13 Eylül 2010 Pazartesi

Dünya değişti, IMF reçetesi 40 yıldır değişmedi


Geçtiğimiz hafta IMF’nin 4. Madde kapsamında hazırladığı Türkiye raporu açıklandı. IMF raporunun mali kuralın gecikmeden yasalaştırılması isteği dışındaki önerileri pek tartışma gündemine gelmedi. IMF, bütçeden para politikasına, bankacılıktan çalışma yaşamına kadar değişik alanlarda çeşitli reçeteler ortaya koyuyor.
IMF’nin değişik sorunlar için ortaya koyduğu çözüm önerileri içinde en somut olanlarının emek kesiminin aleyhine düzenlemeler olması dikkat çekiyor. IMF, cari açığı Türkiye ekonomisinin en fazla risk oluşturan sorunu olarak görüyor. Buna karşı önerdiği çözüm ise asgari ücretin düşürülmesi, işten çıkarmaların kolaylaştırılması.
IMF ve reçeteleri, 1970’ten bu yana 40 yıldır Türkiye’nin en temel gündemlerinden birisi oldu. 40 yılda sayısız stand-by anlaşması, sayısız IMF reçetesi gördük, geçirdik. Bu süre içinde dünya altüst oldu; Sovyet bloku dağıldı; iletişim, bilişim ve diğer teknolojik gelişmeler sosyal hayatı ve ekonomiyi bambaşka yerlere getirdi; finans piyasaları bir başka boyut ve hız kazandı; dünya ekonomisi, çok uluslu dev şirketlerin yönetiminde yeniden yapılandı; dünya tarihinin en kapsamlı ve karmaşık krizlerinden birisinin içine yuvarlandı...
Herşey altüst olurken ve boyut değiştirirken IMF reçetelerinin değişmediğini görmek, müthiş bir çelişki ama şaşırtıcı değil. 1970’te de reçetenin özü, krizin faturasını emek kesiminin sırtına yıkmaya dayanıyordu, 2010’da da...
İşte IMF’nin 2010 yılında önümüze koyduğu reçete:
ÇALIŞMA YAŞAMI – “Asgari ücret, Türkiye’nin eşi olan ülkelere göre çok yüksek.” IMF’nin Türkiye’nin eşi olarak gördüğü ülkeler ise Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovenya ve Baltık ülkeleri. “Asgari ücret düşürülmeli. Doğu, Güneydoğu gibi daha yoksul bölgelerde daha düşük bölgesel asgari ücret uygulanmalı. Kıdem tazminatı düşürülmeli. Emeklilik yaşının yükseltilmesinde geçiş süreci hızlandırılmalı. İşgücü piyasası esnekleştirilmeli, yani işten çıkarmalar kolaylaştırılmalı, taşeronlaştırma ve geçici istihdam benzeri uygulamalar geliştirilmeli.” Sözkonusu esneklik uygulamalarının çalışanların sosyal haklarını ve örgütlenme imkanlarını zaafa uğratacağı biliniyor.
MALİYE POLİTİKASI –Mali kural yasası gecikmeden çıkartılmalı ve 2011 bütçesinde uygulanmalı. 2010’daki gelir artışı, tasarruf edilmeli. Mali kural, yıliçi düzeltici önlemler, bütçe hazırlık ödeneklerinin daha muhafazakar tutulması ve yerel yönetimlerle koordinasyona ilişkin mekanizmalarla güçlendirilmeli. Krize karşı alınan mali destek programları geri çekilmeli.” IMF ayrıca mali kural formülündeki orta vadeli büyüme hızının yüzde 5, değil 4 olmasını daha uygun buluyor. Bu da bütçenin, mali kural tasarısının öngördüğünden bile daha az büyüme dostu olması, yatırım ve kamu çalışanlarının maaşları konusunda daha tutucu olması anlamına geliyor
PARA POLİTİKASI –Piyasadaki fazla likidite çekilmeli ve geniş bir parasal sıkılaştırmaya gidilmeli. Günlük döviz alım ihalelerinde miktar yükseltilmeli.” Bunları Merkez Bankası zaten uygulamaya sokmuş bulunuyor. IMF uzmanları, Merkez Bankası’nın faiz artırımına başlamasını da öneriyor, ancak bu öneriye IMF direktörlerinin çoğunluğu katılsa da tamamı katılmıyor.
BANKACILIK –Kriz döneminde gevşetilen kredi ve likidite kuralları hızla sıkılaştırılmalı, denetim sistemi güçlendirilmeli, bankalar daha güçlü bir stres testinden geçirilmeli.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder