9 Mayıs 2017 Salı

Merkez’den enflasyon itirafları

Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda “Enflasyon dinamiklerindeki değişim” başlıklı bir analiz kutusu yer alıyor. Bu çalışma, enflasyondaki yüksek seyrin belirleyicilerinin incelenmesini amaçlıyor. İnceleme 2006-16 arasındaki 11 yılı kapsıyor. 
Çalışma, bir yanıyla Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadeledeki başarısızlığının, diğer yanıyla enflasyonun nasıl ekonominin hücrelerine nüfuz etmiş yapısal bir sorun haline geldiğinin itirafı şeklinde.
Çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlar şöyle:

5 Mayıs 2017 Cuma

Bu 3 grafik, enflasyonda söylenenlere inanmayın diyor

Sayfada üç grafik görüyorsunuz. Grafikler farklı enflasyon kalemlerinde yıllık enflasyon hızının son yıllardaki seyrini gösteriyor. Bu üç basit grafik, yüksek enflasyonun nedeni konusunda çok sık işittiğimiz başlıca tezleri çürütmeye yetiyor.
Şimdi bu tezlere bir kez de bu grafikler üzerinden bakalım:

2 Mayıs 2017 Salı

Yolsuzluk ve yoksulluk, asıl hukuk işlemezse artar

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, geçen hafta yapılan Türkiye Müteahhitler Birliği'nin (TMB) 32. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hukukun iyi işlediği ülkelerde iş yapmanın daha kolay olduğunu, ancak bu ülkelerde de kâr marjlarının diğer ülkeler kadar yüksek olmadığını söyledi.
Konuşmanın alt metninden hukukun iyi işlememesinin daha karlı bir şey olduğu çıkıyor. Bu doğru mudur? Evet doğrudur. Ama bu iktidarın çevresindeki “oligarklar” açısından doğrudur.
Hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerden uzaklaştıkça, keyfi uygulamalar artar ve bunun doğrudan bir parçası olarak ekonomik kaynaklar iktidar çevresindeki oligarklara, imtiyazlı yandaşlara akmaya başlar. Oligarkların servetinin ve karlarının olağanüstü artması, hem emekçi kesimin hem de oligarklar dışındaki sermaye kesiminin ekonomiden aldığı payın azalması anlamına gelir.

28 Nisan 2017 Cuma

Döviz rezervi, kriz yaratmaz ama krize de dayanamaz

Dış siyasetten kaynaklanan risk ve kırılganlık faktörlerimiz azalmak yerine artıyor. Bir tarafta Irak ve Suriye’de ucu nereye kadar uzanacağı belli olmayan yeni adımlar atılırken diğer yanda Avrupa Komisyonu Parlamenter Meclisi Türkiye’nin yeniden denetim sürecine alınmasını kararlaştırdı. Anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesinin ardından Avrupa Birliği ile müzakere sürecinin de askıya alınması gündemde. Hele hele bir de idam cezası yeniden getirilirse, müzakereler kesin olarak bilinmeyen bir süre için buz dolabına girecek.
Türkiye’nin AB müzakere sürecinde bir ülke olması, yabancıların Türkiye’ye yaklaşım ve kararlarında birincil derecede önemli faktörlerden birisi. Bu nedenle AB ile ilişkilerin giderek bozulması ve araya mesafe girmesi, Türkiye’ye bakışı fazlasıyla etkileyecek bir gelişme.
Bu olumsuz gidiş, kuşkusuz zaten yeterince yüksek olan dış kırılganlık düzeyini iyice artıracak. Global fon akımlarının gelişmekte olan ülkelere eskisi gibi akmadığı hatta geri çekildiği bir finansal ortamda, bölgesindeki jeopolitik risklere aşırı ölçüde bulaşmış olması yüzünden zaten yeterince sıkıntı yaşayan Türkiye’nin sıkıntıları, AB ile ilişkilerin bozulması ile daha da artacak.
Sorun dış kırılganlık olunca ilk bakılması gereken nokta, döviz rezervlerinin durumu olmak zorunda. Döviz rezervlerinin yeterlilik durumuna değişik parametrelerle baktığımızda şöyle bir görünümle karşı karşıya kalıyoruz:

25 Nisan 2017 Salı

Enflasyonun boynu neden eğri?

Deveye sormuşlar “Boynun neden eğri?” diye. Deve cevap vermiş, “Nerem doğru ki?”
Bizim enflasyon hikayemiz de buna döndü. Hükümet yetkilileri de, temel görevi bu olan Merkez Bankası da bir noktayı gösterip, “Enflasyonun işte burası eğri” diyorlar, sanki geri kalan yerleri düzgünmüş gibi.
Uzun zamandır yüksek enflasyonun günah keçisi işlenmemiş gıda fiyatlarındaki artış olarak gösteriliyor. “Tarlada fiyatı şu kadar olan domates, markette vatandaşa bilmem kaç katına satılıyor” şeklindeki ajitasyonları sık işitiyoruz. Yetkili ağızlardan “TÜFE’de gıdanın ağırlığı başka ülkelere göre bizde çok yüksek. Bu yüzden vişne fiyatı bile enflasyonu fırlatıyor” türünden “bilimsel” açıklamalar dinliyoruz.