlerdeki enflasyon da çok yüksek. Gıda dışındaki kalemlerin enflasyonu da yine çift haneli rakamlarda geziyor.
Bu durumda sadece gıdadaki yükselişe dikkat çekmek, ekonominin enflasyon üreten yapısal sorunlarını perdelemeye yarıyor.

9 Mayıs 2017 Salı

Merkez’den enflasyon itirafları

Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda “Enflasyon dinamiklerindeki değişim” başlıklı bir analiz kutusu yer alıyor. Bu çalışma, enflasyondaki yüksek seyrin belirleyicilerinin incelenmesini amaçlıyor. İnceleme 2006-16 arasındaki 11 yılı kapsıyor. 
Çalışma, bir yanıyla Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki başarısızlığının, diğer yanıyla enflasyonun nasıl ekonominin hücrelerine nüfuz etmiş yapısal bir sorun haline geldiğinin itirafı şeklinde.
Çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlar şöyle:

5 Mayıs 2017 Cuma

Bu 3 grafik, enflasyonda söylenenlere inanmayın diyor

Sayfada üç grafik görüyorsunuz. Grafikler farklı enflasyon kalemlerinde yıllık enflasyon hızının son yıllardaki seyrini gösteriyor. Bu üç basit grafik, yüksek enflasyonun nedeni konusunda çok sık işittiğimiz başlıca tezleri çürütmeye yetiyor.
Şimdi bu tezlere bir kez de bu grafikler üzerinden bakalım:

3 Nisan 2012 Salı

Sıcak parayla hormonlu büyüme, cari açığa çifte rekor kırdırdı


2011 yılı büyüme hızı ise geçen yıla göre sadece 0.67 puan azalarak yüzde 8.49 oldu. Böylece Türkiye, bütün fren çabalarına rağmen dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında kalmaya devam etti. Sıcak parayla şişirilen yüksek büyüme, cari açığın da çifte rekor kırmasına yol açtı. Cari açık hem miktar olarak, hem de milli gelire oranı açısından tarihinin en yüksek düzeyine çıktı. Cari açık 2011’de yüzde 65.4 ve 30.5 milyar dolar artarak 77.2 milyar dolar ile 2010’daki rekorunu açık ara ile yeniledi. Cari açığın milli gelire oranı da yüzde 10 ile tarihin en yüksek düzeyine çıktı.
Cari açığın milli gelire oranı 2010’a göre 3.6 puan birden arttı. Yılın son çeyreğine ait cari açığın milli gelire oranı da bir önceki çeyreğe göre 1.1 puan artarak yüzde 8.9’a yükseldi.

2 Nisan 2012 Pazartesi

Tarımda çalışan başına verimlilik düşerken istihdam nasıl arttı?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 2011 yılı tarımsal üretim tahminleri, tarımdaki istihdam artışı konusundaki soru işaretlerini yeniden gündeme getirdi. TÜİK’in verilerine göre tarımda çalışan başına üretim miktarı 2010’da olduğu gibi geçen yıl da düşmeye devam etti. Tarımda çalışan kişi başına üretim miktarında iki yılda meydana gelen düşüş yüzde 12’yi geçti.
Tahıllar, patates, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, tütün, şeker pancarı, pamuk ve eczacılıkta kullanılan ürünlerden oluşan tarla bitkilerinin üretimi geçen yıl ton olarak yüzde 1.57 arttı. Geçen yıl üretim artışı sebzede yüzde 5.96, meyvede yüzde 3.52 oldu. Çayda ise yüzde 5.70’lik bir düşüş yaşandı. Ancak çayda 2010 yılında yüzde 18.33’lük bir artış olduğunu da dikkate almak gerekiyor. Bunların hepsini topladığımızda bitkisel üretimdeki toplam artış yüzde 2.88’de kalıyor. Buna karşın geçen yıl tarım istihdamındaki artış yüzde 8.09 ile üretim artışının neredeyse üç katını buldu.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Dünya gıda krizine hazırlanıyor, biz?


Birleşmiş Milletler Dünya Gıda ve Tarım Örgütü FAO ve Dünya Bankası 2011’e girerken, dünyanın bir gıda krizi ile karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu. Sorun önümüzdeki G-20 zirvesinin öncelikli gündem maddelerinden birisi olacak.
Dünya nüfusundaki artışın yanısıra hızlı büyüyen Hindistan ve Çin’de zenginleşen orta sınıfın artan talebi, tüketimi artırıyor. Buna karşın çeşitli doğal afetler üretimi düşürüyor.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Büyüme verileri, istihdam artışı zor diyor

Geçen hafta açıklanan birinci çeyrek büyüme verileri, ekonominin gidişatı, krizden çıkış performansı ve dengesizlikleri konusunda bir dizi gerçeği de gözler önüne serdi. İlk çeyrek büyüme verilerinden ilk elde çıkartılacak en temel sonuçlar şöyle sıralanabilir:
·  İlk çeyrekteki yüzde 11.7’lik büyüme, krizden çıkışta önemli bir ilerlemeyi ifade etmektedir.
·  Ancak bu artışta baz etkisi de önemli bir paya sahiptir. Çünkü geçen yılın ilk çeyreğinde ekonomi yüzde 14.5 küçülmüştü.
·  Krizin tahribatı tam olarak giderilememiştir. GSYİH, hala 2008 1. çeyrek düzeyinin yüzde 4.5 altındadır. Nüfus artışı da hesaba katılırsa fark daha da yüksektir.
·  Geçen yılın ikinci çeyreğinden itibaren krizden çıkış sürecine giren ekonominin, toparlanma gücü ilk çeyrekte son derece zayıflamış, hemen hemen sıfıra inmiştir. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle bir önceki çeyreğe göre GSYİH artışı sadece binde 1’dir.
·  Büyüme topal  bir büyümedir, sadece iç talebe dayalıdır. İlk çeyrekte hem dış talebin büyümeye katkısı eksiye dönmüş, hem de ihracat adeta bir patlama yapmıştır.
·  Stok değişimi büyümeye en fazla katkı yapan kalemlerden birisi olmasına rağmen, ekonomi aktörleri hala stoklarını artırmak yerine stok eritmeye devam ediyorlar. Yani ekonominin geleceği konusunda ihtiyatlı davranmayı tercih ediyorlar.
·  Bu durum, yatırımlardaki hareketlenmeye rağmen ekonomi aktörlerinin istihdamda güçlü bir artışa hazır ve istekli olmadıklarını gösteriyor.

VERİMLİLİK 2008’İN YÜZDE 11 ALTINDA

2008, 2009 ve 2010 yıllarının ilk çeyrek GSYİH miktarları ile istihdam düzeylerini karşılaştırarak yaptığımız verimlilik hesapları da, hükümetin iddia ettiği güçlü istihdam artışının mümkün olmadığını ortaya koyuyor. Çalışan başına üretilen GSYİH miktarı, geçen yıla göre yüzde 3.8 artmış olmasına karşın, hala 2008’in yüzde 10.8 altında bulunuyor. Yani 2009 yılının ilk çeyreğinde krizin verimlilikte yarattığı yüzde 14.1’lik tahribatın çok büyük bölümü duruyor. Kişi başına katma değer üretimi, 2008 düzeylerine yaklaşmadıkça istihdamda güçlü ve istikrarlı bir artış beklemek mümkün değil.
Verimlilik 2008 düzeyinin, inşaatta yüzde 20, tarım ve balıkçılıkta yüzde 18.5, sanayide yüzde 4.1 ve hizmetlerde yüzde 4.5 altında bulunuyor. Mali sektör dışarıda tutulduğunda hizmetlerdeki 2008’e göre verimlilik kaybı da yüzde 15.6’ya ulaşıyor.
Tarım ve balıkçılıkta yaratılan GSYİH geçen yıla göre yüzde 3.2 azalırken istihdamın yüzde 20.4 artmış olması da bir diğer dengesizliğe işaret ediyor. Son bir yılda gerçekleşen 1.4 milyon kişilik istihdam artışının 855 bini, üretimin düştüğü tarımda meydana geldi. Bu çelişik durum, tarımda görülen istihdam artışının, aslında bir tür gizli işsizlik olduğunu ortaya koyuyor.
Tarımdaki ekonomik rasyonaliteye ters yığılmaya rağmen, diğer sektörlerdeki verimlilik göstergeleri istihdam artışını destekleyecek durumda değil. Yılın ilk çeyreğinde bir yıl öncesine göre tarım dışı sektörlerde GSYİH yüzde 12.5 artarken istihdam yüzde 6.3 azaldı. Bu sayede verimlilik 2009’a göre yüzde 6.7 arttı. Ancak bu artışa rağmen tarım dışı sektörlerdeki verimlilik, kriz öncesinin yüzde 7.8 altında bulunuyor.


Krizin verimlilikteki tahribatı onarılamadı

Çalışan başına 1. Çeyrek GSYİH
2009 değişim
2010 değişim
2008'e göre değişim
(*) 1998 fiyatlarıyla (TL)
2008
2009
2010
Sanayi
1,573.67
1,362.90
1,509.30
-13.39%
10.74%
-4.1%
Hizmetler
1,400.87
1,272.14
1,337.93
-9.19%
5.17%
-4.5%
İnşaat
1,444.79
1,185.34
1,156.12
-17.96%
-2.47%
-20.0%
Tarım, ormancılık, balıkçılık
251.28
243.66
204.86
-3.03%
-15.92%
-18.5%
Toplam
1,230.64
1,057.32
1,097.93
-14.08%
3.84%
-10.8%