19 Şubat 2019 Salı

Özel sektörde net istihdam kaybı 500 bini aşmış


Geçen haftayı olumsuzlukta her biri diğeriyle yarışan bir veri sağnağı ile tamamladık. İşsizlik, sanayi üretimi, ciro ve perakende satış endeksleri, ekonominin nasıl hızla küçülmekte olduğunu gösteriyordu. Yeni haftaya da aynı karamsar havayı taşıyan konut satış verileriyle başladık.
Bu veriler içinde herkesi birinci derecede ve en yakıcı şekilde etkileyen işsizlik verileri de iç karartıyor. Yılın son çeyreğinin ortalamasını yansıtan Kasım dönemi verileri, istihdamın geçen yıla göre 201 bin kişi azaldığını ortaya koydu.
İstihdamda tam bir kriz havası estiği görülüyor. İstihdam, genelde kriz dönemlerinde düşüyor. Bundan önce de son olarak 2009’da global kriz döneminde böyle yüzbinlerle ölçülen bir istihdam daralması yaşanmıştı.
Aslında gerçek durum rakamların toplamında gözükenden çok daha kötü. Çünkü istihdamdaki daralmayı, kamudaki görülmemiş istihdam artışı sınırlıyor.
TÜİK’in açıkladığı son kamu istihdamı verilerine göre yılın son çeyreğindeki kamu istihdamı sayısı geçen yıla göre tam 749 bin kişi artmış durumda.

12 Şubat 2019 Salı

Beton+borç ekonomisi bu grafiklerle baş edemez


Sayfadaki grafikler nüfusun yaşlanma eğilimlerini gösteriyor. Çok basit görünen bu 6 grafik, aslında çok ciddi bir ekonomik ve sosyal tehdidi sergiliyor.
Önce grafikler neyi gösteriyor ona bakalım:
* Toplam nüfus içinde 0-14 yaş arasındaki gençlerin payı hızla azalıyor. 2007 yılına göre 15 yaş altı nüfusun payı 3.02 puan kayıpla yüzde 23.39’a düştü. Bu oran 1990’da yüzde 35’ti.
* Çalışma çağındaki 15-64 yaş grubunun payındaki artış 2013 sonrasında yavaşlamıştı, son iki yıldır da düşüşte.
* 65 ve üzeri yaşlı nüfusun payı belirgin bir hızla artıyor. Bu grubun nüfustaki payı 2007’ye göre 1.68 puan artarak yüzde 8.76’ya ulaştı. Bu grubun payı 1990’da yüzde 4.28 ile şimdinin yarısından azdı.
* 2007’ye göre toplam nüfus yüzde 16.18 arttı. 0-14 yaş arası genç nüfus sadece yüzde 2.91 artarken 65 ve üstü yaşlı nüfus artışı yüzde 43.72 oldu. Yaşlı nüfus artış hızı toplam nüfus artış hızının 2.70, genç nüfus artış hızının ise 15.04 katı.

5 Şubat 2019 Salı

Sepet değişimi, enflasyon hesabını nasıl etkiler?


Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) her yıl enflasyon sepetinde yer alan tüketim malları ve hizmetlerini ve bunların ağırlıklarını değiştirir. Doğal olarak enflasyon sepetindeki bu değişiklikler, enflasyon hesabını da etkiler.

TÜİK bu yıl da enflasyon sepetinde değişiklikler yaptı. Enflasyon sepetinde yer alan harcama kalemi sayısı 407’den 418’e çıktı. Sepete 12 yeni harcama kalemi girdi.
Sepete yeni eklenen maddeler hazır et yemekleri, konserve balık, hazır sütlü tatlılar, dereotu, nane, roka, tere, fındık ezmesi, çocuk elbisesi, evcil hayvan gıdaları, saat ve kadın çantası oldu. Bu arada geçen yıl enflasyon sepetinde yer alan anaokulu ücreti, sepetten çıkarıldı.
Ana harcama kalemleri içinde mobilya ve ev aletlerinin payı 0.67 puan, lokanta ve otel harcamalarının payı 0.59 puan, çeşitli mal ve hizmetlerin payı 0.40 puan, kira ve konutun payı 0.31 puan, gıdanın payı 0.26 puan arttı. Buna karşın içki ve sigaranın payı 0.91 puan, ulaştırmanın payı 0.69 puan, eğitimin payı 0.27 puan, haberleşmenin payı 0.22 puan azaldı.
Sepetteki ağırlıkların değişmesinde etkili olan faktörlere baktığımızda öne çıkan noktalar şunlar:

29 Ocak 2019 Salı

2017’nin hızlı büyümesi bölgesel eşitsizliği azaltmadı, artırdı


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesaplarına göre 2017’de yüzde 7.44’ü bulan yüksek büyüme hızının, illere yansımasının dengesiz olduğunu ve böyle bir yüksek büyüme yılında bile ekonomisi küçülen iller olduğunu önceki yazılarımızda ortaya koymuştuk.
Bugün de 2017’deki yüksek hızlı büyümenin bölgesel eşitsizliklere yansımasını ele alacağız. TÜİK’in il düzeyinde gayrısafi yurtiçi hasıla (GSYH) verilerinden yaptığımız hesaplamaların, bölgesel eşitsizlik penceresinden ortaya koyduğu manzara şöyle:
* 2017’de gelişmiş bölgeler daha hızlı, geri kalmış bölgeler daha yavaş büyüdü. Dolayısıyla yüksek büyüme yılında bölgesel eşitsizlikler azalmak yerine daha da arttı.
* Temel hedefi bölgesel eşitsizlikleri azaltmak olan sektörel-bölgesel teşvik sistemi, 2017’de hedefinin tam tersi bir sonuçla karşılaştı.

22 Ocak 2019 Salı

IMF raporundaki üstü kapalı ürkütücü Türkiye tesbiti


Uluslararası Para Fonu (IMF) dünya ekonomisinin görünümüne ilişkin raporunu güncelledi. Güncellenen rapor ve tahminler dün Dünya Ekonomik Forumu (WEF) etkinliklerinin bir parçası olarak dün Davos’ta açıklandı.
IMF’nin yeni raporu “Zayıflayan global büyüme” başlığını taşıyor.  IMF yaptığı yeni değerlendirme ile ekim ayında yaptığı tahminleri, daha üzerinden üç ay bile geçmemişken kayda değer ölçüde aşağı çekiyor.  
Ekim raporunda dünya ekonomisinin 2019 ve 2020’de yüzde 3.7 büyüyerek 2018’deki temposunu koruyabileceği tahmini yer alıyordu. Şimdi ise 2019 yılı için dünya ekonomik büyüme tahmini 0.2 puan aşağı çekilerek yüzde 3.5’e düşürülüyor. 2020 dünya ekonomik büyümesi tahmini de 0.1 puan düşürülerek yüzde 3.6’ya indiriliyor.
Dünya Bankası’nın geçen hafta “Kararan Gökyüzü” başlığıyla açıkladığı Dünya Ekonomik Beklentiler raporu da eskiye göre ciddi ölçüde kötümserleşen bir çerçeve ortaya koymuştu.