18 Kasım 2016 Cuma

İstihdamda kötü giden tek şey işsizlik oranı değil

En son açıklanan Ağustos ayı istihdam verileri, istihdam ve işsizlikteki olumsuz gidişi bir kez daha ortaya koydu.
Temmuz-ağustos-eylül dönemini kapsayan ağustos döneminde işsizlik oranı, bir yıl öncesine göre 1.16 puan artarak yüzde 11.28’e, tarım dışı işsizlik oranı 1.3 puan artarak yüzde 13.7’ye tırmandı. Gençler açısından durum daha da kötü. 15-24 yaş grubunda işsizlik oranı yüzde 25.1’i, tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 32.4’ü buldu. Her ikisinde de geçen yıla göre 1.8 puanlık artış var.
Global kriz sonrası dönemin en yüksek işsizlik oranları ile karşı karşıyayız. Ancak istihdam cephesindeki kötüye gidiş sadece işsizlik oranı ile sınırlı değil. Birçok göstergede gidişat olumsuz:

6 Eylül 2016 Salı

Dünya örnekleri ışığında Türkiye Varlık Fonu

Dünyada çok sayıda ülkede çok farklı özelliklere ve yönetim biçimlerine sahip ulusal varlık fonu var. Oturmuş ve genel kabul görmüş hakim bir modelden bahsetmek mümkün değil. Ulusal varlık fonlarının kaynakları, hedefleri, stratejileri, sahiplik biçimi, yönetim biçimi, şeffafl ık ölçüsü, denetim şekli her ülkede farklı. Ancak her ülke fonunun o ülkedeki politik yönetim biçiminin bir yansıması olduğunu söylemek mümkün.
Ulusal varlık fonları sahip oldukları dev kamu kaynakları sayesinde ülke içinde de ekonomik ve sosyal yararlar üretmek kadar riskler üretmek imkanına sahipler. Bu risklerin başında ulusal varlık fonunun iktidarlar tarafından paralel bir bütçe gibi kullanılarak, kamu açıklarının gizlenmesi geliyor. Buna paralel olarak ulusal varlık fonlarının iktidarın politik çıkarları için kullanılması risklerden bir diğeri. Buna ilaveten ulusal varlık fonunun kaynaklarının ve yatırımlarının yolsuzluklar ve yandaş zenginler yaratmak veya politik rakipleri destekleyen iş çevrelerini yıpratmak veya yok etmek için kullanılması durumu var. Bazı akademik çalışmalar, bazı varlık fonlarının salt yolsuzluk için kurulmuş olduğunu bile yazıyorlar.

2 Eylül 2016 Cuma

Türkiye Varlık Fonu Norveç gibi mi, Angola gibi mi olacak?

Angola da Norveç de petrol zengini ülkeler. Her ikisinin de ulusal varlık fonları var. Norveç’in ulusal varlık fonu bu alandaki en eski örneklerden birisi. Angola ise 2008 global krizi sonrasında kurulan yeni örneklerden.
Afrika’nın ikinci büyük petrol üreticisi olan Angola, 2008 krizi sonrasında petrol fiyatlarında yaşanan düşüş sonrasında ekonomisinin girdiği sıkıntılara karşı bir çözüm olarak petrol gelirlerine dayalı bir varlık fonu kurmaya karar verdi. Hazırlıklar, IMF gözetimi ve yönlendirmesi altında yapıldı.
5 milyar dolar sermaye ile kurulan fonun birinci işlevi bir istikrar fonu olmaktı. Ekonomi kötüye gittiğinde varlık fonunun kaynakları devreye girecek ve böylece yatırımlar aksamayacak, ekonomik krizin etkileri yumuşatılacaktı. İkinci amaç ise kalkınmaya yönelik altyapı yatırımları olacaktı.
IMF gözetiminde kurulan fon, kağıt üzerinde başta IMF ve OECD önderliğinde oluşturulan Santiago İlkeleri dahil ulusal varlık fonları konusundaki uluslararası standartlara da uygundu. 

30 Ağustos 2016 Salı

Türkiye Varlık Fonu, neden kanundan kaçırılıyor?

Türkiye Varlık Fonu’na ilişkin yasa Meclis’ten geçti. Türkiye Varlık Fonu, genel olarak ekonomiye olduğu kadar, kamu-özel dengesi, şirketler dünyası ve iş dünyası içindeki dengeler üzerinde de ciddi etkiler yaratabilecek bir yapıya ve imkanlara sahip. Ülke varlık fonları (ÜVF), dünyada çoğunlukla petrol gibi doğal kaynak ihracatçısı ülkeler, büyük miktarda ödemeler dengesi fazlası ve yüksek döviz rezervi olan ülkeler veya yüksek miktarda bütçe fazlası olan ülkeler tarafından kuruluyor. 
ÜVF doğal kaynak ihracatı veya ödemeler dengesi fazlası ile elde ettikleri döviz rezervlerini piyasalar ve ekonomideki oynaklıklara karşı istikrar sağlamak için kullanıyorlar. Bunun yanı sıra doğal kaynaklardan elde edilen döviz ve bütçe fazlasının ekonominin diğer alanlarında rehavet ve hastalıklar yaratmaması da amaçlanıyor. Bütçe fazlasına dayalı olarak ÜVF kuran ülkeler, daha çok başta eğitim olmak üzere ülkenin geleceği için yatırım yapmak ve ekonomik kriz dönemlerinde eldeki bütçe fazlasını ekonomiyi canlandırmak için kullanmak için kullanıyorlar. 
Türkiye bu grupların hiçbirine dahil değil. Ödemeler dengesi ve bütçesi fazla değil, açık veriyor; döviz rezervleri yüksek olmak bir yana orta halli bir krize bile dayanabilecek yapıda değil. 

15 Eylül 2015 Salı

Aylan bebeği kim öldürdü?

Tüm dünya 2 hafta önce minik cesedi Bodrum sahiline vuran Aylan Kürdi’nin bebek masumiyetiyle karşılaştığı vahşet karşısında sarsıldı. Batı kamuoyunun insafsız kuralları bile Aylan bebeğin vicdanlarda yarattığı tepki sonucu esnemek zorunda kaldı. Bu esnemenin oluk oluk kanayan bu yaraya ne kadar merhem olacağı şüpheli. 
Yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda kalan ve sonu belli olmayan bir trajedinin içine sürüklenen Suriyeli mültecilere insani yardımın yaygınlaşması ve artırılması, tüm dünya için acil bir insanlık görevi. Ancak milyonlarca masum insanı böyle acımasız bir hayata sürükleyen savaşın gerçek neden ve suçlularını da ortaya çıkarmak aynı ölçüde önemli. 
Suriye’deki iç savaş dışarıdan bakınca ya bir mezhep savaşı ya da Esad’ın baskıcı rejimine karşı özgürlük ve demokrasi yanlılarının başkaldırısı olarak görülüyor. Son olarak buna çığırından çıkmış IŞİD vahşetini de ekleyebiliriz. Bunlar biraz da işin bize gösterilmek istenen yanı. 
Bize gösterilmek istenen yanın ardında aslında büyük bir global enerji savaşı var. Ve bu savaş, milyonlarca Suriyelinin hayatını karartma pahasına, kirli bir savaş haline geldi.