Enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Şubat 2019 Salı

Sepet değişimi, enflasyon hesabını nasıl etkiler?


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) her yıl enflasyon sepetinde yer alan tüketim malları ve hizmetlerini ve bunların ağırlıklarını değiştirir. Doğal olarak enflasyon sepetindeki bu değişiklikler, enflasyon hesabını da etkiler.

TÜİK bu yıl da enflasyon sepetinde değişiklikler yaptı. Enflasyon sepetinde yer alan harcama kalemi sayısı 407’den 418’e çıktı. Sepete 12 yeni harcama kalemi girdi.
Sepete yeni eklenen maddeler hazır et yemekleri, konserve balık, hazır sütlü tatlılar, dereotu, nane, roka, tere, fındık ezmesi, çocuk elbisesi, evcil hayvan gıdaları, saat ve kadın çantası oldu. Bu arada geçen yıl enflasyon sepetinde yer alan anaokulu ücreti, sepetten çıkarıldı.
Ana harcama kalemleri içinde mobilya ve ev aletlerinin payı 0.67 puan, lokanta ve otel harcamalarının payı 0.59 puan, çeşitli mal ve hizmetlerin payı 0.40 puan, kira ve konutun payı 0.31 puan, gıdanın payı 0.26 puan arttı. Buna karşın içki ve sigaranın payı 0.91 puan, ulaştırmanın payı 0.69 puan, eğitimin payı 0.27 puan, haberleşmenin payı 0.22 puan azaldı.
Sepetteki ağırlıkların değişmesinde etkili olan faktörlere baktığımızda öne çıkan noktalar şunlar:

15 Ocak 2019 Salı

Karslı yoksulun enflasyonu, Ankaralı zenginin 1.5 katı


Yüksek enflasyon sadece yoksulluğu artırmıyor, sosyal eşitsizlikleri de derinleştirerek ciddi bir ekonomik ve sosyal tahribat yaratıyor. 2018’de suni ve zorlama yöntemlerle ancak yüzde 20.30’a çekilebilen yüksek enflasyon da bu tahribatı yaratmış bulunuyor.
Yıllık enflasyonu, gelir dilimleri ve bölgeler düzeyinde yeniden hesapladığımızda bu olumsuz etki net bir şekilde ortaya çıkıyor.
İşte yaptığımız hesaplamanın (*) ortaya koyduğu çarpıcı sonuçlar:

* Hem Türkiye düzeyinide, hem de TÜİK’in Düzey-2 istatistiki bölge sınıflamasındaki 26 bölgenin tamamında en düşük yüzde 20’lik gelir diliminde yer alan yoksul kesimin enflasyonu, en yüksek yüzde 20’lik gelir diliminde yer alan zenginlerin enflasyonunda kayda değer ölçüde daha yüksek.
* Buna ilaveten en geri kalmış, en yoksul bölgelerin enflasyonu da en gelişmiş bölgelerin enflasyonundan daha yüksek. Üstelik bu fark gelir dilimleri arasındaki farktan daha da ürkütücü boyutta.

4 Aralık 2018 Salı

Endeks düştü, enflasyon da düştü mü?


Kasım ayında Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) yüzde 1.44 düştü ve böylece endeksteki yıllık artış oranı 3.62 puan gerileyerek yüzde 21.62 oldu. Yıllık TÜFE artış hızı 7 ay sonra ilk kez gerilemiş oldu.
Bu sonuçlara göre enflasyon sorununun çözülmeye başladığı sonucu çıkar mı? Enflasyona ilişkin gelişmelerle TÜFE verilerinin ayrıntılarını birlikte değerlendirdiğimizde ortaya çıkan resim şöyle:
* Aylık TÜFE’deki yüzde 1.44’lük düşüşün 1.17 puanı ulaştırmadan 0.24 puanı ev eşyasından geldi. Aylık düşüşün 1.41 puan ile neredeyse tamamı bu iki kalemden kaynaklandı. Bu iki kalem geçici vergi indirimleriyle fiyatların düşürüldüğü alanlar. Vergi indirimleri olmasaydı buradaki fiyat artışları sürecekti. Vergi indirimleri kalktığında manzara hemen tersine dönecektir.
* Vergi indirimlerinin uygulandığı kalemlerde gerçekleşen fiyat düşüşlerinin boyutu, vergilerdeki indirim kadar bile değil. Bu da iki aydır sürdürülen “enflasyonla topyekün mücadele” kampanyasının esas olarak göstermelik düzeyde kaldığını ortaya koyuyor.

6 Kasım 2018 Salı

Enflasyonda en kötü dönem geride mi kaldı?



Ekim ayı enflasyon verileri, politik olarak öncekilerden daha önemle değerlendirilmesi gereken bir konu. Bunun birkaç nedeni var.
Birincisi ekim ayı, iktidarın çözüm olarak ortaya koyduğu “Enflasyonla topyekün mücadele” kampanyasının en önemli sınav ayıydı.
İkincisi, Rahip Brunson olayının “tatlıya bağlanması” üzerine kurlarda meydana gelen düşüş, enflasyon gelişmelerini de etkileyecekti.
Üçüncüsü Merkez Bankası’nın yüklü faiz artışının etkisi ortaya çıkmaya başlayacaktı.
Şimdi ekim enflasyonu eylülden düşük diye “en kötüsü geride kaldı” yorumları yapılabiliyor. Gerçekten en kötüsü artık geride mi kaldı?
Soruları ekim verilerinin ışığında yanıtlamaya çalışalım.

16 Ekim 2018 Salı

Enflasyonla mücadele kampanyayla değil politikayla olur


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak enflasyonla mücadele programını açıkladı. Programın esası, bakkalların, zincir marketlerin, tüketim ürüne satıcılarının satış fiyatlarında yılsonuna kadar asgari yüzde 10 indirim yapmalarına dayanıyor.
Ortada ne kapsamlı bir enflasyon dinamikleri değerlendirmesi, ne de bütünlüklü bir yapısal çözümler manzumesi var. Sadece iki aylığına satıcıların fiyatlarında yüzde 10 indirim yapmasına yönelik bir kampanyadan ibaret sığ bir yaklaşım var.
Planın layıkıyla hayata geçip geçmeyeceği ciddi soru işaretleri taşıyor. Daha önemlisi, planın uygulanması halinde her bir parçası ekonomide başka sorunlar yaratacak nitelikte.
Birincisi karşı karşıya bulunduğumuz sorun maliyet enflasyonu. Üretici fiyatlarındaki enflasyon, tüketici enflasyonunun iki katı düzeyde. Program sorunun bu yapısal boyutunu görmezden gelerek, daha baştan kaybediyor.

9 Ekim 2018 Salı

Enflasyon, zabıta marifetiyle düşürülebilir mi?


Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, “enflasyonla topyekün mücadele programı”nı bugün açıklayacak. Program açıklanınca, enflasyona bakış ve mücadelede gerçekçi ve tutarlı planlar ortaya koyup koymadığını hep birlikte göreceğiz.
Bakan Albayrak’ın eylüldeki enflasyon patlaması üzerine yaptığı açıklamalarda öne çıkan noktalar şöyleydi:
- Fiyat artışları spekülatif.
- Stokçuluk davranışlarının fiyatlar üzerindeki etkisi bir algı değil gerçek.
- Alo 175 diye şikayet hattımız var.
Fiyat artışları spekülatif artışlardan mı ibaret? Enflasyonu bu düzeye fırsatçı stokçular mı çıkardı? Enflasyonla mücadele zabıtaya havale ederek, telefonla ihbar hatlarına umut bağlanarak başarılı olabilir mi?
TÜİK’in verileriyle bu sorulara yanıt vermeye çalışalım.

25 Eylül 2018 Salı

OVP’de verdiği cevaptan çok soru işareti var

Geçen hafta açıklanan Orta Vadeli Program (OVP), öncekilerden daha fazla kritik bir öneme sahipti.
Çünkü ekonomi zaman geçtikçe daha da derinleşen bir kriz hali yaşıyor. Ekonomi politikalarında köklü bir değişiklik ihtiyacı var.
Açıklanan OVP, kriz halini kabul ve örtülü olarak itiraf etmekle birlikte, krizle mücadele ve çıkış konusunda kapsamlı, bütünlüklü, güven veren bir çerçeve ortaya koymaktan uzak. Dolayısıyla ekonomi aktörleri, OVP sonrasında da hala önlerini tam olarak göremiyorlar.
Gidişat yılın son çeyreğinin çok daha sancılı geçeceğini gösteriyor. Bu süreçte büyük ölçüde el yordamıyla yürünecek olması, krizin maliyetlerini artıracak.
Açıklanan politika ve hedef rakamların hem gerçekçilik, hem de tutarlılık sorunları var. Dolayısıyla ortaya konan her hedef ve politika, ilgili konuda verdiği yanıttan fazla soru doğuruyor.

4 Eylül 2018 Salı

Bu grafikler nasıl bir alarm veriyor?

Önce ikinci grafikten başlayalım. Bu grafik tüketici enflasyonu ile onun iki temel ayağının seyrini anlatıyor. 
Mart ayından sonra enflasyonun her cephede roket gibi tırmanışa geçtiği görülüyor. En yukarıda mal gruplarının yıllık enflasyonu var. TÜFE yüzde 17.90’a ulaşırken, mallarda enflasyon yüzde 20’yi aşarak yüzde 20.53’e ulaşmış durumda. Bu endeks, işlenmemiş gıdadan elektriğe, akaryakıttan otomobile, giyimden ev eşyasına kadar her türlü tüketim malını kapsıyor. Bu grafik bize tarımdan sanayiye üretilen tüm tüketim mallarında ortalama enflasyonun yüzde 20’yi aştığını söylüyor. Aynı zamanda enflasyonu üretim tarafının sürüklediğini yansıtıyor. Yani tehlikeli ve yaygın bir durum sözkonusu.

28 Ağustos 2018 Salı

Pansuman yetmez, köklü tedavi şart


Bayram tatiline girerken doların 7 TL sınırından 6 TL dolayına gerilemiş olmasına bakarak, sanki sorun halledilmiş, yangın söndürülmüş gibi bir hava yaratılmıştı. Tatil sonrasının ilk gününde kurların yine aşırı oynak ve yükselme eğiliminde olduğunu gördük.
Döviz piyasasında önemli bir araç olarak kullanılan swap işlemlerinde TL likiditesini aşırı ölçüde sıkan önlemlere rağmen kurlar hala yukarı ataklar yapmaya devam edebiliyor.
Çünkü kurlardaki aşırı oynaklık ve güçlü yükselme eğiliminin temel nedeni spekülatif ataklar değil. Temel neden dünyada para bolluğu tersine dönerken, ekonominin temel kırılganlıklarının aşırı boyuta ulaşmış olması. Ekonomimiz böylesine kırılgan hale getirilince her türlü dış oyunun etkisi kat kat fazla oluyor.

7 Ağustos 2018 Salı

Merkez Bankası, enflasyonda topu Beştepe’ye attı

Merkez Bankası yılın ikinci enflasyon raporunu geçe hafta açıkladı. Raporun açıklanmasının ardından üzerinde en fazla konuşulan şey, doğal olarak Merkez Bankası’nın yılsonu enflasyon tahminini nisanda açıkladığı rapora göre 5 puan birden artırarak yüzde 13.4’e çıkarması oldu.
Ancak bu arada raporda Merkez Bankası’nın enflasyonun nedenleri ve mücadele yolları konusundaki analizlerinde büyük bir değişim olduğu noktası pek dikkat çekmedi. Bunda Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın da konuşmasında bu noktalara pek girmeyerek sadece raporda yer alan ilgili bir kutunun okunmasını tavsiye etmekle kalması da etkili oldu.
Merkez Bankası’nın temmuz raporu, adeta başka bir elden çıkmış denecek kadar öncekilerden farklı değerlendirmeler içeriyor ve bu değerlendirmeler eski raporlarda olduğu gibi örtük mesajlarla değil daha doğrudan ifadelerle yer alıyor.
Son enflasyon raporunda enflasyonun böylesine azgınlaşmasında genişlemeci maliye politikalarının etkili olduğu daha doğrudan, daha güçlü ve sık sık altı çizilerek ifade ediliyor.
Çözüm için de genişlemeci maliye politikalarının terk edilmesi gerektiği sık sık vurgulanıyor.
Nisan enflasyon raporunda Merkez Bankası’nın ortaya koyduğu çerçeve özetle şöyleydi:

17 Temmuz 2018 Salı

Enflasyon neden yüksek, nasıl düşer?

Haziran verileri, enflasyonun kontrolden çıkma noktasına geldiğini yakıcı bir şekilde ortaya koydu. Sorun artık patates, soğan açıklamalarıyla geçiştirilemeyecek kadar yakıcı ve yaygın bir hal almış durumda.
TÜFE yüzde 15’i geçerken tüm çekirdek enflasyon göstergeleri de yüzde 15 dolayına tırmandı. ÜFE’de yüzde 23.71’e, aramallarında yüzde 28.47’ye fırlayan enflasyon, ürkütücü tırmanışın süreceğini söylüyor.
Çoktan süreğen ve yapışkan bir hal almış bulunan enflasyon basit fiyat hareketleriyle, tekil faktörlerle açıklanamayacak ve çözülemeyecek bir sorun. Mevcut enflasyon ekonominin köklü yapısal hastalıklarının bir ürünü. Ama aynı zamanda o yapısal hastalıkları derinleştiren, büyüten bir karşı etkiye de sahip.
Ekonominin yapısal sorunları ile enflasyon, karşılıklı birbirlerini besleyerek bir kısır sarmal halinde büyümeye devam ediyor.
Yüksek ve kalıcı enflasyon, örneğin yüksek cari açık sorunundan kopuk bir sorun değil. Tersine yüksek cari açıktan da beslenen bir sorun. Yüksek cari açık, üretim ve rekabet gücünü artırmadan aşırı tüketimle hormonlu büyüme sevdasının bir sonucu.

26 Haziran 2018 Salı

Vaatleri unutun, acı ilaca hazır olun

Tarihi bir seçimi geride bıraktık. Bu seçimle anayasa değişikliklerinin tamamı yürürlüğe girmiş oldu. Artık Türkiye yeni bir rejimle yönetilecek.
Tarihi önemdeki bu seçim aynı zamanda ani bir seçimdi. Ekonomideki kötü gidişat, seçimleri 16 ay erkene almaya ve sıkıştırılmış bir takvimle kısa sürede yapmaya zorladı.
Seçim kampanyaları sırasında iktidardan muhalefete türlü türlü vaatler ortaya döküldü. Vaatler birbiriyle yarışırken partilerin ekonomik ve sosyal programları neredeyse hiç konuşulmadı.
Oysa ekonominin içinde bulunduğu durum, vaatlerden çok partilerin bu sorunların üstesinden gelmek için nasıl bir politika çerçevesi, nasıl bir yol haritası önerdiklerini tartışmayı gerektiriyordu. Partiler, bu temel ihtiyaçtan uzak durmayı tercih ettiler ve vaat yarıştırma kolaycılığına kaçtılar.

12 Haziran 2018 Salı

Piyasa neden büyümeye değil de cari açığa bakıyor?

Ekonomi için önemli iki veri, ilk çeyrek büyümesi ile nisan ayı ödemeler dengesi rakamları dün aynı anda açıklandı. İlk çeyrek büyüme verisi, sadece hızına bakarsak, yüzde 7.4 gibi parlak bir sonuç ortaya koydu. Ödemeler dengesi verisi ise kötü bir resim çizdi. Nisan ayı cari açığı 5.4 milyar dolar olurken, 12 aylık cari açık 57 milyar doları aştı.
Piyasalar üzerinde parlak büyüme rakamları değil de ödemeler dengesi verileri daha etkili oldu. Peş peşe yapılan radikal faiz artırımları sonrasında gerileyerek daha sakin bir seyir izleyen döviz kurları yeniden hızlı bir çıkış yaptı.
Cari açık ve ödemeler dengesi cephesindeki korkular, büyümenin yaratması beklenen sevinci neden anında boğabildi?

5 Haziran 2018 Salı

Yanlış politikaların faturası ağırlaşıyor

Mayıs ayı enflasyon verileri, gerçekten alarm verici nitelikte.
Yıllık enflasyon hızlı bir atakla yeniden tırmanışa geçti. Mevcut kur hareketleri ile çekirdek enflasyon göstergeleri ve üretici fiyatları enflasyonundaki gelişmelere bakarsak daha da yukarı gidecek. 2003 bazlı yeni enflasyon serisinde yeni rekorlara tanık olacağız.
Hem işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altını dışlayan B endeksinde, hem de enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altını dışlayan C endeksinde yıllık enflasyon tarihinin en yüksek düzeyine çıktı. Tüm çekirdek enflasyon göstergeleri, genel enflasyonun üzerinde.
Yurtiçi üretici fiyatları enflasyonu yüzde 20’nin üzerine çıktı. Aramallarında yıllık enflasyon yüzde 24’ün üzerinde.

17 Ekim 2017 Salı

Faizler neden yüksek, neden düşmüyor?

Çünkü enflasyon yüksek: Enflasyon çift haneli ve geleceği konusunda kimsenin pek umudu yok. Eylülde tüketici enflasyonu yüze 11.20’ye tırmanırken yurt içi üretici enflasyonu yüzde 16.28 oldu. Dünyanın mevcut koşullarında bu kabul edilebilir bir düzey değil. Türkiye’nin enflasyonu, benzer ülkelere göre de çok yüksek.
Enflasyon böyle yüksek ve geleceği belirsizken faizleri düşürmek mümkün değil. Bu koşullarda faizleri zorla düşürmeye kalkarsanız, tasarruflar dövize ve tüketime kayarak hem enflasyonu, hem faizleri yükseltir.
Çünkü bütçe açığı hızla artıyor: Anayasa referandumu öncesinde yapılan seçim harcamaları ile bütçe açığı adeta patlama yaptı. Geçen yılın ilk 8 ayında 4.87 milyar TL fazla veren bütçe bu yılın aynı döneminde 25.18 milyar TL açık verdi. 8 aylık faiz dışı fazla, yüzde 68’lik keskin bur düşüşle 40.31 milyar TL’den 12.99 milyar TL’ye düştü.
Bütçe açığının hızla artması Hazine’nin borçlanma ihtiyacını artırıyor. Hazine’nin daha fazla borçlanması, doğal olarak faizleri yukarı çekiyor.

10 Ekim 2017 Salı

Bu grafikler Fakıbaba’ya ne söylüyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr Ahmet Eşref Fakıbaba’nın göreve başladıktan bu yana aldığı en önemli karar herhalde et ithalatı kararı oldu. Plana göre Et ve Süt Kurumu (ESK) yurtdışından karkas et ithal edecek. İthal et özel sektör işletmelerinde parçalanıp paketlenecek. Sonra da ESK’nın market zincirlerinin mağazalarında kiralayacağı raflarda satılacak. ESK marketlerde kıymayı 24, kuşbaşı eti 27 liradan satacak. Bu “yaratıcı” buluş sayesinde et fiyatları düşecek, enflasyon da aşağı çekilmiş olacak.
Hayvancılık yapan çitçilerin isyanına gözlerimizi kapatırsak ilk bakışta alan razı-veren razı bir durum var gibi gözüküyor. ESK ithalatla piyasayı “düzenlemiş” olacak. Hükümet enflasyonu aşağı çekmiş olacak. Etin paketlemesini yapacak özel işletmeler kardan payını alacak. Market zincirleri hem kar edecek, hem de “et fiyatlarını marketler yükseltiyor” suçlamasından kurtulacak. Vatandaş da eti daha ucuza alacak.
Ancak sayfada gördüğünüz grafikler gerçek resmin hiç de Fakıbaba’nın çizdiği gibi olmadığını gözler önüne seriyor.
Bu üç grafik bize ne söylüyor bakalım:


3 Ekim 2017 Salı

Bu OVP ekonomi aktörlerine pusula olabilir mi?

Orta vadeli programların (OVP) ortaya çıkış amacı, hem kamuda çalışan teknokratlara hem de özel kesime üç yıllık bir yol haritası sunmaktır. Kamudaki teknokratlar, herhangi bir konuda bir karar alırken, bu üç yıllık yol haritasına bakarak karar alacaklardır. Özel kesimdeki işadamları, yatırımcılar, yöneticiler, ekonomistler, hatta aileler de ekonomik kararlarını alırken hükümetin üç yıllık hedeflerine ve programını bilerek daha doğru kararlar alabileceklerdir.
Kağıt üzerinde amaç böyle. Kağıt üzerindeki bu amaç gerçek hayata ne kadar yansıyabildi, yansıyabiliyor? Ekonomi aktörleri gerçekten kararlarına alırken hükümetin OVP’de ilan ettiği program ve hedefleri, kendileri için bir pusula olarak alıyorlar mı, alabiliyorlar mı? OVP metinleri, ekonomik bir karar alırken, ekonomik bir strateji oluştururken ilk bakılan temel bir metin oluyor mu?

29 Eylül 2017 Cuma

Bulutlu havada pembe OVP

Hükümet önümüzdeki üç yılın ekonomik strateji ve hedeflerini içeren orta vadeli programı (OVP) açıkladı. Hedefler çok pembe bir tablo çiziyor. Bakınca kağıt üzerinde çok güzel gözüküyor.
Ama ortaya konan çerçevenin kedi iç tutarlılığına, gerçek hayatla olan tutarlılığına ve hedeflerin gerçekleşme ihtimaline bakmaya kalktığınızda çizilmeye çalışılan pembe manzaranın yerini bulutlar alıyor.
OVP”ye göre dolar kuru bu yılı 3.58 TL ortalama ile tamamlayacak. Yıllık ortalama kur 2018’de 3.73, 2019’da 3.92, 2020’de 4.02 TL olacak. 2017’de yüzde 18.5 artan ortalama dolar kuru, gelecek yıl yüzde 4.2, 2019’da yüzde 5, 2020’de ise sadece yüzde 2.7 artacak.
Üstelik kur artış hızları OVP’nin oldukça pembe enflasyon tahminlerinin bile altında kalacak. Yani önümüzdeki üç yılda TL değerlenecek. Hem de FED’in faizleri artırdığı ve piyasadan para çekmeye başladığı bir süreçte...

8 Eylül 2017 Cuma

Enflasyonda çekirdeğin içi-dışı çok mu farklı?

Tek haneli enflasyon sefası bir ay sürebildi. Temmuzda yüzde 9.79'a gerileyen yıllık enflasyon ağustosta yüzde 10.68'e yükselerek yeniden çift haneli düzeye yerleşti.
Temmuzda yıllık enflasyon yüzde 10'un altında çıkınca, enflasyonda düşüşün süreceği umudunu vermeye çabalayan açıklamalar duymuştuk. Oysa gerek enflasyonun yapısal durumu, geçen yıldan gelen baz etkisi nedeniyle enflasyonun kısa sürede tekrar çift haneye çıkacağı belliydi.
Sayfadaki tablo enflasyonun nasıl ekonominin her alanına yayılmış yapısal bir sorun haline geldiğini açık bir şekilde gösteriyor.
Tablo Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) çekirdek enflasyon göstergelerini temel alarak hazırlandı. Birinci sütunlarda çekirdek enflasyon göstergesi sınıflamasına göre tanımlanmış tüketim kalemlerinin enflasyon oranı, ikinci sütunda ise o tanımın dışında kalan tüm kalemlerin ortalama enflasyonu yer alıyor.

8 Ağustos 2017 Salı

Tüketim kalıbındaki değişime araba sevdası ve kur artışı damga vurdu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2016 yılına ait hane halkı tüketim harcaması verilerini açıkladı. Bu veriler hem gelir grupları arasındaki refah farkını, hem tüketim eğilimlerinin nasıl değiştiğini, hem de ekonomik gelişmelerin toplumsal gruplara etkilerini yansıtıyor.
2016 yılı verilerini bu gözle incelediğimizde öne çıkan sonuçları şöyle sıralayabiliriz.