Sektörler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sektörler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ocak 2019 Salı

Krizden ilk darbeyi hangi sektörde kimler yedi?


Ekonomide küçülmeye doğru giden durgunluğun ilk vurduğu alanların nereler olduğunu incelemeye bu yazımızda da devam ediyoruz. Bu yazıda hangi sektörlerde, hangi mesleklerin ve hangi sınıfların daha fazla etkilendiğine bakacağız. Eylül dönemi istihdam verilerinin bu pencereden ortaya çıkardığı sonuçlar şöyle:
* En fazla istihdam kaybı olan sektörler içinde başı idari ve destek hizmet faaliyetleri çekiyor. Bu sektörde istihdam kaybı, 636 bin ve yüzde 40 ile şiddetli bir kriz halini şimdiden almış durumda. Bu sektördeki istihdam kaybı, tamamen ücret ve yevmiye ile çalışanlardan oluşuyor. Ücretli yevmiyeli istihdam kaybı, 642 kişi ve yüzde 46’yı buluyor. Bu sektörde hizmet ve satış elemanlarında 176 bin kişi ve yüzde 37, büro hizmetlilerinde 94 bin ve yüzde 42.3’lük bir istihdam kaybı var.
* İnşaattaki 223 bin kişi ve yüzde 10’luk istihdam kaybının 182 bini ücretli ve yevmiyeli çalışan emekçilerden, 42 bini de işverenlerden oluşuyor. İşini kaybeden işverenlerin oranının yüzde 25’i aşması, sektörde iflasların ne kadar yaygın olduğunu gösteriyor.
* Tarımdaki istihdam kaybı 264 bin ile inşaattan daha fazla olmasına karşın oransal olarak yüzde 4.5 ile daha düşük düzeyde.  Tarımdaki istihdam kaybının büyük bölümünü 159 bin kişi ile ücretsiz aile çalışanları oluşturuyor. Ücretli ve yevmiyeli çalışanlardaki istihdam kaybı ise 91 bin kişi.
* Konaklama ve yiyecek içecek sektöründe toplam istihdamda 71 bin ve yüzde 4.3’lük bir artış olmasına karşın işveren olarak çalışan sayısının 22 bin kişi ve yüzde 17 azalması dikkat çekiyor. Turist sayısındaki artışla iyi bir yıl geçirdiği düşünülen sektörde, işveren sayısındaki ciddi düşüş, durumun o kadar da parlak olmadığının bir işareti.
* Kendi hesabına çalışan esnaflarda en fazla istihdam kaybı, ulaştırma ve depolama ile elektrik, gaz, su ve kanalizasyon hizmetlerinde.
* Yoğun işten çıkarmalara maruz kalan ilk meslek grubu nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar. Bu gruptaki istihdam kaybı tarımda 191 bin, idari ve destek hizmetlerde 216 bin, inşaatta 66 bin kişi. Bu üç sektörlerdeki şiddetli istihdam kaybının bir bölümü, kısmen imalat sektöründeki 65 bin kişilik artışla, ama esas olarak da başta kamu yönetimi, savunma ve sosyal güvenlikteki 126 bin kişilik artış olmak üzere kamu ağırlıklı sektörlerdeki niteliksiz eleman istihdamı artışı ile telafi edilmiş durumda.

27 Kasım 2018 Salı

Kamu yatırımlarındaki daralma 2001 krizini aratacak


Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, ekonominin genel dengesine ilişkin verileri açıklarken, 2019-2021 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) doğrultusunda yatırım tahmin ve hedeflerini de açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın açıkladığı veriler, iki açıdan önemli bir kaynak.
Birincisi Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın açıkladığı tabloda yatırımlardaki büyümeyi kamu-özel ayrımı ile görebiliyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yeni gayrısafi yurtiçi hasıla hesabına geçişle birlikte yatırımlardaki büyümeyi artık kamu-özel ayrımıyla değil sadece toplam olarak açıklamaya başlamıştı. TÜİK’in kamuya açıklamadığı bu verileri, şimdi Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın verilerinde bulabiliyoruz.
İkincisi TÜİK’in verilerinde hiç yer almayan sektörel düzeydeki yatırım büyüme hızlarını da görebiliyor olmamız. Bu veri setinde yatırımların 10 temel sektör arasında nasıl dağıldığını ve her sektördeki yatırım büyümesinin yıldan yıla nasıl seyrettiğini izlemek mümkün.
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın veri setinde 1998-2017 gerçekleşme verilerinin yanısıra 2018 yılı gerçekleşme tahminleri ile 2019 hedefleri kamu-özel ayrımı ve sektör bazında yer alıyor.
Cumhurbaşkanlığı’nın OVP’ye paralel olarak kamu-özel ve sektörler bazında ortaya koyduğu yatırım büyüme hedefleri, bizi 2019’da nasıl bir yıl beklediğinin de mesajlarını veriyor:

18 Eylül 2018 Salı

Büyüme verileri, ikinci yarı için ne söylüyor?

Yılın 2. çeyreğine ait büyüme verileri açıklandı. Ancak herkes 2. çeyrekte ekonomi performansının nasıl olduğundan çok daha fazla yılın ikinci yarısında nasıl bir resim ortaya çıkacağını merak ediyor.
2. çeyrek büyüme verilerini ayrıntılı incelediğimizde, ekonominin gelecek dönem seyrine ilişkin önemli işaretler zaten ortaya çıkmış durumda. 2. çeyrek verilerine, ekonominin olası ikinci yarı performansı penceresinden bakacak olursak şunları görüyoruz:
* Büyüme hızı 1. çeyreğe göre 2.04 puan yavaşlayarak yüzde 5.21 oldu. Seçim ekonomisinin etkisi sürüyor olmasına rağmen 2. çeyrekte büyüme temposunda ciddi bir düşüş var.
* İlk çeyreğe göre büyüme hızı yükselen temel bileşenler sadece ihracat, kamu harcamaları ve kamu ağırlıklı sektörler ile finans sektörü. Harcama tarafında özel tüketim ve yatırımlarda, üretim tarafında tüm temel sektörlerde büyüme hızı geriledi.

1 Haziran 2018 Cuma

Sanayi devlerinin karnesi gözüktüğü kadar parlak mı?



İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 2017 yılı en büyük 500 sanayi kuruluşu araştırması (İSO- 500) sonuçları açıklandı. Bu saygın araştırma, hem sanayi devlerinin hem de sektörün gidişatı hakkında değerli bilgiler ortaya koyuyor.
Satışlar ve karlar cephesinden baktığımızda sanayi devlerinin oldukça başarılı bir yıl geçirdikleri söylenebilir. Bu veriler TÜİK’in yeni hesaplamasına göre yüzde 7.4 olan sanayi büyümesi ve yüzde 8.8 olan imalat sanayii büyümesi ile paralellik gösteriyor.
İSO-500’ün üretimden satışları geçen yıl yüzde 33.2 artmış. Bu oran, yüzde 7 olan 2015 yılı artışı ve yüzde 8.8 olan 2016 yılı artışına göre kayda değer bir performans. İSO-500’ün üretimden satışlarındaki reel artış da yüzde 19 gibi önceki yılların çok üzerinde bir düzeye çıkmış. Sanayi devlerinin üretimden satışlarındaki reel artış 2016’da sadece binde 2 olmuş, 2015’te ise reel olarak yüzde 1.7 azalmıştı.
İSO-500 listesinde yer alan şirketlerin toplam vergi öncesi karlarındaki artış da yüzde 40.7 gibi yüksek bir düzeye ulaşmış. Sanayi devlerinin vergi öncesi kar artışı 2016’da yüzde 33.2, 2014’te yüzde 4.5 olmuştu.
Bunlar karnenin parlak yüzü. Ama karne bundan ibaret değil. Karnenin bir de kaygı veren yüzü var. Karnenin ikinci yüzünde ise şunlar var: 

12 Eylül 2017 Salı

Bu büyümeye ne kadar sevinebiliriz?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) yeni serisi ile yaptığı hesaplamayla yılın 2. çeyreğinde büyümenin yüzde 5.05 olduğunu açıkladı. Yılın ilk çeyreğine ilişkin daha önce yüzde 4.96 olarak açıklanan büyüme hızı da yüzde 5.24’e yükseltildi. Böylece ilk yarı büyüme hızı yüzde 5.14 oldu.
Yeni milli gelir hesabının bir güven sorunu olduğu açık. Ekonominin en kapsayıcı verisi olan gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) hesaplarına tam olarak güvenememek tüm ekonomi aktörleri ve analizcileri için büyük bir dert.
Buna karşın, her ne kadar soru işaretlerimiz devam ediyor olsa da, büyüme verilerinin ekonominin gidişatı hakkında neler söylediğini, rakamların ne anlama geldiğini analiz etmeye çalışmaktan başka çaremiz de yok.
TÜİK’in 2. çeyrek GSYİH verilerini incelediğimizde şu noktaların altını çizmek gerekiyor:

25 Ağustos 2017 Cuma

Sanayinin devleri, ihracattan çok ithalata sırtını dayıyor

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) girişim özelliklerine göre dış ticaret istatistikleri, sanayimizdeki çarpıcı bir çelişkiyi gözler önüne seriyor.
İnsan verilerden bağımsız olarak düşününce sanayi sektöründe faaliyet gösteren girişimlerin ihracatının ithalatından fazla olduğunu kabul eder. Ayrıca sanayinin dev şirketlerinin dış ticarette fazla vermesi gerektiğini, en azından dış ticaret açığındaki payının belirleyici düzeyde olmayacağını düşünür.
Ancak TÜİK verileri, bizdeki durumun her iki noktada da tam tersi olduğunu söylüyor. Bu noktada çarpıcı iki çelişkiyle karşı karşıyayız:

22 Ağustos 2017 Salı

Şirketler cephesinde nabız iyi atmıyor

Kurulan ve kapanan şirket istatistikleri, ekonomideki canlılığın veya durgunluk ve krizin iyi göstergelerinden birisidir.
Kapanan şirketlerin azalması, kurulan şirket sayısının hızlı artması ekonomideki canlılığın bir göstergesi sayılır. Tersi, yani kapanan şirket sayısının hızlı artması, kurulan şirket sayısının yavaş artması, ekonomide durgunluk veya krizin işaretidir. Kurulan şirket sayısının kapananlara oranı da tamamlayıcı bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) Ticaret Sicili Gazetesi’nden derlediği istatistiklere göre yılın ilk 7 ayı sonunda şirketler cephesinde nabzın pek de iyi atmadığını ortaya koyuyor.
TOBB verilerine göre yılın ilk 7 ayındaki kurulan ve kapanan şirket sayılarını, sektörleri de dikkate alarak geçen yılın aynı dönemi ile karşılaştırdığımızda ortaya şöyle bir manzara çıkıyor:

25 Temmuz 2017 Salı

Cirosu dev, teknolojisi cüce sanayi

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) en büyük birinci ve ikinci 500 sanayi kuruluşu araştırmalarında yer alan firmaların sektörel dağılımına baktığımızda teknoloji düzeyi açısından hiç de iç açıcı bir durum olmadığını görüyoruz. Sanayi devlerinin yoğunlaştığı sektörlere teknoloji düzeyi açısından baktığımızda, sanayinin 1. ligi ile 2. ligi arasında çok büyük fark olmadığı da ortaya çıkıyor.
Sanayinin 1. ligi ile 2. liginin sektör ve teknoloji yapısı açısından incelediğimizde şöyle bir manzara görüyoruz:

4 Temmuz 2017 Salı

Sanayi son 20 yılda ne kadar kabuk değiştirdi?

Bu köşedeki son yazıda yabancı kontrollü girişimlerin imalat sanayii üretiminde 2013 sonrasında orta ve yüksek teknolojili üretimin payı azalırken düşük teknolojili üretimin payının ciddi bir hızla arttığına işaret etmiştik.
Bu tespit ışığında sanayi üretiminin son yıllarda nasıl bir dönüşüm yaşadığına ya da yaşamadığına bakmakta yarar var.
Sanayi üretiminde katma değeri ve teknolojisi yüksek sektörlerin payı, artıyor mu, artıyorsa hangi alanlarda ve ne ölçüde artıyor?
İstanbul Sanayi Odası’nın sanayinin en büyük 500 kuruluşu araştırması bu soruların yanıtını ararken bize bir fikir verebilir. Sanayi devleri arasında yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli sektörlerden gelenlerin sayısı mı artıyor yoksa düşük teknolojili emek yoğun sektörlerin mi?
Sayfadaki tablo son 20 yıldaki gelişmeyi 5’er yıllık aralıklarla karşılaştırıyor. Bu tablonun ortaya koyduğu resim pek parlak ve umut verici değil. Tam tersine özellikle son 5 yıldaki seyir, yabancı kontrollü girişimlerde görülen olumsuz eğilimle örtüşen yönlere sahip.

7 Nisan 2017 Cuma

Sanayi büyürken istihdamı azalmış, hizmetler teklerken istihdamı artmış

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) reel sektöre ilişkin üretim endeksleriyle gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüme verileri arasındaki uyumsuzluk kafa karıştırmaya devam ediyor. Bu arada sektörlerin büyüme ile istihdam eğilimleri arasında da dikkat çekici çelişkiler var.
TÜİK’in sektörel istihdam verileri ile büyüme verilerini karşılaştırdığımızda hizmetlerdeki istihdam-büyüme ilişkisi ile sanayideki büyüme-istihdam ilişkisinin taban tabana zıt olduğunu görüyoruz.

27 Aralık 2016 Salı

Yeni milli gelire mi inanacağız, sektör endekslerine mi?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı yeni milli gelir hesabının ortaya çıkardığı önemli sorunlardan birisi de TÜİK’in reel sektör üretim, ciro ve dış ticaret endeksleri ile gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) verileri arasındaki paralelliğin, bağıntının kopmuş olması.
Sayfadaki grafiklerde TÜİK’in reel sektör ve dış ticaret endeksleri ile eski ve yeni GSYİH serilerinin ilgili kalemlerinin seyirlerini görüyorsunuz. Aradaki paralellik ve ayrışmayı net görebilmek için tüm verileri, TÜİK’in yeni GSYİH hesabının baz yılı olan 2009 değeri 100 olacak şekilde endeksleştirdik.
Tüm grafiklerde hem eski hem de yeni GSYİH serisi ile reel sektör endeksi 2009-2010’a kadar paralel bir eğilimle hareket ederken sonrasında yeni GSYİH serisi, hızla yukarı doğru kopmaya başlıyor. Buna karşın eski GSYİH serisi, ilgili reel sektör endeksi ile hala aynı eğilim içinde seyretmeye devam ediyor.

18 Kasım 2016 Cuma

İstihdamda kötü giden tek şey işsizlik oranı değil

En son açıklanan Ağustos ayı istihdam verileri, istihdam ve işsizlikteki olumsuz gidişi bir kez daha ortaya koydu.
Temmuz-ağustos-eylül dönemini kapsayan ağustos döneminde işsizlik oranı, bir yıl öncesine göre 1.16 puan artarak yüzde 11.28’e, tarım dışı işsizlik oranı 1.3 puan artarak yüzde 13.7’ye tırmandı. Gençler açısından durum daha da kötü. 15-24 yaş grubunda işsizlik oranı yüzde 25.1’i, tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 32.4’ü buldu. Her ikisinde de geçen yıla göre 1.8 puanlık artış var.
Global kriz sonrası dönemin en yüksek işsizlik oranları ile karşı karşıyayız. Ancak istihdam cephesindeki kötüye gidiş sadece işsizlik oranı ile sınırlı değil. Birçok göstergede gidişat olumsuz: