İstihdam seferberliği, referandum takvimiyle ekonomi gündeminin ilk sıralarına yerleşti. Görünürde istihdamın artması için dört koldan çaba harcanıyor.
Doğrudan istihdam artışını hedefleyen SGK primi desteği, prim erteleme gibi planların yarı sıra çeşitli adlar altında piyasaya sürülen teşvik paketleri birbirini izliyor. Bu önlemleri vergi ve prim borcu afları tamamlıyor.
Bankacılık alanında Kredi Garanti Fonu planı ve banka bilançolarında tanım değişiklikleri yoluyla kredilerin hızla artırılması dolaylı yoldan ciddi bir istihdam desteği uygulaması.
Bunları bütçe açığında hızlı artış pahasına kamu harcamalarını artıran politikalar tamamlıyor. Bunun faturası geçen yılın ilk 7 ayında 1.28 milyar TL fazla veren bütçenin, bu yıl 24.3 milyar dolar açık vermesi oldu. Sosyal güvenlik açığının finansmanı için bütçeden aktarılan kaynak miktarı da yüzde 118 artarak 22.8 milyar lirayı aştı.
Bu faturalara karşın istihdam cephesindeki performansın geçmiş yıllara göre pek farklı olduğunu söylemek mümkün değil. Hatta bazı noktalarda geçmiş yıllardan daha kötü bir performans var. İyimser yaklaşımla söylenebilecek tek şey, “Bunlar da olmasaydı işsizlik çok daha korkutucu şekilde artardı” olabilir.




